beyinhastaliklari.com https://www.beyinhastaliklari.com Beyin, Beyin Hastalıkları Belirtileri ve Tedavisi tr-TR hourly 1 Copyright 2018, beyinhastaliklari.com Tue, 16 Aug 2016 00:00:00 +0000 Sat, 15 Dec 2018 00:00:00 +0000 60 Beyin Anevrizması https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-anevrizmasi.html Fri, 05 Oct 2018 19:51:47 +0000 Beyin Anevrizması, beyinde olan atardamar duvarındaki zayıflama nedeniyle oluşan balonlaşmadır. Daha çok damarlardaki çatallanma olan bölgelerde görülür. Balonlaşan yapının damarlara nazaran dayanıksız olması, yırtılarak be Beyin Anevrizması, beyinde olan atardamar duvarındaki zayıflama nedeniyle oluşan balonlaşmadır. Daha çok damarlardaki çatallanma olan bölgelerde görülür. Balonlaşan yapının damarlara nazaran dayanıksız olması, yırtılarak beyinde kanamaya yol açarak yaşamsal tehlike oluşturabilir. Beyin anevrizması doğuştan damarlardaki gelişme bozukluğundan ya da damar sertliği, yüksek tansiyon, kafa travması ve çeşitli enfeksiyonlar nedeniyle olabilir. Anevrizma daha çok beyin tabanında gelişir ve bölgedeki beyin omurilik sıvısında kanamaya yol açar. Anevrizmada kanama riski yıllık % 1 oranındadır. Bu kanamalar subaraknoid kanama olarak adlandırılır. Kanamaların inme, koma hali ya da ölüme neden olma riski bulunmaktadır.

Beyin anevrizması tipleri

Sakküler anevrizmalar (Kese biçimli): Bu en fazla görülen anevrizma tipidir Beyin tabanındaki büyük damarlarda olan çatallaşan bölgelerde meydana gelir. Çatallanma yerinde damar çeperi daha fazla basınca maruz kalır. Sabit basıncı etkisiyle damar duvarında daha fazla hasar oluşur ve balonlaşma meydana gelebilir. Bu tür beyin anevrizmaları yıllar içinde gelişim gösterir. Bu nedenle anevrizmanın yırtılma olasılığı yaş ilerledikçe artar. Yaşın ilerlemesiyle birlikte damar yapısı bozulduğu için damar duvarı esnekliğini yitirir. Bu da anevrizma oluşmasında etkili olabilir.

Fuziforma anevrizmalar (İğ biçimli): Bu tür anevrizmada damarın uzunca kısmını içine alan iğ biçiminde genişleme meydana gelir. Bu anevrizmalarda yırtılmadan kaynaklı kanama olabilir. İlerleyen aşamada genişleyerek çevre beyin dokusunda baskıya neden olur ya da içinde gelişen pıhtılaşmadan ayrılan kalıntılar beyin damarlarında emboli yani tıkanmaya neden olarak, inme gibi sonuçlar doğurabilir.

Mikotik anevrizmalar (İltihap nedeniyle oluşanlar): Bu tür anevrizmalar nadiren görülür. Damardaki mikrobik hastalık sonucunda gelişir. Biçimleri keseye benzer. Damar duvarında hasara neden olan iltihaplanma duvarın zayıflamasına yol açar. Bu şekilde yırtılma ve anevrizma riski ortaya çıkar. En fazla kalp romatizması diye bilinen subakat bakteriyel endokarditin nedeniyle bu anevrizmalar oluşur.

Travmatik anevrizmalar (Kaza sonucunda oluşanlar): Bunlar kaza sonucunda beyin damarlarında oluşan beyin anevrizması türleridir.Travma olan bölgede zayıflayan damar duvarında yırtılmalar meydana gelebilir.

Beyin anevrizmasının toplumdaki yaygınlığı ve nedenleri 

Beyin anevrizmasından kaynaklanan beyin kanamasının görülme sıklığı yılda 100.000 kişide ortalama 10-15 kişi kadardır. Ülkemizde de yılda yaklaşık 10.000 kişinin anevrizma kaynaklı beyin kanaması geçirdiği kabul edilir. Hastaların ortalama üçte biri daha sağlık kuruluşuna gidemeden kaybedilir. Sağlık kuruluğuna gidebilen hastalarında ölün oranı yaklaşık % 25-40 seviyesindedir. Buna göre beyin anevrizması nediyle beyin kanaması geçiren hastaların yaklaşık yarısı kaybedilmektedir. Bu nedenle henüz kanama olmadan hastada risk taşıyan beyin anevrizmasının erken tanısı ve tedavi edilmesi önemli hale geliyor.

Beyin anevrizması her yaş grubunu etkileyebilir. Fakat 25 yaş ve üzeri kişilerde daha sık görülür. Toplumda yaygınlığı daha çok 50-60 yaş arası kişilerdedir. Kadınlarda erkeklere göre 3 kat fazla görülür. Eğer ailede beyin anevrizması hikayesi varsa kişinin daha riskli olduğu söylenebilir. Ayrıca bir kişide birden fazla anevrizma varsa kanama riski daha yüksek olur.

Beyin anevrizması nedenleri kesin olarak bilinmese de, bazı faktörlerin riski arttırdığı bilinmektedir. Bu faktörler arasında yüksek tansiyon, şeker hastalığı, sigara kullanımı, damar sertliği gibi kan damarlarında hasar olması, genetik yatkınlık, bazı enfeksiyonlar, aşırı alkol tüketimi sayılabilir.

Beyin anevrizması belirtileri

Beynin anevrizması sonucu kanaması olan hastalarda ortaya çıkan]]> Beyin Tomografisi https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-tomografisi.html Sat, 06 Oct 2018 12:46:07 +0000 Beyin tomografisi; kaba bir tabir ile insan beyninin bilgisayar yardımıyla ya da X ışınları sayesinde görüntülü hale getirilmesi işlemine denir. Üç boyutlu nesne iki boyutlu olarak görüntülenebilir. Beyin tomografisi Beyin tomografisi; kaba bir tabir ile insan beyninin bilgisayar yardımıyla ya da X ışınları sayesinde görüntülü hale getirilmesi işlemine denir. Üç boyutlu nesne iki boyutlu olarak görüntülenebilir. Beyin tomografisi pek çok yönteme göre en hızlı tanıyı veren görüntüleme yöntemidir. Beyin tomografisi ışınlar aracılığıyla görüntü sağlayan bir alet aracılığıyla radyoterapistler tarafından çekilir. Pek çok hastalığın teşhisinde özellikle de önemli olan beyin hastalıklarına tanı konulmasında oldukça önemli bir yer sahip olan beyin tomografisi kendinden beklenilen fayda göz önünde bulundurularak zararı ile orantılı uygulanmalıdır. Çünkü tomografi işlemi radyasyon yaydığı için kanser hücresi oluşumuna ya da bu hücrelerin gelişmesine neden olmaktadır. Bu nedenle ülkemizdeki sağlık kuruluşlarının bu birimlerinde çalışan personelin işlem sırasında en az düzeyde radyasyona maruz kalmalarını sağlamak için tedbirlerin alınması ve mesleki risk nedeniyle sosyal hayatta da güvencelerinin daha da arttırılması gerekmektedir. 
   
Beyin tomografisine daha çok beyinde bulunan tümörlerin teşhisinde başvurulur. Tomografi uygulanacak olan kafa bölgesi aletin içerisine yerleştirilir. Oldukça basit bir görüntüleme şeklidir. Hastanın acı ve ağrı hissetmesi gibi bir durum da söz konusu değildir. Ancak beyin tomografisi çekimi esnasında hastanın hareket etmemesi, uyumaması gerekir. Bu nedenle de tiroid ya da kalp rahatsızlığı olanlar ile kapalı yerde kalamayan insanlar için biraz meşakkatli bir işlem olacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Özellikle çocuklarda uygulanması bu nedenle oldukça zordur. Çocuklarda beyin tomografisi çekilebilmesi için uyku halinde olması ya da uyutulması işlemin uygulanmasını kolaylaştıracaktır. Ayrıca radyasyona maruz kalındığından emziren bayanların beyin tomografisinden itibaren belirli bir süre bebeği emzirmemesi gerekir. Hamilelerin ise beyin tomografisi çektirmesi bu nedenle yasaktır. 

Beyin tomografisi çeşitleri:  
  • İlaçlı tomografi: İlaçlı beyin tomografisi beyinin incelenen kısmının daha iyi görüntülenmesinin sağlanması için vücuda madde enjekte edilmek suretiyle uygulanır. Pek çok tıbbi yöntemde olduğu gibi bu tanı yönteminin de birtakım yan etkileri bulunmaktadır. Bu nedenle hastanın vücudunun beyin tomografisi uygulanmadan önce kendisine uygulanacak ilaca karşı bir tepki verip vermeyeceğinin çok iyi araştırılması gerekmektedir. Ayrıca tomografi ve verilen ilacın yan etkilerinin en aza indirilmesi için bol sıvı tüketilmesi gerekmektedir. 
  • İlaçsız tomografi: Bu yöntem klasik tomografi şeklidir. Beynin daha geniş kısımları ile ilgili yapılan tetkiklerde bu yöntem tercih edilir. Tomografi öncesinde hastaya herhangi bir ilaç yüklemesi yapılmaz. Bu yöntemin yan etkisi sadece radyasyondan kaynaklanan etkilerdir. 
Beyin tomografisine hangi durumlarda başvurulur

İnsan vücudunda oldukça hassas olan organların başında gelen beyinden çektirilecek tomografi ile en çok beyinde yer alan urların tespiti ve boyutlarının ölçümü amaçlanır. Beyin kanaması, beyin biyopsisi, kafa yaralanmaları ve bebeklerde yaşanan hidrosefalus gibi hastalıklar için de düzenli olarak başvurulan bir yöntemdir. Birden gelişen dil sürçmeleri, kontrol ve denge güçlüğü, ani ve geçici görme-işitme kayıpları beyinden kaynaklanabileceğinden böylesi durumlarda da beyin tomografisi çekilir.

]]> Beyin Emarı https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-emari.html Sat, 06 Oct 2018 16:22:05 +0000 Beyin Emarı; hastanın beyninde olan metabolitlerin beyne dağılımını ve miktarını ölçerek belirleyen manyetik rezonans ölçmeye yarayan bir yöntemdir. Yani kısacası MR olarak tıp dilinde söylenir. Beyi emarı hastanın beynind Beyin Emarı; hastanın beyninde olan metabolitlerin beyne dağılımını ve miktarını ölçerek belirleyen manyetik rezonans ölçmeye yarayan bir yöntemdir. Yani kısacası MR olarak tıp dilinde söylenir. Beyi emarı hastanın beyninde oluşan kist ve kitlelerin ayırımında yani abse, tümör, ur, habis, demiyelinizan hastalık olarak ne olduğunu ayırt  etmek için kullanılan tıbbi bir yöntemdir. Beyin emarı metabolitlerin kompozisyonlarında olan farkların grafik olarak gösteren sistemdir. Beyin emarı hastanın beyninde oluşan rahatsızlığın çok rahat ve yararlı olarak incelenmesi demektir. Beyin emarı hastanın beyninde oluşan hastalıkların çeşitlerini ve oluşan tümörlerin derecesini ve bu dereceye göre hastaya uygulanacak tedavinin hangi yönlü planlanacağını ve nasıl bir plan yapılacağı yönünde hastanın hayatı için hayati önem taşımaktadır. Beyin emarı ayrıca gerek cerrahi gerek ise radyoterapi yöntemleri ile tedavi edilmiş kişilerin çok rahat takip edilmesi ve hastalığın tekrarlaması ve tedavi sürecinde hastanın beyninde oluşan hasarın araştırılmasında çok kritik rol oynamaktadır. Beyin emarı hastanın beyin dokusunda kanama ve tıkanması gibi durumların gösterebilen modern iki yöntemden biri beyin emarı dır. İkincisi ise bilgisayarlı tomografidir. Bu iki önemli yöntemden en önemlisi ise beyin emarıdır. Çünkü beyin emarı beyinde oluşan kanama ve tıkanmanın beynin neresinde olduğunu bu rahatsızlığın kanamaya mı yoksa tıkanmaya mı bağlı olduğunu ortaya koyabilen ayrıca bu rahatsızlığın ne derecede olduğunu belirlemek için kullanılan ileri bir tıp yöntemidir. En önemlisi de yine hastanın beyninde oluşan inmeye benzeyen beyin rahatsızlıklarını ayırt etmek için kullanılan en etkili yöntemdir. Beyin emarı sayesinde hastanın beyninde bulunan damarlarının ne durumda olduğunun anlaşılması için kullanılan yöntemdir. Beyin emarı beyinde oluşan damar kanamalarını görmek ve cerrahi operasyon kararı vermek için kullanılan en etkili yöntemdir.

Beyin Emarı Nasıl Çekilmektedir,

Beyin emarı dalında uzmanlaşmış teknisyenler tarafından hazırlanan raylı bir sistem olan kızağa yatırır. Hastanın baş kısmı emar görüntüsü alan görüntü sağlayıcıya diye bilinen aparat içerisine alınır. Ve hastanın emar çekilecek baş kısmının hareket etmemesi için yan kısımlardan desteklenir. Emar aletinin çok şiddetli ve yüksek oranda ses çıkarmasından dolayı hastanın rahatsız olmaması için uzman tarafından hastaya kulaklık verir. Emar makinesi hastanın baş kısmı içeri gelecek şekilde ileri alınır ve teknisyen tarafından emar cihazı çalıştırılır. Ve beyin emarı çekilmeye başlanır.

Beyin Emarı Kaç Dakika Sürer,

Çok eskilerde modern tıp ilerlemediğinden emar çekimi çok daha uzun süre sürmekteydi. Faka şimdi Gelişen ve ilerleyen tıp sayesinde kısa sürede beyin emarı çekilmektedir. Bu süre yaklaşık olarak 15 yada 20 dakika sürmektedir bu kadar kısa bir sürede içerisinde hızlı ve net bir görüntü sağlanmaktadır. Ayrıca emar süresi emar çekilen bölgeye ve yere göre değişiklik göstermektedir.
]]>
Beyin Sıvısı https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-sivisi.html Sun, 07 Oct 2018 00:56:12 +0000 Beyin sıvısı, Omur iliğin ve beynin içerisindeki boşluklarda ve bu yapıları çevreleyen zarların arasında bulunan sıvıya beyin sıvısı denir. Kısaca ismi BOS yani beyin omur ilik sıvısı denir. Normal şartlarda içerisinde mi Beyin sıvısı, Omur iliğin ve beynin içerisindeki boşluklarda ve bu yapıları çevreleyen zarların arasında bulunan sıvıya beyin sıvısı denir. Kısaca ismi BOS yani beyin omur ilik sıvısı denir. Normal şartlarda içerisinde miko organizma içermez. Bu sıvı berrak bir sıvı halindedir ve çeşitli katmanlardan oluşan zar yapının içinde kalması ve dış ortamı ilişkisinin olmaması gerekir. Beyin ve omur iliği çevreleyen zar yapısının en güçlü, koruyucu özelliği olan katmanı en dışta bulunur. Dışarıda bulunan bu katmanın adı dura tabakasıdır. Çeşitli nedenlere bağlı olarak dura tabakasında hasar oluşması sonucunda beyin sıvısının dış  ortama sızması yani beyin sıvısı kaçağı yada beyin sıvısı fist tülü, bu sızıntıların burun ve çevresindeki sinüz boşluklarına doğru olması sonucunda burundan berrak bir akıntı gelir. Beyin ve burun sinüz boşlukları arasındaki boşluk anotomik olarak yapılar arasındaki kemik duvarının bazı bölgelerde çok ince ve kırılgan olması nedeniyle bu bölgede beyin sıvısı kaçağı oluşma riski yükselmektedir. Burun ve sinüzlerde bulunan bu steril olmayan ortamdaki mikro organizmalar hasarlı bölgeden beyin zarı içerisine geçmesi sonucunda beyin zarı iltihabı yani menenjit, beyin içinde apse ve beyin dokusu iltihabı gibi çok ciddi sonuçlara neden olabilmektedir. 

Beyin sıvısı kaçakları neden olur, 
  • Endoskopik sinüz ameliyatları başta olmak üzere komşu bölgelere yapılan cerrahi müdahale sonrasında istemeden meydana gelen travmalar sonucunda oluşabilir. 
  • Kafaya yada yüze gelen darbeler sonucunda dura tabakası ve dura tabakasına komşu kemik yapılarında oluşan kırılmalar sonucunda oluşur. Dura bölgesine yada komşu bölgede genellikle kötü huylu olan tümörlör etki eder. 
  • Dura bölgesini çevreleyen kemik yapılardan doğumsal olarak bulunan zayıf noktalar ve açıklıklar. Beyin sıvısı kaçağını nedenlerini beraberinde getirir. 
  • Bazen nedeni saptanamayan sebeplerden dolayı beyin sıvısında kaçaklar oluşabilmektedir. 
Beyin sıvısı kaçağı tanı ve tedavisi, 

Öncelikle kişide kafa travması, burun ve sinüz bölgesindeki ameliyat hikayesi olan hastalar başta olmak üzere öne eğilirken çift taraflı veya tek taraflı akan berrak akıntı beyin sıvı kaçağı ihtimalini akla getirip vakit kaybetmeden ve ihmal etmeden doktora görünmesi ve şikayetini belirtmesi gerekmektedir. Özellikle sinüz ameliyatı olan hastalarda ameliyat bölgesinin endoskopik koyarak değerlendirilmesi beyin sıvı kaçağı tanısına yardımcı olur. Kesin olarak tanı konulması için burundan akan berrak sıvının laboratuvar da analiz edilmesi sonucu konulmaktadır. Eğer tanı kesinleşir ise tedavinin planlanabilmesi için hangi bölgede kaçak olduğu tespit edilmesi gerekir. Bu ise bilgisayarlı tamokrafi, MR başta olmak üzere değerlendirmeler yapılır. Muayene sonucunda beyin sıvısı kaçağının durdurulması için oluşan hasarın su geçirmeyecek şekilde onarılması gerekir. Bu ise günümüz cerrahisinde burun içerisinden yapılan müdahalelerle mümkündür. Operasyon yapılırken vücut dan elde edilen yağ, kıkırdak,kemik, lamel ve fasia gibi küçük doku parçaları kullanılarak onarım yapılır. Operasyon kısa iyileşme süresine sahiptir. Ameliyat sonrası dönemde çok az risk taşır ve %95 ile %97 arasında başarı sağlar. Sizde vakit kaybetmeden doktora gidip tedavinizi yaptırın.
]]>
Beyin Sapı Tıkanması https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-sapi-tikanmasi.html Sun, 07 Oct 2018 11:50:16 +0000 Beyin Sapı Tıkanması, Beyindeki damarların tıkanıklığı anlamına gelen, boyun ve kafa içerisinde bulunan damarlar yolu ile beyin ve beyinciği besleyen damarların tıkanması durumudur. Damar tıkanıklıkları vücudu Beyin Sapı Tıkanması, Beyindeki damarların tıkanıklığı anlamına gelen, boyun ve kafa içerisinde bulunan damarlar yolu ile beyin ve beyinciği besleyen damarların tıkanması durumudur. Damar tıkanıklıkları vücudun başka yerlerinde meydana geldiği takdirde hiç bir sıkıntıya sebep olmazken beyinde damarlarında meydana geldiğinde inme, felç dediğimiz durumlara sebep olabilir. Beyin ve beyinciğe giden 4 adet atar damar bulunmaktadır. Aort damarları kanı kalpten vücuda pompalayan damarlardır. Boyundan geçen bu damarlar kafa içerisine ulaşmaktadır. 4 tane atardamardan 2 tanesi şah damar dediğimiz damarlardır. 2 tanesi de vertebral damar denilen damarlardır. Şah damarlar çene ile aynı seviyeye geldiklerinde harici ve iç damar olmak üzere 2 bölüme ayrılırlar. Harici damarlar kafatası ve yüzü, iç damarlar ise beyni beslerler. 2 adet olan iç damar kafanın içine farklı 2 damar olarak girerken , vertebral damarlar ile birleşerek "baziler "atardamar denilen damarı oluşturmaktadırlar. İç şah damarlar beyini besler iken, baziler damarlar ise beyin sapını ve aynı zamanda beyinciği beslemektedir. İç şah damarlar ve baziler damar çok ince damarlar vasıtası ile birbirlerine bağlanırlar. Bu eşsiz uyum sayesinde birinde tıkanma oluşursa diğeri devreye girer ve hem beynin hem de beyinciğin kansız kalması durumunu engellerler.

İnme yada felç dediğimiz durumun en önemli sebeplerinden biri beyin kanaması diğeri ise beyin sapındaki damar tıkanıklığıdır. Bu tıkanma durumu en çok iç şah damarın çene paralelindeki bölümde meydana gelir. Buna bağlı olarakta baziler damar ve vertebral damarlarla, kafa içindeki minik damarlarda meydana gelir.  Tıkanıklığın çok yavaş ilerlediği hastalarda vertebral damar ve şah damarın tıkanması hatta birkaçının birden tıkanması önemli şikayetlere yol açmayabilir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi şah damarlar ve baziler damar irtibat halinde olup uyum içinde çalıştıklarından dolayı tıkanıklık durumların da çok daha fazla uyumlu hale gelerek beyin sapı damar tıkanıklığının olduğu bölgeyi ek olarak beslerler. Fakat bazı kişilerde bu iki damarın uyumu doğuştan eksiktir. Bu kişilerde tıkanıklık yavaş ilerlese bile, mutlaka sorun yaratır. Beyin sapı tıkanıklıkları belli süre devam eden ya da sürekli devam eden inmelere yol açmaktadır. Belirli süreli geçici inmeler genellikle 24 saat gibi bir sürede hastada herhangi bir iz bırakmadan geçip gider. Damar tıkanıklığı oluşan bölgede kan basıncının azalması sebebi ile minik pıhtılar oluşur. Bu  durumda kol ve bacakta hissizlik, gözlerde sıkıntı, denge kaybı, konuşmada aksama gibi durumlar söz konusu olur. Oluşan minik pıhtılar erimeye başladıkça ve kan basıncı normal hale dönmeye başladıkça şikayetlerde kaybolmaya başlar. Beyin sapı tıkanıklığında bu geçici inme durumları bu hastaların dörtte birinde kalıcı inmeyi haber verebilir ve kalıcı inme oluşturabilir.

]]>
Beyin Kanseri Ameliyatı https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-kanseri-ameliyati.html Mon, 08 Oct 2018 04:07:54 +0000 Beyin Kanseri Ameliyatı, (malign) kötü huylu (benign) iyi huylu tümörü bulunan hastaların baş vurduğu cerrahi bir durumdur. Tümörler kafa tası içerisinde büyüyerek bulundukları yere baskı yaparlar. Kava tasına doğru yer bul Beyin Kanseri Ameliyatı, (malign) kötü huylu (benign) iyi huylu tümörü bulunan hastaların baş vurduğu cerrahi bir durumdur. Tümörler kafa tası içerisinde büyüyerek bulundukları yere baskı yaparlar. Kava tasına doğru yer bulamayınca beyne doğru basınç yaparlar. Yapılan bu basınç insan vücudunun değişik organlarda ağrı şeklinde belirtiler meydana getirir. Bu belirtiler, baş ağrısı, ani bayılmalar, vücudun bazı yerlerinde kısmi felçler, bulantı ve kusmalar, bazı organlarda yetenek kaybı, kişilik bozuklukları gibi hastada şikayetler başlar. Beyin tümörleri iyi huylu olsun veya kötü huylu olsun cerrahi olarak tedavi edilirler. Fakat beyinin öyle bir yerine yerleşmiş tümörler varki bu bölgelere dokunulduğunda hayati tehlike söz konusu olduğundan ameliyat yapılmaya bilir. Böyle hastalarda tedavi ancak kemoterapi veya ışın tedavisi şeklinde uygulanır. Ancak  (metastaz) vücudun diğer bölgelerinde oluşan tümörlerin beyne yayılması kötü huylu tümör diye adlandırılır, hasta ameliyat olsa bile sonuç değişmez genelde akciğer kanseri beyne yayıldığında ışın ve kemoterapi uygulanır. İyi huylu (benign) tümör beyinde gelişmesi ve büyümesi çok yavaş olduğundan, beyin dokusundan rahatlıkla ayrıldığından ve ameliyatla tamamı çıkarılabilen bir tümördür. Ameliyat sonrası sonuç mükemmeldir. 

Beyin Kanseri Ameliyatı İlk Aşama,

Beyin kanseri ameliyatında ilk aşama  ameliyat olmadan önce hastalığın gelişme aşamasına ve beyinde oluşan tümörün büyüklüğüne  ve tümörün hangi çeşit olduğu tespit edilir. Radyasyon veya kemoterapi tedavisi uygulanır. Eğer hasta kemoterapiye cevap vermiyorsa ameliyat için son incelemeler yapılır. Hastaya gerekli bilgiler verilir, ameliyat sonrası oluşabilecek riskler hasta ve hasta yakınına anlatılır. Öncelikle hastanın kafa tasının hangi bölümünden ameliyat olacaksa o bölgedeki saclar kazınır, hastanın ameliyat esnasında kafatasının oynamaması için çivili bir kask takılır, ameliyat edilecek bölge iyice temizlenir ve steril hale getirilir. Genel anestezi yapılarak hasta uyutulur, kafatası derisi yüzülerek kafatası kemiği açığa çıkartılır, daha sonra bir kesici aletle tümörün olduğu alandaki kafatası kemiği kesilerek alınır tekrar konmak için sterile bir yere konur, beyni etrafını çevreleyen zar dokusuna zarar vermeden daha önce yeri tespit edilen tümör mikroskop yardımıyla çıkartılır. Kafa tasından kesilen kemik parçası tekrar yerine takılır ve kafatası derisi dikilerek ameliyat bitmiş olur. Hasta yoğun bakım ünitesinde gözetim altına alınır. Beyin ameliyatından sonra en çok görünen rahatsızlıklar, halsizlik, yorgunluk, baş ağrısı en büyük risk ise beyin dokusunda kanama eğer kanama belirtileri görünürse hastanın hemen ameliyata alınması gerekir. Ayrıca hasta ameliyatta enfeksiyon kapmış olabileceğinden ilaç tedavisi uygulanır. 
]]>
Beyin Dalgaları https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-dalgalari.html Mon, 08 Oct 2018 08:44:16 +0000 Beyin dalgaları, oldukça karmaşık bir yapıya sahip olan insan beynini daha ilginç hale getirmektedir. Beyinde gerçekleştirilen zihinsel aktivitelere göre bir takım frekanslar bulunmaktadır. Bu elektrik sinyalleri ancak Beyin dalgaları, oldukça karmaşık bir yapıya sahip olan insan beynini daha ilginç hale getirmektedir. Beyinde gerçekleştirilen zihinsel aktivitelere göre bir takım frekanslar bulunmaktadır. Bu elektrik sinyalleri ancak alıcılar sayesinde ölçülebilir ve açığa çıkan bu sinyallere bilim dünyasında beyin dalgaları adı verilir. Bu dalgaların gücü aslında çok zayıf ama etkilidir.1 voltun milyonda biri kadar bir voltaja sahip olduğunu söylemek abartı olmaz. Bazı faaliyetlerimizde ise dalgaların bir kısmı neredeyse yok gibidir. Örneğin derin bir uykuda iken alfa dalgası salınmaz.

Beyin dalgaları çeşitleri nelerdir

Bilinen 4 çeşit beyin dalgası vardır. Bunların işlevleri birbirlerinden oldukça farklıdır. Bunlar delta, beta,  alfa,  tetadır.

  • Delta dalgaları: Beyin dalgaları içerisinde frekans gücü en düşük olanıdır. Bu dalganın çalışması oldukça düzensizdir. Zihnin aktif olarak çalışmadığı ya da derin uykuda iken yayılır. Örneğin henüz uyku moduna geçmeden uyku halinin çökmesi anında düşük frekanslı beta, derin bir uyku hali başlayınca da delta yayılmaya başlar. Bu beyin dalgası saniyede 4 kez dalgalanır ve en yavaş titreşim yapan dalga türüdür.
  • Alfa dalgaları: Alfa dalgaları daha çok rahatlama anında ya da heyecanın azaldığı durumlarda devreye girer. Örneğin yorucu bir işe ara verip biraz sakinleşmeye geçtiğiniz anda alfa dalgalarının etkisine girersiniz. Diğer bir ifade ile yaşam içerisinde çok fazla aktif olmadığımız, düşük efor gösterdiğimiz durumlarda yayılır.
  • Beta dalgaları: İnsanoğlunun en çok iç içe olduğu beyin dalgasıdır. Bir işle uğraşırken örneğin öğretmenlik mesleğini icra ederken, öğrencilere ders anlatırken yayılan dalga beta dalgalarıdır. Heyecan arttıkça, stres ya da beynimizi bir yere yoğunlaştıramadıkça beta dalgası frekansı daha da artar.
  • Teta dalgaları: Zihnin daha çok bilinçsiz olduğu hallerde yayılan dalgadır. Frekansı oldukça düşüktür. İnsanın fark etmeden bastırdığı bir takım duyguları su yüzüne çıktıkça frekans artar. İnsan beyninin yaratıcılığı için bu dalgalara ihtiyaç vardır. Uykuya geçerken de yayılır. Eğer bu dalda yayılmaz ise uykuya geçiş zorlaşır ve uykusuzluk problemi yaşanmaya başlar. Teta dalgaları insan hayatı için deltadan donra ikinci derecede hayati öneme sahiptir.
Beyin dalgaları arasındaki geçişlerin oldukça yumuşak gerçekleştirilmesi gerekir. Beyin dalgalarının gücünü artırmak mümkündür. En basit ifadeyle düzenli bir hayat tarzı bile beyin fonksiyonlarımızın daha düzenli çalışmasını sağlayacaktır. Örneğin son zamanlarda yapılan bir takım araştırmalarda insan beyninde yayılan beyin dalgalarının ibadet gibi dini vecibeleri yerine getirirken daha farklı frekanslar yaymaya başladığı ortaya çıkartılmıştır.

]]>
Beyin Jimnastiği https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-jimnastigi.html Mon, 08 Oct 2018 10:42:11 +0000 Beyin jimnastiği, birden fazla kişinin bir araya gelerek bir konu hakkında fikirlerini tartışmadan açıklayarak, birbirleriyle fikir teatisinde bulundukları, bireyin yaratıcı düşünme gücünü geliştiren bir öğretme tekni Beyin jimnastiği, birden fazla kişinin bir araya gelerek bir konu hakkında fikirlerini tartışmadan açıklayarak, birbirleriyle fikir teatisinde bulundukları, bireyin yaratıcı düşünme gücünü geliştiren bir öğretme tekniğidir. Beyin Jimnastiği, tıpkı vücudumuzun herhangi bir yerinde için yaptığımız bir egzersiz olarak kabul edebiliriz. Mesela bacak kaslarının gelişmesi için bacaklarımızla ağırlık kaldırıp koşu yapabiliriz veya bisiklet sürerek geliştirebiliriz. Beyinde de kaslar yerine hücreler mevcuttur. Beyin jimnastiği uygulayak bu hücrelerin çalışmasına yardımcı olabiliriz. Ne kadar farklı alanlara yönelirsek yönenelim o kadar çok beyin hücresi aktif hale gelmektedir. Fakat sürekli aynı alanlar aynı işlerle uğraşırsak beyin çok az hücresi aktif durumda olur. Bu durum da ise zamanla beyinde ki hücreleri yorup öldürebilir. Beyin jimnastiği yapmayanlar farklı bir konuyla karşılaştığında yorum yapmakta zorluk çekebilir.

Beyin Jimnastiği yapmak aslında çok kolay bir iştir. Bir matematik problemiyle uğraşmak, bilmeceler gibi alanlarda düşünme ve çözmek beyin jimnastiği yöntemlerinin en bilinen hallerindendir. Binlerce beyin jimnastiği yöntemi mevcuttur. Bir şarkının sözlerini düşünmek ve yorumlamak, satranç oynamak, yazı yazmak  bile beyin jimnastiği niteliğindedir. Bir yabancı dil öğrenmeye çalışabiliriz. Kısacası rutin hayatınızda ki her uğraşınız beyin jimnastiği olabilmektedir.

Beyin jimnastiği ile hayatımızı nasıl değiştirebiliriz

Basit egzersizlerle beyninizi yenileyerek hayatı her gün farklı yaşayıp daha genç be dinamik kalabilirsiniz.
  • Vücudumuzun farklı yöntemlerle sınayalım. Günlük hayatta hangi eli kullanıyorsak bir günlüğüne dişlerimizi fırçalamak, çayımızı karıştırmak, saçımızı taramak gibi basit işlerde ellerimizi değiştirelim. Okuduğunuz kitabı yan veya ters tutarak okumaya çalışmak beynin çok yönlü çalışmasını sağlayabiliriz.
  • Buzdolabımız açarak bir kaç saniye içine bakarak gözden geçirelim. Bunu bir kaç kez tekrar etmeliyiz. Bu başka durumlar için de tekrarlamalıyız. Örneğin; yurdumuzdaki eşyalar, bir mağazanın vitrinindeki kostümleri de deneyebiliriz. Büyüklüklerini, adetlerini, renklerini hatırlamaya çalışalım.
  • Bir kişiyi sorgulamak eleştirmek ve onu onurlandıracak iltifatlarda bulunmak ve empati özelliğini kullanarak var olan durumu tekrar gözden geçirelim.
  •  Kendimizi keyifsiz ve moralsiz hissettiğimizde, hayatta en çok önem verip ve olmasını istediğimiz şeyi hatırlayarak başarılı olmamız için neler yapabileceğimizi düşünmeliyiz. İstem dışı ne zaman olumsuz bir şey düşünürsek düşüneceğimiz küçük olumlu şeyler hayatımızı değiştirebilir.
  • Her gün empati kurarak kendimizi başkasının yerine az da olsa koyarak neler yapabileceğimizi hayal edebiliriz.
  • Günlük hayatımızda konsantrasyon ve esneklik kazanmak için farklı şeylerle uğraşıp farklı şeyler yapmalıyız. Alışverişleri farklı dükkanlardan yapmalıyız, eve gelirken farklı yolları kullanmalıyız. Başka spor dalları ile ilgilenmeliyiz kendimizi yeni komşulara tanıtmalıyız. Bunun gibi durumlar yaparak beynimizin geç kalmasını sağlayabiliriz.
]]>
Beyinde İltihap https://www.beyinhastaliklari.com/beyinde-iltihap.html Tue, 09 Oct 2018 06:33:40 +0000 Beyin İltihabı: Beyin iltihabı pek çok faktörlerden oluşabilen ve yaşam için tehlike oluşturan çok riskli bir durumdur. Tıp dilinde adı ensafalit olan bu hastalığa virüsler, bakteriler ve zehirler gibi bir çok faktörleri Beyin İltihabı: Beyin iltihabı pek çok faktörlerden oluşabilen ve yaşam için tehlike oluşturan çok riskli bir durumdur. Tıp dilinde adı ensafalit olan bu hastalığa virüsler, bakteriler ve zehirler gibi bir çok faktörlerin lenf yolu ile beyine ulaşması etkili olmaktadır. Lenf yolu ile taşınan enfekte edici bu maddeler beyine yerleşir ve beyinde iltihaplanma süreci başlarlar. İltihabın beyine yerleşimi, sinir dokularına olan yakınlığı ile iltihaplı bölgenin büyüklüğü beyin iltihaplarının risk durumunu belirlemektedir. Bu hastalığın sebepleri çok farklı olduğu gibi bölgesel olarak da farklı belirtiler sergilemektedir. 

Beyin İltihabının Nedenleri: 

Beyin iltihabına virüsler, mantarlar, asalaklar ve bakteriler neden olabilmektedir. Fakat ensafalit ismi genel olarak virüs kökenli beyin iltihaplar için kullanılmaktadır. Virüsler beyin ve beyin zarlarına etki ederek enfeksiyon oluşturmaktadır. Sonrasında bu enfeksiyon bütün beyin ve omuriliğe yayılarak komplike bir enfeksiyon meydana getirebilmektedir. Yaklaşık olarak kırk tür virüs beyin iltihabına neden olmaktadır.

Beyin İltihabı Belirtileri : 

Beyin iltihapları beyinde etkilediği bölgeye göre belirtiler göstermektedir. Fakat yaygın olarak beyin iltihabı olan hastalar uykuya eğilimli görülmektedirler. Bazı durumlarda ise uykuya eğilim yerine aşırı derecede uyarılma ile inatçı bir uykusuzluk hali görülebilmektedir. Uyuşukluk da bu hastalıkta yaygın olarak görülen başka bir durumlardandır. Farenjit, ensede hafif şişlik, her iki gözde görülen felç durumu, yüksek ateş, baş ağrıları, iştahsızlık,yorgunluk ve halsizlik görülen diğer belirtilerdir. Bazı hastalarda ise ateş hiç görülmez veya aniden yükselip aniden düşme şeklinde görülür. Bazı durumlarda ise ruhsal bozukluk sırasında görülebilmektedir. Gözleri etkilediği durumlarda ise hastanın göz kapaklarında düşme görülmektedir. Hasta uyandığı zaman göz kapaklarını kaldıramaz. Ayrıca gözlerde oluşan felçten dolayı göz küreleri içe doğru veya dışa doğru kayarak şaşılık durumu oluşturabilir.

Hastalarda şaşılığa bağlı olarak çift görme görülür. Gözde görülen bu felç durumu genellikle kalıcı olmaz. Hastada oluşan aşırı uyku hali ile beraber bir kaç gün içinde geçmektedir. Uyku hali iltihabın şiddetine göre değişiklik gösterir. Şiddetli olmayan durumlarda hasta dışarıdan gelen tepkilere karşılık vererek uyanır. Ağır vakalarda ise hasta sürekli uyuma eğilimi gösterirler. Otururken, yemek yerken bile uyku durumuna geçebilir. Dışarıdan gelecek tepkiler hafifse uyku durumu bozulmaz. Dışarıdan gelen müdahale çok sert olsa bile bir kaç saniye uyanık kaldıktan sonra tekrar uyku durumuna geçebilirler. Genellikle bu uyku durumu gündüzleri ortaya çıkar. Geceleri ise hasta uyumakta zorluk çeker ve çok huzursuzluk yaşar. Ruhsal bozukluklar durumunda ise karar vermede güçlük çeker, umursamazlık ve kaygı şeklinde ortaya çıkabilir. Kasların etkilendiği hallerde ise kaslarda aşırı bir gerginlik veya gevşeklik meydana gelmektedir. Bu hallerde ses tonu monotonlaşır yüz maske görünümü alır ve. Hareketlerde zorluklar meydana gelir. 

Beyin iltihabı tedavisi Nasıl Yapılır: 

Beyin iltihabının pek çok sebebi olduğu için özgün bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Hasta genellikle yatakta tutulur ve enfeksiyonun daha ileri gitmemesi için tedbirler alınır. Yüksek ateş ve baş ağrısı için aspirin tedavisi uygulanır. Ayrıca hastada oluşabilecek olan koma riskine karşı hastanın yüz üstü yatırılması faydalı olur. Böylece midede bulunanların akciğere kaçması engellenir. Yatak yaralarına karşı hastanın konumu sürekli değiştirilmelidir. Ayrıca beyin iltihaplarının virüs kökenli olanlarının en riskli durumlarından biri beyin ödemi oluşturmasıdır. Bu ödemler çevresinde bulunan damarlara ve dokulara baskı uygulayarak çok tehlikeli bir hal alabilmektedir. Bu nedenle bunun takibinin iyi yapılması gerekmektedir.

]]>
Beyin Pili https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-pili.html Tue, 09 Oct 2018 19:37:03 +0000 Beyin Pili; vücutta istemsiz hareket bozukluklarına neden olan bazı nörolojik hastalıklarda uygulanan başarılı bir tedavi yöntemidir. Parkinson hastaları sadece beyin piliyle hayata bağlanırlar. Parkinson hastaları ayakka Beyin Pili; vücutta istemsiz hareket bozukluklarına neden olan bazı nörolojik hastalıklarda uygulanan başarılı bir tedavi yöntemidir. Parkinson hastaları sadece beyin piliyle hayata bağlanırlar. Parkinson hastaları ayakkabılarını bağlayamaz, düğme bile ilikliyemezler onları ama beyin pili ameliyatı ile eski sağlıklı hayatlarına tekrar kavuşurlar. Hastalar, beyin pili ameliyatı gerçekleştikten sonra hastalığın başladığı ilk zamanki hallerine dönüyorlar ve normal hayatlarına kaldıkları yerden devam ediyorlar. Başka bir söyleyişle, beyin pili zamanı geri sarıyor. Ameliyata girmeden önce kaşık dahi tutamayan hasta, ameliyattan sonra özgürlüğüne kavuşmuş, sağlığına kavuşmuş oluyor.”

Beyin Pilinin Uygulanabildiği Hastalıklar Nelerdir
  • Parkinson Hastalığı
  • Distoni (Vücudun sürekli olarak istemsiz bir şekilde kasılarak büküldüğü bir hastalık grubu)
  • Tremor (Titreme hastalığı)
  • Epilepsi (Sara hastalığı)
  • Huntington hastalığı (Hareket koordinasyonunun ilerleyici olarak bozulduğu genetik bir hastalık

Beyin Pili Yöntemi Nasıl Uygulanılıyor

Beyin pili takıldığında, iki taraflı ameliyatlarda, beynin içerisinde tespit edilen o bölgelere iki adet elektrot yerleştirilir. Göğüs bölgesine cilt altına kalp pili gibi bir pil yerleştirilir ve cilt altından geçen uzatma bağlantıları ise elektrotlar pile bağlanır. Sistem tamamen kapalıdır ve dışarıdan görünmez. Sadece göğüs bölgesinde cilt altında bir kabarıklık görünür ve hissedilebilir. Sonra bilgisayar aracılığıyla hastaya iyi gelecek frekansları ve uyarı parametreleri ayarlanır. Ameliyattan sonra, 2-3 haftalık dönemde, hastalar sık sık gelip giderler. hastaya uygun optimum ayarları yapıldıktan sonra normal yaşantılarına dönerler. 

Beyin Pili Hastaların Hayatında Nasıl Bir Değişiklik Sağlıyor

Ameliyattan sonra hastalar, şaşırtıcı bir biçimde iyileşiyor ve normal yaşamlarına dönebiliyorlar. Beyin piliyle hastalar yeniden hayata bağlanabiliyor. İlaç tedavisinde yeterli yanıt vermeyen, şiddetli titreme nöbetleri geçiren yada çok fazla ilaç yan etkileri nedeni ile ilaçtan eskisi gibi fayda göremeyen parkinson hastalarında beyin pili, başarılı sonuçlar vermektedir. Ama ameliyata uygun olan ve operasyondan zarar görmeyecek doğru hasta seçimi çok çok önemlidir. Bu sayede çatalını bile tutamayan,  ipliği iğneye geçiremeyen, yazı dahi yazamayan hastalar ameliyattan sonra gerekli pil ayarları yapılması ardından eski sağlıklı günlerine dönebiliyorlar. 
]]>
Beyinde Kan Pıhtılaşması https://www.beyinhastaliklari.com/beyinde-kan-pihtilasmasi.html Wed, 10 Oct 2018 11:23:12 +0000 Beyinde Kan Pıhtılaşması; Herhangi bir sebeple kan çıkışı meydana geldikten daha  sonra kan akışını engellemek kan kaybını önleyebilmek için meydana gelen jel biçimindeki kan peltesidir. Bu işlem norma

Beyinde Kan Pıhtılaşması; Herhangi bir sebeple kan çıkışı meydana geldikten daha  sonra kan akışını engellemek kan kaybını önleyebilmek için meydana gelen jel biçimindeki kan peltesidir. Bu işlem normalde vücudun sigortasıdır; fakat, beyinde kan pıhtısı oluşur ise bu durum beyne giden kan akışını keserek istemik inme ile sonuçlanabilir. İstemik inme ya embolin ya da trombüslerle ilgili olarak meydana gelmektedir. Embolik inmeye vücudun diğer bir yerinden hareket ederek kan pıhtısına sebep olur. Trombotik inme ise beyni besleyen arter damarların birinde tıkanıklık olarak, kan pıhtısı meydana gelmesi ile meydana gelir. Her iki durumda da beyne kan ve oksijen gidemez bu sebepten dolayı beyin hücreleri ölmeye başlar. Beyinde kan pıtılaşmasının pek  çok sebeplerden kaynaklanır ve tedavisi sebebine göre değişebilir.

Beyinde kan pıhtılaşmasının sebepleri

Ateroskleroz: Yaşlanmaya bağlı olarak, yağ ve plakalar atardamarlarda toplanarak onları tıkamaya başlayabilir. Bu birikimler damar yollarının veya aterosklerozların daralmasına sebep olmaktadır. Bu daralma, bir trombotik inmeye sebep olabilir

Beyin hasarı: Çeşitli sebeplerden kaynaklanan ön beyin bölgesine alınan darbe kanama yapar bu da beyinde kan pıhtısı ile sonuçlanabilir.

Kalple ilgili durumlar: Birçok kalp rahatsızlıkları, kardiyovasküler sistem içinde kan pıhtılarının oluşumuna sebep olabilmektedir. Kalp krizine sebep olan kan pıhtıları ve kalp vanaları ile ilgili sorunlardan dolayı pıhtı hareket ederek, beyni besleyen damarları tıkayabilir. Kan pıhtısı oluşmasına meyilli olduğundan dolayı atriyal fibrilasyon hastası olan kişilere genellikle anti-pıhtılaşma ilaçları reçete edilmektedir.

Diğer nedenler: Şişmanlık, sigara içme gibi yaşam tarzını etkileyen bu durumlar kişiyi kan pıhtısı sebebi ile oluşacak olan hasarlarda daha savunmasız hale getirmektedir. Şeker hastalığı, yüksek tansiyon, ya da pıhtılaşma bozukluklarından dolayı muzdarip olanlar beyinde kan pıhtısı oluşumunda risk altında olan kişilerdir

Beyinde kan pıhtılaşması belirtileri Nelerdir: Beyindeki kan pıhtılaşmasının semptomları kan pıhtısı sebebi ile tıkalı olan damarın boyutuyla ve etkilenen beyin bölgesine göre değişiklik gösterir. Semptomlar şiddetli ve ani olabilecekleri gibi  zamanla da gelişebilir.

Beyinde kan pıhtısının yaygın belirtileri şunlardır:

  • Felç geçirme
  • Yüz kaslarında zayıflık
  • Tekrarlayan baş ağrıları
  • Bulanık görme
  • Konuşma bozuklukları
  • Dengede ve koordinasyon da bozukluklar

Beyinde kan pıhtılaşması nasıl teşhis edilir

Beyindeki kan pıhtısı genel olarak CT taraması yada Manyetik Rezonans Anjiografi kullanılarak teşhis edilir. Özel X-ışınları sorunun sebebini bulur ve etkilenen beynin alanını belirlenir. Yapılacak olan diğer testler arasında, kan sayımı, kan pıhtılaşma testleri,, kan şekeri, kolesterol testleri ve kalp ritmi izleme ve kan basıncı kontrolü elektrokardiyogram bulunmaktadır.

Beyinde kan pıhtılaşması tedavisi: 

Bu, durumun sebebine bağlı olarak değişir. Beyindeki kan pıhtılaşmasını tedavi edebilmek için genel olarak aşağıdaki yöntemler kullanılır.

  • Doku plazminojen aktivatörü: TPA kan pıhtısının çözülmesi için verilen bir ilaçtır. TPA Felç, kalp krizi geçirenlerin tedavisi için kullanılan ilk basamak tedavi uygulama ilaçlarındandır.
  • Antiplatelet Ajanlar: Bu ilaçlar beyindeki kan pıhtısı sebebiyle meydana gelen inme durumunda kullanılır, ancak aktif kanamalarda bu ilaç tercih edilmez.
  • Reçeteli Steroidler: Kan pıhtısı nedeniyle olan şişliği indirebilir. Steroidler inflamasyonu azaltmak içi]]> Beyin Sinirleri https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-sinirleri.html Thu, 11 Oct 2018 00:16:11 +0000 Beyin sinirleri; İnsan vücudunda beyin karmaşık bir yapıya sahip de görünse, organlar içerisinde en önemli ve ciddi görevleri bulunana bir organdır. Beyin sinirleri ise vücuttaki uzuvların düzgün çalışmasını ve büt Beyin sinirleri; İnsan vücudunda beyin karmaşık bir yapıya sahip de görünse, organlar içerisinde en önemli ve ciddi görevleri bulunana bir organdır. Beyin sinirleri ise vücuttaki uzuvların düzgün çalışmasını ve bütün vücuda sinir sistemi gibi mesajları iletmektedir.  Beyin sinirlerinde meydana gelen bir travma, içsel bir rahatsızlık ve darbe tarzı durumlarda insanın bütün yaşamsal dengesini bozulmasına sebep olmaktadır. Beyin sinirleri insan vücudunda görevlerine göre adları da değişmektedir. İnsanda olan beyin sinirleri kraniyal sinir denilmektedir ve 12 adet bulunmaktadır. Beyin tabanından çıkarak kafa tasından delikler sinirlerin hepsi geçer. Sonrasında bir ve ikinci çiftler serebrumdan, diğer on çift ise beyin sapından dağılmaktadır. Bunlar sırasıyla;

    Nervus olfactorius

    Canlılarda koku almaya yarayan sinirlerdir. Bu sinir burun mukozasının koku uyarısını alan hassas olan kısımdan  başlayan filea olfactoria etmoid kemiğinden ilerleyerek lamina cribrosını geçerek bulbus olfacto riuslara varmaktadır. Bu kısımda tıkanma ve bunun gibi durumlarda kokuların düzgün olarak beyine iletilmesine engel olmaktadır. Bu kısımda meydana gelen rahatsızlıklarda koku hallusinasyonu denen bir durum gelişmektedir. Ayrıca hasta olmayan kişiler kokuları duymaktadır.

    Nervus opticus ve nervus oculomotorius

    Bu sinilerden nervus opticus görme, nervus oculomotorius ise gözün hareketini sağlayan sinirdir. İnsanlarda görme olayı göz içerisine giren ışığın meydana getirdiği duyumsal izlerle dış çevrenin detaylı ve ayrıntılı bir şekilde algılanmasıdır.

    Nervus trochlearis

    Orbita kısmında bulunan M. obliquus superiorun innerve etmeye yaramaktadır. Beyin bölümündeki en ince kraniyal sinirdir. Beyin sakını arka kısımdan terk etmektedir. Bu sinirin hem seyri en uzun hemde kafatasının içerisinde çapraz yapmaktadır. Beyinin bu kısmında rahatsızlık yaşan hastalar kitap okurken ve merdiven çıkarken zorlanmaktadır.

    Nervus trigeminus

    Beyin sinirleri içerisinde yutma bölgesinde yer alan sinirdir. Bu sinir geniş bir bölgede innerve etmektedir. Bu yerler ise tüm çiğneme kasları, burun mukozası, diş bölgesi, ağız tabanı, alt göz kapağı, yanaklar, dudaklar ve alt üst çene mukozasıdır.  Yüz kısımda oluşabilecek olan olan darbe, tahribat bu sinirde tüm işlevlerin aksamasına neden olacaktır.

    Nervus abducens

    Orbita bölümünden M.rectus lateralis alanına kadar innerve etmektedir.

    Nervus facialis

    Beyin sinirlerinin yedicisini oluşturmaktadır. Nervus facialis beyin sapından başlayarak pons ve omurilik soğanın ortasından çıkmaktadır. Nervus facialis yüz ifadelerimizi yapmayı sağlayan kaslara hükmeder. Dilimizde ön üçte ikisinde ve ağız boşluğun kısmından gelen tat duyusuna ulaştırmaktadır. Nervus facialis siniri boyun  ve kafada bulunan bazı gangliyon parasempatik lif bağlantısı sağlamaktadır. Bu lifler parasimpatik ve duyusal liflerde içermektedir. Bu sebepten dolayı 3 farklı çekirdek içermektedir. 

    Nervus vestibulocochlearis

    Bu sinirin görevi denge sağlayan, kulak ve duyma siniridir. Bu kısımda oluşan tümörler baş dönmesi, denge kaybı ve kulak çınlamasına sebep olmaktadır.

    Nervus glossopharyngeus, nervus vagus

    Sinirler ilki yutak kavsinin 3. siniri, ikincisi ise 4.ve 5. siniri olmaktadır. Bu sinirler yutak bölümü sinirleri olarak adlandırılmaktadır.

    Nervus accessorius

    Beyin sinirleri içerisinde efferent türü bir sinirdir. Bu sinir iki kökten  yani cranial ve spinal'dan oluşmaktadır. M. tr]]> Beyin Nöronları https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-noronlari.html Thu, 11 Oct 2018 00:16:32 +0000 Beyin nöronları, vücudumuzdaki salgı bezlerine, kaslara ve organlara  bilgiler göndererek onların çalışmalarını kontrol eden sinir sistemi hücrelerine nöron denilir. Nöronların bir çoğu beynin dış ka Beyin nöronları, vücudumuzdaki salgı bezlerine, kaslara ve organlara  bilgiler göndererek onların çalışmalarını kontrol eden sinir sistemi hücrelerine nöron denilir. Nöronların bir çoğu beynin dış kabuğunda, yani gri cevher denen yerde bulunur.  Beyin içinde 100 milyardan fazla nöron olduğu söylenmektedir. Bir mm küp beyin dokusunun için'da 50 bin nöron bulunmaktadır. Ayrıca aralarında bunları temizleyen ve besleyen bundan çok daha fazla sayıda glia hücresi bulunmaktadır. Nöronlar, beynin en önemli hücrelerinden biridir. Ayrıca beynin yapabileceği bütün bu işlevler, nöronların çalışmasına bağlıdır. Büyük bir gövde ve bunun uzun ince kuyruk biçimindeki uzantısı olan aksonlardan oluşmaktadır. 

    Beyin Nöronlarının Görevleri: 

    Nöronlarda oluşmuş oln elektrik sinyalleri, aksonlar tarafından 1 saniyede 100 metre hız ile hücrelere iletilmektedir. Nöronlar, mesajlarını bazen vücudun uzak bölgelerine bir tek akson aracılığı ileti göndermektedir. Bazı aksonlar ise beyinden başlayarak omuriliğe kadar gitmektedir. Ve uzunlukları bir metreye kadar uzanmaktadır. Sinir gövdelerinin uzantısı olan aksonlar miyelin adı verilen özel bir kılıfla çevrilmektedir. Bu kılıf sayesinde elektrik sinyalleri birbirleriyle çok hızlı olarak iletişim sağlamaktadır. Multiple skleroz hastalığı gibi bu kılıfın da hasar gördüğü hallerde, bazı kasların kontrolünde bozulmalar olmaktadır. Sinir hücrelerinin gövdesinden çıkan ve dendrit dene anten benzeri uzantılar ise diğer sinirlerden gelen sinyalleri algılanmaktadır. Nöron gövdesindeki dendritlerin hepsini, başka nöronlardan gelen aksonlarla bağlantı durumunda nöronlar arasındaki sinaps denilen bu bağlantılar sayesinde beyinde oluşacak olan bir sinyal, çok kısa bir zamanda vücudun istenen her hangi bir yerine ulaştırılıyor. Bir beyin hücresinin yaklaşık olarak 25-30 bin civarında bağlantısı olduğu bilinmektedir.

    Beyinde buluna toplam bağlantı sayısının 1015 olduğu tahmin edilmektedir. Beynin çalışma sayısını artırarak bağlantı sayısını değiştirmek ve böylece da beyin kapasitesini geliştirmek mümkün olmaktadır. Eskiden nöronlar arasında olan bağlantıların sabit olduğu düşünülmekteydi. Yani, bir defa bağlantı kurulduğu zaman, bunun devamlı olduğu ve giderek de bu sayının arttığı düşünülüyordu. Ancak yapılan son araştırmalar bu bağlantıların devamlı değişebileceğini göstermektedir. Toplam bağlantı sayısı genel olarak sabit kalırken, bazı bağlantılar ise kopuyor, ama bu arada yeni bağlantılar da oluşuyor. Bu da beynin, değişen koşullara göre kendi yapısını sürekli değiştirebildiğini göstermektedir. Sinir hücrelerinde potasyum, elektrik enerjisi, artı elektrik yüklü sodyum ve eksi elektrik yüklü klor iyonlarının yer değiştirmesi sonucunda oluşmaktadır. Bu yer değişikliği sırasında hücre zarının iç ve dış tarafında oluşacak olan zıt kutuplar voltaj değişikliklerine ve böylece hücrelerde elektrik enerjisinin açığa çıkmasına yol açar. Bir nöron, saniyede birkaç yüz elektrik sinyali oluşturabilmektedir. Hücre zarında oluşacak olan bu elektrik sinyalleri, aksonlar tarafından saatte 200-300 km yakın bir hızla aksonun ucuna doğru iletilir.

    Elektrik sinyalleri aksonların ucuna ulaştığı zaman buradan nörotransmiter dene çok özel bir kimyasal mesajcı moleküllerin salgılanmasına yol açmaktadır. Aksonların ucunda bu moleküllerin salgılanması sonucu diğer nöron yada kas hücreleri gibi hedef hücreleri de harekete geçirerek, görevlerini yerine getirmesi sağlamaktadır. Nörotransmiterler bir bakıma sinir hücrelerinden gelecek olan uyarıların başka hücreler tarafından algılanmasını sağlayacak olan elçi görevini üstlenmektedirler. Salgılanacak olan molekülün yapısına göre de hedef hücrenin gerçekleştirdiği görevler değişmektedir.

    ]]>
    Beyin Damarı Patlaması https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-damari-patlamasi.html Thu, 11 Oct 2018 03:21:13 +0000 Beyin patlaması, Anevrizma(baloncuk) da denilen beyin patlaması kelime manası olarak genişleme yani baloncuk demektir. Ve beyin damarları anevrizması beyinde ve damar yapısında kalıcı özellikte olan bir balonlaşmayı ifade ed Beyin patlaması, Anevrizma(baloncuk) da denilen beyin patlaması kelime manası olarak genişleme yani baloncuk demektir. Ve beyin damarları anevrizması beyinde ve damar yapısında kalıcı özellikte olan bir balonlaşmayı ifade eder. Beyin damarlarındaki bu anevrizmalar, oluş sebeplerine, yerleşimlerine, damar ile ilişkilerine,biçimlerine, büyüklüklerine ve çeşitlerine göre ayrılır(sakküler) Füziform-disekan-konjenital-elektrostatik-mikotik-travmatik- geniş boyunlu-dar boyunlu-kalın duvarlı-ince duvarlı; küçük anevrizma-büyük anevrizma-tromboze anevrizma-dev anevrizma gibi daha bir çok yönden). Klinik pratikte çok sık karşılaşılan anevrizmalar konjenitalsakküler anevrizmalar denilen ve doğuştan gelen bir takım bozuklukların üzerine sonradan eklenir ve kan akışını etkileyen faktörlerle ortaya çıkar. Atardamarların çatallaşmaya ve damar ayrılma noktalarında görülen  ve çoğunlukla da kiraz benzer biçimde olan anevrizmalar'dır. Sıklıkla ağır bir klinik tablo olan spontan subaraknoid kanam (SAK) tablosuna yol açan anevrizmalar da bu çeşit anevrizmalar'dır.

    Beyin Damarı Patlaması Oluşumu 

    Beyin damarlarının yapısı başka organların yapısından farklılık gösterir. Beyin damar duvarında olan katlar bazı kişilerde eksik veya daha zayıf olabilir. Bunun da etkisi ile özellikle de atardamarların çatallanma noktalarında veya damar çıkış yerlerinde, damar duvarındaki kas tabakasının ve damarların iç duvarını döşeyen elastik bir tabakanın detektifli olduğu alandan damarların baloncuk yapması ile anevrizma oluşmuştur. Doğuştan gelen bu damar duvarlarındaki zayıflığın üstüne, edimsel olarak kan akışıyla ilgili faktörlerin ve damar duvarının yapısını etkileyecek olan bu süreçlerin de eklenmesiyle anevrizmaların oluştuğu düşüncesi yaygın olarak kabul görmektedir; fakat yinede tam sebebi bilinmemektedir.

    Beyin Damarı Baloncuğunun Patlamasının  Görüldüğü Yaş Gurubu:

    Beyin damarının konjenital sakküler anevrizmalarının her ne kadar doğuştan başlangıçları olsa bile, bu lezyonların ortaya çıkışı genel olarak 40-60 yaş arasında olup çok sıklıkla ağır bir beyin kanaması geçiren SAK ile olur. Elbette ki bazen uç örnekleri de vardır; on bir yaşında olan bir çocuğun beyin damarındaki patlama sonucu kanama geçirdiği ve anjiyografisinde dört adet baloncuk saptandığı da görülmüştür. Genellikle ileri yaş gurubun olan 80 l yaşındaki hastalarda görülmektedir. Kısaca, her yaş gurubunda görülebilmekle beraber bu lezyonların ortaya çıkışı 50- 60 yaşlarda yoğunlaştığı görülür.

    Risk faktörleri beyin damarda patlama oluşumunu etkileyebilir. Beyin anevrizmalarının sıklığında bölge ve ırk özellikleri çok önemlidir; bazı ailelerde ve toplumlarda anevrizma görülme oranı oldukça yüksektir. Dolayısıyla da genetik faktörlerin önemli olduğu söylenebilir. Fakat son yıllarda yeni beyin anevrizmaları ile ilgili genetik bilgiler bulunmuş olsa bile; bu faktörlerin neler olduğu ve rolleri henüz tam olarak anlaşılmamıştır. Edinsel faktörlerden biri damar yapısını ve kan  akış dinamiğini etkileyecek olan şeker hastalığı, hipertansiyon, sigara kullanımı, alkolizm, narkotikler, kanda iltihaplanma-sepsis gibi enfeksiyonlar ve beyin- kafa darbeleri anevrizma oluşumunda büyük rol oynarlar.

    Beyin Damarı Patlaması Belirtileri

    • Baş ağrısı
    • Görme bozuklukları
    • Göz etrafında yada yüzde ağrılar
    • Göz hareketlerinde kısıtlanma sonucu olarak çift görme
    • Vücudun bir tarafında kuvvet ya da duyu kaybı
    • Bunama
    • Konuşma bozuklukları
    • Yürüme bozuklukları
    • Duygulanım bozuklukları

    Bu bulgular doktor tarafında doğru bir biçimde okunup gerekli incelemeler yapılır ise, şişliği  henüz kanamadan teşhis etme şansı olabilir. Bazende, başka sebeplerle Bazen de, başka sebepler ile yapılan görüntülemelerde rastlantısal olarak baloncuklar saptanabilir. şişlik kanamadan tanı konması, hem hasta hem de doktor açısından çok şans verici bir]]> Beyin Sistemi https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-sistemi.html Thu, 11 Oct 2018 11:18:51 +0000 Beyin sistemi: İnsan hayatını tamamen elinde bulunduran beyin, karmaşık bir yapıya sahiptir ve bu yapı içerisinde milyarlarca sinir sistemi bulunmaktadır. Bu yapı ve bu yapının içindeki sistemler devamlı birbirleriyle bağlan Beyin sistemi: İnsan hayatını tamamen elinde bulunduran beyin, karmaşık bir yapıya sahiptir ve bu yapı içerisinde milyarlarca sinir sistemi bulunmaktadır. Bu yapı ve bu yapının içindeki sistemler devamlı birbirleriyle bağlantı halindedir. Bir tek hücrenin bile uzantıları bulunmakta ve bu sistemler yardımıyla diğer hücrelere iletişime geçerek hücreler arasında bağ oluşmaktadır. Bu ilişki zamanında hücreleri birbirlerinden ayıran ufak boşlukların açılması gerekmektedir. İki farklı sinir sistemi birbiri ile bağlantı kuracağınız zaman bir kimyasal üretirler ve üretilen kimyasal iki farklı hücrenin boşluğunu aşarak diğer hücrelere ulaşır. Ulaşılan hücreyi aktif hale getirir ya da hücreyi pasifleştirir . Sonunda ise kimyasal yolla hücreye yolladığı kimyasalları geri alır.

    Beyin nasıl bir yapıya sahiptir

    Beyin bahsettiğimiz gibi sinir sistemlerinin organıdır. Beyin sistemi işlevlerini tamamen yerine getirilmesi için beyinin üzerine düşen vazifeleri doğru zamanda doğru bir şekilde yerine getirmesine bağlıdır. Merkezi sinir sisteminin en üst tabakasında beyin kafatası bulunur. Vücudun yönetimi ve denetimi merkezi sinir sistemi yoluyla olmaktadır. Vücudumuzda bir dakikada milyonlarca olay meydana gelmektedir; duyuları ve algılanması, yürüme, konuşma, düşünme gibi pek çok hareket ya da davranış aynı anda  meydana gelebilir. Fakat bu olayların gerçekleşmesi birbirlerinden bağımsız şekilde olmamakla birlikte kontrolsüz de olmamaktır. Bu hareketler vücuttaki sinir sistemlerinin uyumlu bir bütün halinde çalışması  ile gerçekleşmektedir. Bu uyumlu bir bütünü denetleyici ve düzenleyiciler sinir sistemi ve salgı bezleridir ve bunlar beynin yardımı ile yapabilir. Gün boyu yürüme,acıma, dengede durma, ağlama, konuşma gibi çok sayıda iş yapılmaktadır. Bunlar gerçekleştirmesinde görevli beyin ve sinir sistemi yapıları sinir sistemi içerisinde yer alan hücrelerden tutun beyin ve omuriliğinide içine alan biyolojik bir yapılanmanın sonucudur. Sinirler, sinir nöronların dan sinir hücrelerine ulaşmaktadır.

    Bu sistemde gerçekleşen bazı problemler ise bipolar bozukluklar, dikkat eksikliği, depresyon,  hiperaktivite gibi ciddi hastalıklara yol açabilir. Bu tür hastalıklar beyinde bulunan kimyanın yaşanan anormallikler ya da dengesizliklerden dolayı ortaya çıkar; mesela dopamin adı verilen kimyasal eksikliğinde, şizofreni belirtisini; serotonin adlı kimyasal eksikliğinde depresyon belirtisini açığa çıkabilir. Bu tür hastalıklar, beyin sistemi ile ilgilidir. Tüm insanların beyin yapısı farklıdır. Dolayısıyla salgılanan kimyasallar da farklıdır ve bu salgılanan kimyasallar farklı şekillerde kontrol edilir. Yaratılış gereği herkesin beyni olsa da beynin gelişimi kişinin kendi elindedir. Beyni canlı tutabilmek için konuşmak, bol bol kitap okumak, sürekli bir şeyleri merak etmek gibi pek çok faktör vardır. Beyin gelişimine yardım edilmezse beyin gerileyebilir. Beyin geliştirici eylemlerde bulunursak beynin kimyasını da korumuş oluruz. Böylelikle beyin bozukluğu yaşanmasını engelleyebiliriz.

    Beyin  sisteminde hangi işlemler gerçekleşir

    İlk önce duyu organlarından gönderilen bilgiler değerlendirilir. Yani ellerden gelen algıyı, gözden gelen görüntüyü, kulaklardan gelen sesi, burundan gelen kokuyu, meyveden gelen tadı değerlendiren beyindir. Konuşmayı ve hareketlerin yapılmasını sağlar. Kan basıncının bulunması gereken seviyede olmasını, vücut sıcaklığı normal değerlerde bulunmasını sağlar. Sinir sisteminde bulunan diğer organlarla birlikte hareket ederek organların ve sistemlerin uyumlu çalışmasına yardımcı olur. Vücudun hissettiği acıma, susama, uyuma gibi yaşamsal olayları düzenler.

    Beyin ile omurilik arasındaki ilişkiyi düzenleyen omurilik soğanı  ve pons adı verilen köprü ile vücuttaki solunumu, kalp atış, sindirim, refleks denetlenmesi, iç organların iletişimini değerlendirmesi, adrenalin denetimi, uyku düzenleri gibi düzenlemeler yapılır. Beynin yarım küreleri arasındaki talamus, koku almanın dışındaki duyu algılarını alarak beynin kabuk bölgesine aktarır. Beynin hipotalamus b]]> Bebeklerde Beyinde Kist https://www.beyinhastaliklari.com/bebeklerde-beyinde-kist.html Thu, 11 Oct 2018 13:50:42 +0000 Bebeklerde beyinde kist; bu hastalık genelde anne karnında olmaktadır. Hamileliğin erken döneminde beyinde meydana gelen kistik genişlemedir. Bu kistik yapılar beyin omurilik sıvısının dolaştığı sistemle ilgili değildir, hidros Bebeklerde beyinde kist; bu hastalık genelde anne karnında olmaktadır. Hamileliğin erken döneminde beyinde meydana gelen kistik genişlemedir. Bu kistik yapılar beyin omurilik sıvısının dolaştığı sistemle ilgili değildir, hidrosefaliden daha farklıdır. Nadiren etkili olduğu görülür. Bu türde olan kistlere araknoid kist denir. Bunlar hamileliğin 20. haftasından itibaren yapılan ultrasonografik incelemlerde belli olur. Bebeklerde beyinde kist oluşumuna kromozom anormalliklerininde eşlik etme olasılığı yüksektir. Bu sebeple anne karnındaki bebeğe kordosentez ve amniosentez incelemeleri yapılmalıdır. Bu durumun anne karnında hiçbir tedavisi bulunmamaktadır. Yapılacak olan tedavi doğumdan sonraya bırakılır. Bu tedavi kistin içeriğinin boşaltılmasıyla olur. Ancak uygulanan tedavide komplikasyonlar gelişebilir. Uzun dönemde bebekte kafada sıvı birikmesi, sara hastalığı, zeka geriliği gibi sorunlar gelişebilir.


    Bebekte koroid plexus kisti: 

    Bu tür kistler bebekte hamileliğin erken döneminde oluşur. Kafa içindeki hacmin çoğunu bu kist kapsar, beyin gelişimi devam ettikçe kistin boyutu küçülür ve zaman içinde kaybolur. Hamileliklerde %1 kadar etkili olur. Bu kistlere nadiren de olsa Down Sendromu ile Trizomi 18 gibi bazı kromozom bozuklukları eşlik edebilir. Bu kistler bebekte teşhis edildiğinde mutlaka takip edilmelidir. Bebeğe yapılan amniosentez incelemesi sonrası kromozom bozukluğu tespit edilmez ise, bebeğin beyin gelişimi olumsuz olarak etkilenmez. Bu kistler hamilelik ilerledikçe kendiliğinden kaybolur. Bu sebeple aileler endişeye kapılmamalıdırlar.

    Koroid plexus kistler ilerleyen dönemlerde çoğunlukla kaybolur ve bebeğin gelişimini ve zekasını etkilemez. Bu kistlerin Trizomi 21 birlikte olması tesadüfü olarak gelişmektedir. Fakat Trizomi 18 sendromunda bebeğin beyninde kist gelişimi üçte bir oranında biirlikte olabilmektedir. Bebeklerde koroid plexus kisti belirlendiğinde, hastanın daha ayrıntılı olarak incelenmesi gerekir.

    Bebekte beyinde kist takibi nasıl yapılır

    Yapılan ultrasonografik incelemeden sonra, bebekte izole koroid plexus kist varlığı tespit edilir ise, genellikle kromozomal anormali olmadığı düşünülür. Bu sebeple amniosentez yapılması tavsiye edilmez. Hamilelik ultrason takibiyle sürdürülür. Başka anomaliler belirlenirse, hamile kadına ikili ve üçlü test sonucunda yüksek risk faktörü belirlenir ise, kromozomal anomalilere karşı amniosentez uygulanması gerekir. Bebek beyninde kistin tek taraflı ya da çift taraflı olması kromozom anormalliklerini etkilemez. Çift taraflı olan kistlerde ultrasonda daha çok bulgu tespit edilebilir. Kistler bölmeli olursa, bu kistlerin çok sayıda olması kromozom anomalisi sıklığını etkilememektedir. Kistlerin % 98'i hamileliğin 26. haftasından itibaren kaybolur.
    ]]>
    Beyinde Pıhtı Atması https://www.beyinhastaliklari.com/beyinde-pihti-atmasi.html Thu, 11 Oct 2018 15:37:12 +0000 Beyinde pıhtı atması, beyinde tıkanmaya neden olabilir. Bu hastalığın sonucunda hastada felç durumu olabilmektedir. Beyinde pıhtı atması semptomları kan pıhtısı atması nedeniyle tıkalı olan damarın boyutuyla ve e Beyinde pıhtı atması, beyinde tıkanmaya neden olabilir. Bu hastalığın sonucunda hastada felç durumu olabilmektedir. Beyinde pıhtı atması semptomları kan pıhtısı atması nedeniyle tıkalı olan damarın boyutuyla ve etkilenen beyin bölgesine göre değişmektedir. Belirtileri ani ve şiddetli olabilir veya zamanla gelişebilmektedir.

    Duyum ve bilinç merkezinden oluşan beyin, insanları hayvanlardan ayıran en önemli özelliktir. Bu yüzden insan beyni hayvanlarda görülmeyen bilinç, sevinç, üzüntü, konuşma gibi olayların da merkezidir. Dış dünya ile ilgili olan tüm duygu ve düşüncelerimiz, ilişkilerimiz, duyular yardımı ile beyne iletilir, orada değerlendirilir ve vücut buna göre bir tepki gösterir. Gri ve beyaz hücrelerden meydana gelen beyin, kafatasının arkasında bulunan bir delikle omuriliğe bağlanır. Beyin ve omurilik, üç katlı koruyucu zarla sarılıdır. Beyin organına yakın olan iç zar ile orta zar arasında beyin sıvısı denilen sıvı bulunmaktadır.

    Organlarda işlevleri çok ve duyarlı olanlar için, beyin kabuğu kısmında daha geniş bir bölge ayrılmıştır. Bu bakımdan beyin kabuğunda en geniş bölge ellerimizi ve dudak hareketlerimizi uyaran bölgelerdir. Orta beyin, Varol köprüsüyle beyinciğin bağlantısını sağlar. Beyincik, vücut dengesini, kasların kasılmasını ve kaslar arasında uyumun sağlanmasını denetler. Beyin sapı denen omurilik soğancığında beyinden gelen sinirler omuriliğe geçerken yön değiştirirler; sağ yarı küreden gelen sinirler vücudun sol kısmını, sol yarıküreden gelenler de vücudun sağ kısmını denetler. Kan dolaşım sistemine katılan bir kan pıhtısı beyin damarlarında tıkanmaya neden olur, buna beyin ambolisi denir ve sonucunda felç görülür.

    Beyinde pıhtı atmasının belirtileri;
    • Tekrarlayan baş ağrıları
    • Konuşma bozuklukları
    • Hastanın felç olması
    • Yüz kaslarında zayıflık
    • Görmede bulanıklık
    • Vücut dengesinde bozukluklar
    Beyinde pıhtı atması teşhisi nasıl yapılır; 

    Ct taraması ve Manyetik Rezonans Anjiografi kullanımı ile teşhis edilmektedir. Bu X ışınları sorunun nereden kaynaklandığını bulabilir ve beyinde hangi bölgenin daha çok etkilendiği konusunda bize bilgi verebilir. Yapılacak diğer testler arasında kolesterol, kan sayımı, kan pıhtılaşma testleri, kan şekeri testleri, kalp ritim testleri gibi testler yapılarak teşhis hakkında bilgi edinilebilmektedir. Teşhis konulduktan sonra uzman hekimler tarafından hastaya tedavi yöntemleri uygulanmaktadır.

    Beyinde pıhtı atmasını engellemek için yapılması gerekenler;

    Beyinde pıhtı atmasını engellemek için maalesef doğal bir çare yoktur fakat uzmanlar yapılan araştırmalar sonucunda aşağıdaki durumları tavsiye etmektedir.
    • Uzun süre oturmaktan ve hareketsiz bir yaşamdan uzak durun.
    • Sigara içmeyin, içiyorsanız hemen bırakın.
    • Fazla kilonuz varsa uzman bir diyetisyenden yardım alarak fazla kilolarınızı verin.
    • Düzenli olarak spor yapın.
    • Sağlıklı beslenin, hamur ve şekerli yiyeceklerden uzak durun. Doyduktan sonra yemek yemeyi bırakın.
    ]]>
    Beyin Otopsisi https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-otopsisi.html Thu, 11 Oct 2018 20:40:08 +0000 Beyin Otopsisi: Otopsi işlemi nedir, otopsi nasıl yapılır. Rönesans dönemine dek otopsi yapmak yada yaptırmak aşağılayıcı bir işlem olarak bilinirdi. Bu nedenle insan anatomisi ile alakalı bilinmeyenleri hayvanlar üzerinde Beyin Otopsisi: Otopsi işlemi nedir, otopsi nasıl yapılır. Rönesans dönemine dek otopsi yapmak yada yaptırmak aşağılayıcı bir işlem olarak bilinirdi. Bu nedenle insan anatomisi ile alakalı bilinmeyenleri hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalara dayanır. Ölümünde şüpheli bir durum varsa yada bir cinayet ise ölüm nedeni ortaya çıksın diye yapılan bir işlemdir otopsi. Ölüm nedeni ile alakalı yasal sorulara cevap getirmesi nedeni ile insanlara otopsi yapılması işlemini 14 yüz yılda kabul eden İtalya'daki Bolonya üniversitesi adli otopsiyi yapan ilk kurum oldu. 14. yüz yılda yaşayan otopsi konusunda uzmanlaşmış olan Giovannı Battista Morgagni otopsi işlemi yaptığı sırada gözlemlediği ölüm öncesi klinik belirtilerle eşleştirme yapılması düşüncesini açıklayan ilk insandır. Böylece otopsiler bizlere yalnızca insan anatomisi ile alakalı bilgiler vermekle kalmayacak aynı sırada sağaltım ve tanı konusunda da insanlığı aydınlatacaktı. Bostonlu doktur Cabot, 1912 yılın da otopsi sonuçlarını inceleyerek bazı hastalıklara yanlış tanı konduğu gibi insanların kanını donduran bir açıklama yapmıştır.  Pittsburgh üniversitesi 1998 yılının da bir araştırması tahminen yaklaşık olarak her üç tanıdan birinin yanlış tanı olduğunu ve bu yanlış tanının ise o kişinin yaşamına son vererek ölümüne neden oluyor. Yanlış tanı konulmuş olmasa o kişinin kurtulabileceğini ortaya koyuyor. 19 yüz yılda yaşayan Avusturyalı patolji uzmanı Kral Rokitnsky'nin 30 binkiye otopsi uygulaması yaptığı biliniyor. En azda 70 bin otopsiye de gözlemci olarak katıldığı biliniyor. 1970'lerin başında  Adriamycin isimli kanser ilacını kullanan hastalara yapılan otopsiler sonrası bu ilacın kalp kapısında çok ciddi bir körelmeye neden olan yollar açtığını tespit edince, o ilacı kullanımı kısıtlandı. 


İç Organların Otopsisi: 

Otopsiler yeni kalp kapakçıkları, diz eklemi protezleri ve kalp nakillerinde de çok önemli bir gelişme sağlamıştır. Günümüzde hala hastaneler otopsi yapmaktan pek hoşlanmazlar. Çok masraflı bir işlem olan bu uygulama patoloji uzmanlarına bir tür ayak bağı olduğu gibi çoğu zamanda doktorların yanlış tanı koymalarına neden olabiliyor. Son zamanlarda otopsi yapılırken çoğu zaman yüz görünmez. Çünkü ya kafatasından sarkan et parçası ile ya göğüsten gelen et parçası ile kapatılır. Herhangi bir kaza sonucu yarık ve kesiklerin en aza indirilmesi nedeni için amaçlanmış çok dikkat edilmesi gereken cerrahi bıçakların yerine otopsilerde bazen nalburlarda satılan çok daha ucuz olan bahçe makasları ile yapılır. Erişkinlere yapılan otopsilerde ak ciğerlerde hemen hemen çoğu zaman patolojik bir takım rahatsızlıklar görülebilir. Bu durum hayatta iken başkalarına kıyasla çok daha sağlıklı olan kişiler için dahi geçerlidir. Alzheimer rahatsızlığının beyindeki yüz de onluk bölümü küçülmeden dolayı ilk bakışta belirlenmesi de çok daha kolaydır. Otopsi yapılmasından sonra organlar ya yakılır yada bir torbaya koyulup bedene tekrar yerleştirilir ve daha sonra kesilen yer tekrar dikilir. Tiroid ve adrenal bezi gibi çok küçük organların tamamen tartılabilmesi üç kollu teraziye ihtiyaç vardır. Diğer bütün organlar her hangi bir bakkal terazisinde de ki kefeye yerleştirip tartabiliriz. Otopsi işlemi yapılırken üzerinize kan sıçramasına çok fazla olan bir olay değildir, çünkü kadavralarda kan basıncı hiç söz konusu değildir.
]]>
İyi Huylu Beyin Tümörü https://www.beyinhastaliklari.com/iyi-huylu-beyin-tumoru.html Thu, 11 Oct 2018 21:07:09 +0000 İyi huylu beyin tümörü: Beyindeki hücreler anormalleşerek büyür ve gelişirler bunun sonucunda iyi yada kötü huylu tümörler oluşur. Beyindeki tümörler kafatası içerisinde büyürler ve beyinde baskı oluşur. Büyüdükleri ve İyi huylu beyin tümörü: Beyindeki hücreler anormalleşerek büyür ve gelişirler bunun sonucunda iyi yada kötü huylu tümörler oluşur. Beyindeki tümörler kafatası içerisinde büyürler ve beyinde baskı oluşur. Büyüdükleri ve baskı yaptıkları bölgede belirtiler oluşur. Tümörün tedavisi vardır. Ameliyatla alınabilir. İyi huylu tümör ışın ile yok edilebilir. İyi huylu tümörün belirtileri şunlardır; şiddetli kusma, baş ağrısı, bulantı, görme problemi, çift görme, bayılmalar, bazı bölgede geçici felç, fiziksel yetenek kayıpları, sara nöbetleri, vücutta kol ve bacakta kuvvetsizlik, dengesizlik, kişilik bozuklukları, becerisizlik bunlardan bazılarıdır. İyi huylu tümörün en büyük belirtilerinden birisi konuşamama, konuşmada bozukluk, bulanık görme, görmenin azalmasıdır. İyi huylu tümöre kanser demek yanlış olur. İyi huylu tümörler hızla büyümezler. Yavaş yavaş büyürler. Çevresindeki dokulara yayılmazlar ve iyi huylu tümör tekrarlanmaz. Çevresinde ki dokularla arasında sınır vardır. Arasında sınır olması iyi huylu tümörün vücuttan alınmasını kolaylaştırır. Fakat iyi huylu tümör genişleyerek, büyüyerek beynin yaşamsal yerine yerleştiğinde bu tümör kötü huylu tümöre dönüşebilir ve kansere neden olabilir. hayati tehlikeye yol açar. Bu nedenden dolayı iyi huylu tümörün de gecikmeden tedavi edilmesi gerekir.

İyi huylu tümör tedavisi: 

İyi huylu tümörün sonuçları olumludur. Tümör ya bir kısmı ya da tamamı çıkarılır. Eğer iyi huylu tümör beynin yaşamsal bölgesindeyse bu sonuç olumsuz olabilir ve beyni etkiler. İyi huylu tümörler cerrahi yöntemlerle kolaylıkla tedavi edilebilir. Kolay tedavi edilen iyi huylu tümörden olumlu sonuçlar alınır. Fakat belirtildiği gibi beynin yaşamsal bölgesine yerleşmişse bu bölgeye dokunmak çok kötü sonuçlara yol açabilir. Bu yüzden cerrahi tedavi gerektirmez. Beynin yaşamsal bölgesine yerleşen iyi huylu tümörler ya kemoterapi ile yada ışın ile yok edilmeye çalışır. Işın ve kemoterapi tedavisi kullanılır. 
]]>
Beyinde Ur https://www.beyinhastaliklari.com/beyinde-ur.html Fri, 12 Oct 2018 17:06:16 +0000 Beyinde Ur, Beyinde ur(tümör) Her cins insanda kadın ve erkek de eşit oranda görüldüğü bilinmektedir. Beyin uru kafatası içerisinde oluşan ve kendiliğinden büyüyen ve ileri aşamalarda kişinin beynine bask
Beyinde Ur, Beyinde ur(tümör) Her cins insanda kadın ve erkek de eşit oranda görüldüğü bilinmektedir. Beyin uru kafatası içerisinde oluşan ve kendiliğinden büyüyen ve ileri aşamalarda kişinin beynine baskı yaparak insan sağlığını olumsuz etkileyen tümörlerdir. Beyinde oluşan ur daima büyüyerek ve aynı zamanda kütleleşerek beyne baskı yapar. Ayrıca beyin uru iyi huylu ve kötü huylu diye iki grupta incelenmektedir. Günümüzde beyin uru çok ilerlememiş ise rahatlıkla ışın tedavisi yöntemi ile tedavi edilmektedir. Ama beyin uru çok ilerlemiş ise her ne kadar zor bir ameliyatta olsa beyinde oluşan beyin uru ameliyatla alındığı bilinmelidir. Fakat beyinde oluşan urun cerrahi operasyon için bulunduğu yer çok önemlidir.

Beyin uru iki ayrı gurupta incelenmektedir birincisi iyi huylu ikincisi ise kötü huylu olarak bilinir. Beyinde oluşan urun kanser olup olmadığı bu aşamada karar verilir. Özellikle kötü huylu urlar kanserli olduğu bilinmektedir. Ayrıca birincil ve ikincil beyin urları diye adlandırılan urlar da bulunmaktadır. Özellikle ikincil diye adlandırılan urlar beyinde başlayarak başka organlara sıçrayan beyin urları(tümör) türleridir. Tıp dünyasında en çok rastlanan beyin urları genellikle ikinci sınıfa giren türlerdir. Beyinde oluşan urlar arasında iyi huylu beyin urlarının tekrarlama oranı kötü huylu beyin uruna oranı çok düşüktür. Kötü huylu beyin urlarının tekrarlaması çok daha fazladır. Beyin de oluşan urlar arasında kötü huylu olan beyin uru çok daha çabuk büyümekte ve gelişerek vücuda çok daha fazla baskı yaparak büyümektedirler. Kötü huylu olan beyin urları vücuda çok daha ağır hasarlar vermektedir. Ayrıca iyi huylu beyin urları beyin dokusundan çok kolaylıkla ayrılmaktadır. Ayrıca iyi  huylu beyin urları kötü huylu beyin uruna oranla yapılan müdahale de hastanın yüzünü güldürmektedir. Kötü huylu beyin urları çok hızlı bir şekilde beyin içerisinde ürerler. Kötü huylu beyin urları yapısı çamur gibi olduğundan alınması ve  bölgeden çıkarılarak bölgenin temizlenmesi oldukça zordur.

Beyinde Ur Belirtileri Nelerdir

İnsanlarda oluşan beyin urları beynin neresinde kendisini gösteriyorsa o bölgeye göre farlı belirtiler göstermektedirler. Beyin urları beynin bölgeleri olan paryatel, frontal, temporal, oksipital ve loblar da görülmekte ve her görüldüğü bölgede ayrı, ayrı belirtiler göstermektedir. Şimdi beyin uru hastalığının kişi üzerinde oluşturduğu belirtilerden bahsedelim.
  • Şiddetli baş ağrısı
  • Kişi de halsizlik
  • Vücutta uyuşma
  • Ruh hali değişikliği
  • Kişide yönetim bozukluğu
  • Kafa karışıklığı
  • El uzuvlarını yeterince iyi kullanamama
  • Basit vücut hareketleri yapmada zorlanma
  • His kaybı
  • Görmede bozukluk
  • Vücutta kasılma
  • Halüsinasyon görme
  • Anlamada zorlanma
  • Kusma
  • Dengede duramama
  • Beyin komutlarını algılamada zorlanma
  • Bayılma, kas seğirmeleri
  • Kol ve bacaklarda karıncalanma
  • Kısmi felçler

Beyinde Ur Tedavisi

Beyinde oluşan urun tedavi yöntemi genelde cerrahidir.  Fakat beyin uru hastalığında her zaman cerrahi müdahale uygulanamadığı durumlarda vardır. Beyinde oluşan ura genellikle cerrahi operasyon gerçekleştirilemediği durumlar beyin urunun beynin çok hassas bölgelerinde bulunmasından, hastanın ölüm riskinin çok fazla olduğu bölgelerde olmasından kaynaklıdır. Bu gibi durumlarda beyinde oluşan urun iyi huylu olması ya da kötü huylu olması önemli değildir. Her iki durumda da cerrahi operasyon söz konusu değildir. Ameliyat yerine genellikle beyindeki urun tedavisi için uzman cerrahlar tarafından belirlenen kemoterapi veya radyoterapi gibi uygulamalar yapılmaktadır. Son olarak beyinde oluşan ura cerrahi müdahale söz konusu olmadığı durumlarda ise bir de beyin uruna bitkisel tedavi yönteminin de uygulandığı ve azda olsa bazı vakalarda başarılı olunduğu da bilinenler arasındadır.

]]>
Beyin Cinsiyeti https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-cinsiyeti.html Sat, 13 Oct 2018 07:24:39 +0000 Beyin cinsiyeti, Cinsiyetten bağımsız hormonların etkisiyle oluşan bu yapı öğrenme sisteminde empati kurmaya, 3 boyutlu düşünmeye, işitmeden ayrıntılara kadar bütün bu özellikler dişi ve erkek beyni yapısını ortaya koy Beyin cinsiyeti, Cinsiyetten bağımsız hormonların etkisiyle oluşan bu yapı öğrenme sisteminde empati kurmaya, 3 boyutlu düşünmeye, işitmeden ayrıntılara kadar bütün bu özellikler dişi ve erkek beyni yapısını ortaya koymaktadır. Bazılarına göre testosteron hormonu beynin cinsiyeti ne olduğunu belirliyor ve oranı arttıkça beyin erkekleşiyor.

Dişi ile erkek beynin öğrenmeye ve diğer eğitim hizmetlerinin olan etkisini inceleyen uzmanlara göre beynin bir cinsiyeti bulunmakta ve dişi beyin işitmede, konuşmada daha başarılı iken erkek beyni 3 boyutlu düşünebilme gibi durumlarda ön plandadır. İnsan beyninin bu sistemi ayarlayabilmesi fiziksel yapısı ile alakalıdır. 

Beyin cinsiyetinin erkek yada dişi cinsiyeti arasındaki farkı oluşturulmasında en önemli etken anne karnındaki testosteron hormonu miktarıdır. Yapılan araştırmalara göre beyninde bir cinsiyeti olduğunu gösterir. Beynin duygusal bir zekası olarak çalışan bu sesten kadın erkek cinsiyeti diye ayrılabilmektedir ve bu normal cinsiyetten farklıdır. Cinsiyet kapsamında ele alınan araştırmalara göre öğrenme empati gibi işlevlerinin farklılığına dayanan bir durumdur.

Burum özellikle beynin sol yarım küresini geliştirmede geciktirmeye yol açar. Yani ne kadar çok testosteron hormonuna maruz kalınırsa o kadar bir erkekleşiyor. Anne karnında bulunan çocuğun annenin beslenmesinden stres durumunda ikliminde gibi koşullar testosteron üretimi üzerinde oldukça etkili olduğu için buda bebeği otomatik etkiler.

Erkek beyni ve dişi beyni arasındaki farklılıklar

  • Dişi beynin işitme ve konuşma üzerinde etkili iken erkek beyni bunlara biraz daha zayıftır. Bunun nedeni sol yarım kürenin daha etkin olmasıdır.
  • Erkek beyninde ise resimleri 3 boyutlu olarak algılayabilme ile beraber yarın konumlandıran bilme becerileri daha etkilidir.
  • Dişi beyni empati konusunda oldukça başarılıdır geniş alanı duyabilme yeteneğine sahiptir ve yüz tanımlayabilir.
  • Erkek beyni sağ  amigdala (duyusal hafızası oluşmasını sağlayan organ) aktif bir şekilde kullanabilirken dişi beyin ise sol amigdala'yı kullanabilmektedir. Yani bir şey değil duygusal olaylarla ilgili ayrıntılara önem verirken erkek beyin daha pasif durumdadır.
  • Dişi beyinde sol ve sağ beyin arasındaki iletişim yüksekken birden fazla iş yapabilme gücü daha fazladır.

Beynin dişi ya da erkek olduğunu anlayabilmek için bazı testler uygulanır. Bu dersler daha çok kişilik testleri olarak geçmektedir. Bir insanın psiko-sosyal hayatından kesitler vermek için bu testler uygulanır.

]]>
Doğuştan Beyinde Kist https://www.beyinhastaliklari.com/dogustan-beyinde-kist.html Sun, 14 Oct 2018 01:29:58 +0000 Doğuştan beyinde kist, Beyin ve omuriliğin çevresinde bulunan bir zar bulunmaktadır. Bulunan bu zara mikroskop altında bakıldığı takdirde örümcek ağına benzer bir görüntü görülür. Bundan dolayı buradaki zara araknoid Doğuştan beyinde kist, Beyin ve omuriliğin çevresinde bulunan bir zar bulunmaktadır. Bulunan bu zara mikroskop altında bakıldığı takdirde örümcek ağına benzer bir görüntü görülür. Bundan dolayı buradaki zara araknoid yani doğuştan beyinde kist adı verilir. Beyin omurilik sıvısına benzetilen sıvıları içinde bulunduran kistler olmaktadır. Buna sebep olarak da, beyin ve omurilik zarları farklı farklıdır. İçerisinin sıvıyla dolmasından dolayı kistler meydana gelmektedir. Her kuşak grubunda görülebilmesi mümkündür. Yapılan toplu araştırmalarda ise çocuk yaşlarda görülme olasılığına daha fazla rastlanmaktadır. Bu hastalık doğumsal olarak daha çok görüldüğü gibi, geçirilen bir kanama veya travma sonrasında da meydana gelebilir. Kistlerin bazılarının içi katı da olabilmektedir. Çoğu selim olduğundan zarar teşkil etmemektedir. Yani habis şeklinde olmadığından dolayı hayati bir tehlike teşkil etmeyip diğer organlara sıçrayıp yayılması gibi bir durum söz konusu bile değildir. Ne tarafta olacağı çok ama çok önemlidir. çoğu zaman bir zarar teşkil etmediğinden dolayı tespit edilmesi çok zor olmaktadır. Fakat doğuştan beyindeki kist yavaş yavaş büyüdüğü zaman çok tehlikeli olmaya başlayacaktır. Kistin bulunduğu bölgeye baskı yaptığı zaman ise bulunduğu bölgedeki beyin görevini yapamayacağından dolayı buradaki beyine ait görev yerine getirilemeyecektir. Bundan dolayı baş ağrılarına sebep olacaktır. Eğer bulunan bu kist büyüdüğü taktirde inme gibi nedenler de meydana gelecektir. Çok aşırı olmasa da bazı hastalarda epilepsi nöbetlerine sebep olduğu gözlemlenerek kanıtlanmıştır. 
 
Doğuştan beyinde kistin belirtileri; Devamlı olarak baş ağrısı çeken kişilerin yüzde 60 bölümünde doğuştan beyinde kist olmaktadır. Hastaların genelinde herhangi bir şikayet olmazken, bazılarının ise şiddetli baş ağrıları meydana gelmektedir. Büyüdüğü taktirde omurilik sıvısının tek yönlü akmasına neden olacaktır. Erkeklerde daha çok görülmektedir. Çok şiddetli baş ağrıları görülmektedir. Mide bulantısı, arada kusma gibi sorunlar görülebilir. Bazı hastalarda ise psikolojik değişiklikler görülebilir. Çocuklarda ve bebeklerde daha farklı belirtiler görülmektedir. Gelişim olarak tam bir tamamlanma gerçekleşmediğinden kafanın biçimsiz olarak gelişmesi, şekil bozuklukları, çocukların ergenliğine erken yaşlarda girmesi, gelişimlerinin durmasına hatta zamanla da gerilere doğru gitmesine, tedavi başlatılmadığı zaman ise daha çok omurilik sıvısı akımı olamayacağından gölgelenmesi ile sonuçlanacaktır. 

Doğuştan beyinde kist tedavisi; Bazı durumlarda herhangi bir belirti vermeyip şikayet meydana gelmediğinden dolayı uzun yıllar boyunca anlaşılamadığından dolayı doğuştan beyinde kist kalacaktır. Beyin tomografisi veya MR çekilmesinden sonra görülebilmektedir. Herhangi bir belirten dolayı teşhis edilen doğuştan beyin kisti ameliyat edilerek alınması gerekmektedir. Ameliyat gerekli olan ama alınamayan kistin daha da büyümesi durumunda insan hayatını tehlikeye sokacaktır. İki yöntem şeklinde ameliyat yapılmaktadır. Birinci yöntemde şant ameliyatı olmalıdır. Şantın bir tarafı kistin içerisine takılmaktadır. Şantın diğer tarafı ise karın içerisinde cilt altına bir tüp yerleştirilir. Bu tüp karın içerisinde ilerlemektedir. Kistin içerisindeki sıvının bu tüpe doldurularak boşaltılması sağlanır. Kistin çıkarılmasında ikinci ameliyat yöntemi ise kistin bulunduğu yere çok ufak bir delik açılır. Bu delik vasıtası ile kistin boşaltılması sağlanmaktadır. Genelde günümüz zamanlarında birinci yöntem daha çok tercih edilmektedir.  


]]>
Beyin Yıkama https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-yikama.html Sun, 14 Oct 2018 12:31:51 +0000 Beyin yıkama: Bireyi, dünya görüşüne ve kendine özgü düşüncelerine yabancılaştırmak, görüş ve düşüncelerini başkalaştırmak anlamına gelen, Türkçe Dilinde bir deyimdir. Beyin yıkama ya da diğer bir değişle zi Beyin yıkama: Bireyi, dünya görüşüne ve kendine özgü düşüncelerine yabancılaştırmak, görüş ve düşüncelerini başkalaştırmak anlamına gelen, Türkçe Dilinde bir deyimdir. Beyin yıkama ya da diğer bir değişle zihin kontrolü, çıkarcı bireylerin, kendi çıkar amaçları için isteklerini, başkalarını sistemli bir biçimde ahlaki olmayan metotlarla ikna yoluyla alıştırmasıdır.
Beyin yıkama kuramları ilk olarak, totaliter rejimlerde savaş esirlerine sistemli bir biçimde işkence ve propaganda ile kendi fikirlerini aşılamak için geliştirilmiştir.

Beyin yıkama örnekleri

Tarihte bilinen ilk ve en önemli örneği Hasan Sabbah'tır. Haşhaşi tarikatı denen örgütlenmede haşhaştan elde edilen eroinle keyif duygusuna ve cennet inancına odaklandırarak bireyleri etkisi altına almıştır. Hasan Sabbah'a itaat ederlerse hep mutlu ve huzurlu olacaklarına alıştırılmışlardır. Bireyler, bu yöntemle intihar saldırılarına da yönlendiriliyorlardı. Stalin'in mahkemelerde itirafları kimyasal yöntemlerle elde ettiği bilinmektedir. Hitler'in Almanları II. Dünya Savaşı'na sürüklediği sistemlerde en büyük örneklerden biridir. Almanları, sürekli büyük yalanları tekrarlayarak oluşturduğu algı operasyonlarıyla, unutulması çok güç olan savaş ortamına sürüklemiştir.

Beyin yıkama metotları:

Propaganda ve psikolojik faaliyetler, klasik yöntemlerdir. Bunlardan sonra kimyasal maddeler kullanmak gelmektedir. Bilimsel bir metot olan hipnoz da yanlış amaçlar için kullanılırsa bir beyin yıkama yöntemidir. Son zamanlarda üzerinde çalışılan yöntemse elektronik implantlarla bireyin beynini uzaktan kumandayla yönetme çabalarıdır.

Tüm bu sayılan beyin yıkama metotları ne amaçla olursa olsun etik değildir. 1992 yılında Dünya Af Örgütünün hazırladığı raporda; "bireylerin zihni yetilerini yok etmeyi, değiştirmeyi ve bozmayı amaçlayan sorgulama prosedürünü ahlaki suç" olarak yer almıştır. Dünya Af Örgütü, aynı raporda beyin yıkamanın fiziki işkence kadar insanlık dışı bir uygulama olduğunu da belirtmiştir.
]]>
Beyin Sapı Refleksleri https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-sapi-refleksleri.html Mon, 15 Oct 2018 07:20:48 +0000 Beyin Sapı Refleksi, Kafa sinirleri yolu sayesinde, boyun ve yüzün duygusal ve motor inervasyonunu sağlayan ve beynin alt kısmında bulunan bir kısımdır. Sonrasında Medulla spinasil olarak vücutta devam eder. Görüntü olarak küç Beyin Sapı Refleksi, Kafa sinirleri yolu sayesinde, boyun ve yüzün duygusal ve motor inervasyonunu sağlayan ve beynin alt kısmında bulunan bir kısımdır. Sonrasında Medulla spinasil olarak vücutta devam eder. Görüntü olarak küçük bir yapıya sahiptir. Ancak beyinle beraber vücudun geri kalan kısımları arasında olan bütün sinir bağlantıları beyin sapından geçer buda beyin sapı refleksinin hayati bir önem taşıdığının ispatı gibidir. Beyin sapı, orta beyin pons ve omurilik soğanının bileşiminden meydana gelen bir kısımdır. Omurilik soğanı, kan basıncı, nefes alıp verme, yutma ve kalp ritmi gibi önemli işlevlere sahiptir. 

Beyin sapı refleksi; Beynin yüzeysel tabakası ve omurilik ile sinirlere gelen ve oradan da giden lifler, pons ve beyin sapından geçerek ilişki içerisine girer. Bu yapıların herhangi birinde meydana gelebilecek küçük bir hasar kişilerde beyin ölümüne neden olmaktadır. O nedenle de boyun kısmına alınabilecek tüm sert darbeler kiler için hayati önem taşır. Beyin sapı refleksleri yani fonksiyonları olmadan kişinin yaşamını sürdürmesi asla mümkün değildir. Pons yani köprü, boyun ve kafa bölgesini ilgilendiren işlevleri yürüten kafa sinirleri adı verilen sinir çekirdeklerinin bulunduğu yerdir. Pons, solunum, kan basıncı, kalp hızı gibi temel işlevleri kontrol eder. Ayrıca beyincik yani hareket sistemi ile omurilik ve beyini birbirine bağladığından vücutta bir köprü görevi görmektedir. Beyin sapı, yapı olarak incelenip bakıldığında omuriliğin beyin içerisine girmiş bir uzantısı gibidir. Boyun ve baş bölgesine ait olan ve beyin ile hiçbir bağlantısı olmayan sinirlere sahiptir. Beyin sapı refleksi beyinden çok omuriliğe bağlı bir yapıdan oluşmaktadır. Ama böyle olması bile beyin içerisinde kabul edilmesine engel teşkil etmez. 

Beyin sapından geçen yollar;
  • Dokunma,
  • Motor yol Arka kolon, Vibrasyon yolu,
  • ağrı, kaşınma,sıcaklık ve dokunma yolu,
Beyin Sapının Görevleri;
  • Kan basıncı, 
  • Yutma Solunum,
  • Merkezi sinir sistemini düzenlemek,
  • Uyku düzenini sağlamak,
  • Görme ve işitme refleksleri,
  • Sindirim ve vücut ısısının kontrolü,
  • Kalp atışı, kan basıncı ve nefes alma gibi yaşamsal faaliyetleri kontrol etmek,
  • Bilincin oluşmasını sağlamak,
  • Terleme,
  • Denge duyusu 
  • Bilgileri entegre eder ve yönetir. 
  • Vücuttan beyne ve beyinden vücuda giden sinyalleri iletir ve köprü vazifesi görür.
  • Beyinden çıkan sinirleri vücuda dağıtır.  
Beyin sapı refleksi; Balıklar, Sürüngenler ve amfibienler gibi basit omurgalılarda ön beyin, beynin tamamının sadece küçük bir parçasıdır. Bu durum iki temel bölüme ayrılmıştır. 
  • Olfaktor işlemleme, 
  • Üreme, beslenme, uyku,, su içme, acil yanıtlar gibi yaşamı devam ettirebilmek için gerekli olan temel davranışlarda endokrin ve otonomik davranışların bütünleştirilmesidir. 
Bu temel davranışların hepsi beyin sapı refleksi tarafından yapılan ve düzenlenen, göreceli olarak basit sterotipik motor yanıtlarından ibarettir. Bu yanıtlara örnek verecek olursak, yalama, çiğneme ve yutma gibi motor yanıtları gösterilebilir. İnsan davranışlarının bir çoğu ön beyinden olduğu düşünülmektedir fakat tam tersine birçok işlev veya refleks beyin sapı tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu durumun anlaşılabilmesi için en uygun örnek yeni doğanlardır. Yeni doğan bebeklerde henüz ön beyin oluşmadığı halde, normal bebeklerden ayırt edilmesi çok zordur. Kısacası beyin sapı refleksi aslında insanların motor ve duygusal tepkimelerini gerçekleştiren omurilik ile bağlantılı bir yapıdır. Beyin içerisine uzanması beynin bir parçası imajını verse de tamamen omurilik uzantısından ibarettir. İnsanların motorsal ve duygusal reflekslerini meydana getirmesinden ötürü hayati bir önem taşıması söz konusudur. O nedenle boyun bölgesine alınan darbeler insan yaşamını her daim tehdit edecektir.   
]]>
Beyin Lobları https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-loblari.html Mon, 15 Oct 2018 09:55:25 +0000 Beyin lobları,Vücudumuzda yer alan sinir sistemini idare eden temel organdır. Baş kısmında yer alan beyin, vücudumuzun en karmaşık organıdır. Fizyolojik olarak beynin fonksiyonu vücudun diğer bütün organlarının merkezi ko Beyin lobları,Vücudumuzda yer alan sinir sistemini idare eden temel organdır. Baş kısmında yer alan beyin, vücudumuzun en karmaşık organıdır. Fizyolojik olarak beynin fonksiyonu vücudun diğer bütün organlarının merkezi kontrolü sağlamaktadır. Örneğin orman denen kimyasalların salgılanmasının işletimi ve kas aktivitelerinin oluşmasını sağlayan sistemleri, vücudun diğer organları üzerinde  Başlıca görevleridir. Beynin lobları ise insanda 5 tane bulunmaktadır. Bu beş tane lobun her birinin farklı vazifeleri ve işlevleri vardır. Lob bölmelere ayrılmış kısımlardır. Mikroskobik incelemelere gerek duyulmadan lobları görebiliriz. Bu lobları sırasıyla şöyle inceleyebiliriz.

Frontal lob: Beynin ön tarafında bulunur. Akıl yürütme yüksek seviyeli bilişsel yetenekler, motor becerileri ve konuşma dili ile ilişkilendirilir. Ön lobun arka kısmında bulunan motor korteks, çeşitli loblardan gelen bilgiye alarak tüm beyin kabuğu hücrelerin yaklaşık yüzde 30'u bu bölgede yer alır. Prefrontal korteks hücreleri insan beynini yöneterek beynin entelektüel işlevlerinden sorumludur; yani genel olarak ahlaki yargıları, yargılama, planlama, düşünme, tasavvur etmek gibi işlevlerin ve analitik düşünmenin merkezidir. Burada liderlik özellikleri durumlarında davranışlarımızı yönlendiren bu lobdur. Mutluluk, neşe, sevinç gibi duyguları hissettiğimiz ve hayali olarak  canlandırdığımız kısımda bu lobdur.
 
Parietal lob: Beynin solunda ve sağında olmak üzere iki kısımdan oluşan; duygusal uyaranların işlevleri arasında; sağ sol ayrımı yapmak okuma yazma ve aritmetik yeteneklerimizi barındırma algıladığımız nesneleri yerini yönünü şeklini saptamak gibi özelliklere sahip olan bölümdür. Duyu organlarından gelen bilgiyi birleştirir. Anne karnındaki bebekte beşinci aydan itibaren bu lob önemli bir  işlev görmektedir. Burada oluşabilecek hasar harf sembol şekillerin anlamını yitirmeye, yazma, okuma gibi yeteneklerinin kaybolmasına neden olur. Bu bölgede oluşabilecek sinir hücresi kaybı alzheimer hastalığını ortaya çıkarmaktadır.

Oksipital Lob: Bu lob ise Beynin arka kısmında yer almaktadır. Görsel uyarıcılar ve bu bilgilerin yorumlanması nasıl sağladığını, görme duyusu bu lob da işlenir. Bu lobun içinde Primer görsel korteks, gözden gelen bilgiye alır ve yorumlar. Sağ arka baş lobu solu; sol oksipital lob ise sağ tarafı görmemizi sağlar. Oksipital lobun hasarlanması durumunda halisülasyonlar görmemizi ve görme bozukluklarına sebep olmaktadır.

Temporal lob: Ses ve kokunun algılanması yüz ve mekan gibi karmaşık uyaranların işlenmesi bu lobun önemli bir görevidir. Beynin her iki tarafında kulak önünde sağ ve sol temporal lob olarak bulunmaktadır. İşitme ve işittiğini anlamlandırma temporal lobun görevidir. Yani temporal lob, konuşmanın hafızaya alma ve duymanın gerçekleştiği bölümdür. 

Serebellum lobu: Vücutta görevini sağlar. Kasların düzenli olarak çalışmasına yardım eder. Beyinde iki büyük parça olarak bulunan serebellum ortalama 150-160 gram civarıdır. Kol ve bacakların uyumlu çalışmasına yardımcı olur; aktif hareketlerin arda adına ve düzenli olmasını sağlar.

Beyin loblarını incelediğimizde vücudumuzun her bir yapısını ayrı bir lobun yönettiğini görmekteyiz. Buda vücudumuzun sistemli düzenli aktif bir şekilde çalışmasını sağlayan sistem olmazsa olmaz durumuna gelmektedir.
]]>
Beyin Lenfoması https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-lenfomasi.html Mon, 15 Oct 2018 19:17:42 +0000 Beyin Lenfoması, bağışıklık sistemi uru anlamına gelen ve lenfositlerin oluşturduğu bir tür kanserdir. Lenfoma lenf düğümlerinden çıkan ve lenfositlerden oluşan tümörlerin genel adıdır. hızla çoğalan ya da normal Beyin Lenfomasıbağışıklık sistemi uru anlamına gelen ve lenfositlerin oluşturduğu bir tür kanserdir. Lenfoma lenf düğümlerinden çıkan ve lenfositlerden oluşan tümörlerin genel adıdır. hızla çoğalan ya da normalden daha uzun yaşayan kanserli veya normal hücreler nedeniyle oluşur. Beyin Lenfoması; tümör veya beyinde oluşan lenf kanseri olarak da adlandırılır. bu tür Lenfoma genel olarak iki grupta incelenir.

Birincil Santral Sinir Sistemi (sss) Lenfoması

Beyinin içerisindeki dokulardan büyüyen bir kanser türüdür. Kan içerisinde bir çok hücre bulunur ve bu hücrelerin çoğu enfeksiyonlarla savaşmakla görevlidir. Lenfosit de bu tür hücrelerden biridir. Farklı şekil ve yapılarda lenfositler vardır. Lenfositler T ya da B şekilli lenfosit olarak adlandırılır. Birincil santral sinir sistemi lenfomasında hastalık kandan değil de beyin içerisindeki hücreler kaynaklıdır. Birincil adını almasının sebebi hastalığın beyinde başlaması yani vücudun başka bir yerinden bulaşmamasıdır.

Hastalık genelde ventrikül adı verilen ve içi sıvı dolu olan boşlukların çevresine yerleşir. Bunun yanı sıra göz dahil olamak üzere beynin her bölgesinde görülebilir.

Birincil Santral Sinir Sistemi Lenfoması Belirtileri
  • Şiddetli baş ağrısına sebep olabilir
  • Hasta nöbet geçirebilir
  • Uygunsuz davranma ve şuur bozukluklarına sebep olabilir
  • İnme felç gibi kalıcı hasar bırakan hastalıklara sebep olabilir
CT testi beyin lenfoması teşhisinde kullanılan ilk testtir ve beyin içerisinde oluşan çoğu tümörü tespit edebilir. CT testinin sonuç vermediği durumlarda MR çekilir ve tümörün tespiti yapılabilir. Hastalık yayılıp beynin tamamını ya da çevresini saracak şekilde büyümez, bunun yerine beyin lifleri arasında bulunan dokulara yerleşir yani tümör oluşturduğu yerlerde beyin dokusu da vardır.

Primer Serebral Lenfoma

Bu tür lenfomaya kısaca beyin lenfoması ya da merkezi sinir sistemi lenfoması da denir. Beyin omurilikle birlikte merkezi sinir sistemini oluşturur. Lenf sisteminin bir parçası olan lenfosit hücreleri merkezi sinir sistemi boyunca hareket edebilir. Kanserli olan lenfosit hücreleri dolaştıkları bu hücrelere de kanser bulaştırırlar ve bu duruma primer serebral beyin lenfoması denir.

Bu tür lenfoma beyin ve omurilik dokularında başlar ve nadir görülen bir hastalık çeşididir. Hastalık tanısı konan kişiler iki ay içerisinde tedavi olmazlarsa genellikle ölürler. Tedavi görenler ise genellikle ancak üç veya dört yıl daha yaşayabilir.

Primer Serebral Lenfoma Belirtileri
  • Konuşma ve görme bozukluğu
  • Ateş
  • Ani kilo kaybı
  • Baş ağrısı
  • Felç veya inme
  • Kişilik bozuklukları
  • Aşırı sıcağa karşı tepki vermeme
  • Nöbetler
Hastalığın teşhisinde BT tarama testi, biyopsi, kan testi, biyomikroskopla göz muayenasi ya da MR yöntemi kullanılır. Genelde radyasyon kullanılarak kanser hücrelerini küçültme ya da öldürme, kemoterapi ile kanser tedavisi ya da sentetik steroidler yardımı ile tedavi yöntemleri kullanılır. Kemoterapi sırasında kullanılan ilaçlar kan yolu ile vücudun tüm bölgelerinde gezinir ve kanser hücrelerinin öldürülmesine yardımcı olur.
]]>
Ön Beyin https://www.beyinhastaliklari.com/on-beyin.html Tue, 16 Oct 2018 07:26:28 +0000 Ön Beyin: bölgesi, her iki göz küresinin üzerinden başlayarak, öne doğru çıkıntı yapar ve kaşları geçerek yukarıya doğru ilerler ve alında saçlı derinin başladığı bölgede sonlanır. En önde ve en üste bulunarak k Ön Beyin: bölgesi, her iki göz küresinin üzerinden başlayarak, öne doğru çıkıntı yapar ve kaşları geçerek yukarıya doğru ilerler ve alında saçlı derinin başladığı bölgede sonlanır. En önde ve en üste bulunarak konumunu ve önemini gösterir. Ön beyin bölgesinin çalışması ile insanlarda akıl özelliği oluşmaktadır. Dikkat ön beyin bölgesinin temel özelliklerinden biri olup, uyanık iken en yoğun kullanılan özelliktir. Dikkat ile beraber oluşan bir diğer özellik ise kısa süreli bellek veya işleyen bir bellektir. Yapılan her işe yoğunlaşabilmek ve çalışmanın sürdürülebilmesi için, dikkat etme ve işleyen belleğin etkili olması gerekmektedir. Ön beyin bölgesinin bu özelliğindende ayı pek çok hastalığa eşlik ettiği söylenebilir. Mesela nezle iken bile, dikkatlerinizin ne kadar azaldığını fark etmişsinizdir. Ayrıca kapıyı kilitlemeyi unutma, eşyayı koyduğu yeri unutma,  yemeği ateşte unutma gibi sıkça yaşanan bu günlük ve kısa süreli olan unutkanlıkların sebebi, duyarlılığı artmış olan ön beyin bölgesi çalışma özelliklerindendir.

Ön Beyinin Görevleri: genel olarak aşağıdaki fonksiyonların yerine getirilmesi, ön beyinin temel görevleridir.

  • Dikkatin yönlendirilmesi
  • Dikkati verme ve sürdürme
  • Kısa ve işleyen bellek
  • Sabır
  • Planlama, tasarlama
  • Yargılama
  • Düzenli olma
  • Tepki kontrolü
  • Kendini kontrol edebilme
  • Ayrıntılı düşünme
  • Sorunları çözme
  • Gelecekle ilgili öngörüde bulunma
  • Duyguları anlama ve ifade etme
  • Hatalardan ders çıkarma
  • Empati kurma
  • Moral
  • Sağduyu
  • Motivasyon

Ön Beyin Bellek İlişkisi: 

Ön beyinde uzun süreli olan bellek kayıtlarının yer aldığı hipokampustan bilgilerin alınarak değerlendirilmesi, ön beyin bölgesinde gerçekleşmektedir. Uzun ve orta  geçmişle ilgili unutkanlıkların bir sebebi de ön beyin bölgesinde duyarlılık hissinin artması sonucu eski bilgilerin bellek deposundan geri getirilememesinden dolayıdır.  Yapılan bu işin verimi ve kişinin iş sonrası yorgunluk derecesi, ön beyin bölgesinin ortaya çıkardığı dikkat özelliği ile beraber istek veya güdülenme (motivasyon) özelliğine bağlı olmaktadır. Motivasyon desteğiyle, mesela okuma eylemi gerçekleşir. Ön beyin bölge çalışmasında sorunu olan insanlar okumayı sevmezler. Sonraki konularda söz edilecek olan motivasyon, deneyimlerle beraber gelişen kazanç sisteminin ön beyin bölgesindeki etkisine bağlıdır.

Yoğunlaşma, dikkati verme durumun da ön beyin bölgesi; diğer dış uyaranlara karşı kendini kapatır ve dikkatin sürekliliğini sağlar. Örneğin, çevreden gelen ses sebebi ile rahat çalışamayan kişide dikkat eksikliği olabilir. Dikkatin toplanamadığı başka durumlarda da bu geçerlidir. Takıntılı kişilik özellikleri gözlenen hallerde tam tersi olur ve dikkat yoğunlaşması durdurulamaz veya dikkatin yönü istemli bir biçimde değiştirilemez. Her iki durum aynı kişide ortaya çıkabilir. Takıntı bozukluğu olduğu zaman (obsesif kompulsif bozukluk), hiper aktivite bozukluğunda ve dikkat eksikliği takıntılı kişilik özellikleri görülmektedir. Ön beyin bölgesinin duyarlı çalışması her kişide belirtileri az ya da çok oranda ortaya çıkarak hemen farklı kişilik özelliklerinin gelişmesine sebep olur. Bu farklılıkların şiddeti arttıkça ve gri tonları kararmaya başladıkça, hastalık durumu ortaya çıkmaya başlar.

Ön Beyin  Bölgesinin Bilimsel Geçmişi:

 Ön beyin bölgesinin çalışması ile kişilik ve akıl özelliklerinin ortaya çıkmasını bilim dünyasına fark ettiren önemli ilk örnek, Phineas Gage isimli demir yolu işçisinin 1848 senesinde geçirmiş olduğu kazadır. Kazadan sonra kafasına saplanan demir parçası çıkartıldıktan sonra yüz felci ve ha]]> Beyin Rahatlatma https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-rahatlatma.html Tue, 16 Oct 2018 23:08:56 +0000 Beyin Rahatlatma, Beyni en iyi rahatlatan yöntem, nefes egzersizleridir. Beyin, stres altında iken ve kaygı, bunalım ve uyku sorunları yaşarken çok yorulur. Zihni ve bedeni rahatlatmak çok önemlidir. Böylelikle daha huzurlu ve mutlu Beyin Rahatlatma, Beyni en iyi rahatlatan yöntem, nefes egzersizleridir. Beyin, stres altında iken ve kaygı, bunalım ve uyku sorunları yaşarken çok yorulur. Zihni ve bedeni rahatlatmak çok önemlidir. Böylelikle daha huzurlu ve mutlu olursunuz. Stres altında kalan bir vücut kendini savaş altında kalmış gibi hisseder. Bu da kişinin daha çok yorulmasına neden olur. Ayrıca kalp atışınız hızlandığında gergin olduğunuz durumlarda da kendinizi ağır stres altında hissedersiniz. Güne canlı başlamak ve üzerinizdeki negatif elektriği atmak için, beyninizi rahatlatmaya ihtiyacınız vardır. Zihninizi rahatlatmış olduğunuz zaman vücudun stresi oluşturan hormonları salgılanmaz ve beden zihinsel ve fiziksel olarak kendini toparlar.


Beyin Rahatlatma:
  • Öncelikle ılık bir duş alın. Böylelikle bedeniniz rahatlayacak ve kendinizi hafif hissedeceksiniz. Üzerinizdeki ağırlığı atacaksınız.
  • Derin derin nefes alın. Nefes egzersizi yapmak zihni boşaltacak ve sizin strese girmenize neden olan şeylerden uzaklaşmanızı sağlayacaktır. Nefes egzersizi beyni rahatlatmak için çok önemlidir. Bu nedenle bulunduğunuz ortam ne sıcak neden soğuk bir ortam olmalıdır. Size huzur veren deniz, havuz başı yada sahil gibi suyun fazla olduğu bir yerde nefes egzersizi yapmanız çok daha etkili olacaktır.
  • Yazı yazmak, zihinde olan ve biriken bir çok şeyi kağıda dökmek sizi rahatlatacaktır. Bu nedenle daralıp sıkılınca günlük tutun. Böylelikle zihninizi boşaltacak ve beyninizi rahatlatacaksınız. 
  • Müzik dinleyin. Zihni stres altında tutan düşüncelerden arındırmanın bir yolu da müzik dinlemektir. Ayrıca zihin egzersizleri için hazırlanmış olan su sesi gibi, fonları dinlemekte zihni rahatlatır. 
  • Yoga yapın. Beyni düşüncelerden arındırarak sadece boşluğu hayal etmek, günün koşuşturmasından kişiyi stres altında kalmaktan uzaklaştırır. 
  • Bedeninizi rahatlatın. Bedeni rahatlamak beynin rahatlamasını da sağlar. Bu nedenle masaj yaptırarak vücuttaki gerginliği atın. Ayrıca bitki çayları içmekte hem bedenin hemde beynin rahatlamasına son derece faydası vardır. 
]]>
Beyinde Kitle Ameliyatı https://www.beyinhastaliklari.com/beyinde-kitle-ameliyati.html Wed, 17 Oct 2018 21:40:27 +0000 Beyinde kitle ameliyatı, beyinde oluşan kitlenin kötü ve iyi huylu tümör oluşumunda başvurulan cerrahi işlemdir. Hastanın tedavi süreci  ve ameliyat oluşumuna hastalığın seyrine, tümörün çeşidine ve tümörün büyük Beyinde kitle ameliyatı, beyinde oluşan kitlenin kötü ve iyi huylu tümör oluşumunda başvurulan cerrahi işlemdir. Hastanın tedavi süreci  ve ameliyat oluşumuna hastalığın seyrine, tümörün çeşidine ve tümörün büyüklüğüne göre değişmektedir. Beyinde kitlenin tedavi yöntemleri ameliyat dışında radyasyon tedavisi ve kemoterapiden oluşmaktadır.  Beyin kitle ameliyatından önce teşhis aşamasında iken hem hasta hem e yakınlarını zorlu bir süreç beklemektedir. Hastalığın kabullenmesi çok zor olmaktadır. Bu süreçte hastanın hastalığı kabullenmemesi ve hastalığı hakkında detaylı bilgi almak istemesi olması gereken bir durum olarak karşılanmalıdır.

Beyinde kitle ameliyatı öncesi

Beyinde kitle olan hastaların ameliyat öncesinde karar vermesi ve kendine güveninin  olması da ameliyatı daha kolaylaştıracaktır. Bu konuda hastanın yakınları tarafından destek olması gerekmektedir. Bu destek ise hasta için önem arz etmektedir. Beyinde kitle ameliyatını yapacak doktorun iyi bir cerrah olması ve ekibinin çok iyi olması gerekmektedir. Beyinde kitle ameliyatı yapacak beyin cerrahi tarafından ameliyat hakkında detaylı bilgi almak gerekmektedir. Ameliyatla ilgili bu bilgiler tümörün oluştuğu yer, tümörün iyi veya kötü huylu olduğu, yapılacak ameliyatın zorluk derecesi, hastanın ameliyat sonrası hayat kalitesinde yaşayacağı değişimleri ameliyatın hastada oluşturacak riskleri ve ameliyat süresinin ne kadar olacağı gibi bilgiler almak gerekmektedir. Beyinde kitle ameliyatı öncesinde anestezi onay vermesi için gerekli tetkiklerin yapılması gerekmektedir. Anestezinin onayı sonrasında ameliyatın yapılacağı tarih belirlenmektedir. Beyinde kitle ameliyatı olacak hastanın ameliyattan bir gün önce hastaneye yatması gerekmektedir. Beyinde kitle ameliyatı yapılacak olan hasta ameliyat öncesi saçlarının kesilmesi yapılmaktadır. Saçın kesilmesinde ki amaç kafatasının kraniotomi denilen işleme hazırlamaktır.  Beyinde kitle ameliyatı yapılacak hastaya anestezi onayı ile genel anestezi altında gerçekleştirilmektedir. Aneztezi alan hasta ameliyat pozisyonuna alınmalıdır. Bu pozisyonu kalması ve kafa tasının hareket etmesini önlemek için çivili başlık kullanılmalıdır. Antiseptik solüsyonla silinen kafatası steril olan cerrahi örtüyle örtülür. Kitlenin olduğu bölge çizilerek bölge belirgin hale getirilir. Ve çizilen bu bölgeye kesi yapılır. Kesi sırasında önce cildin alt kısmında bulunan galea ve periost denilen dokular kemikten sıyrılır ve ameliyatta kullanılacak matkapla kafatasından istenilen büyüklükte kemik çıkartılır. Bu kemiğin çıkarılmasındaki amaç daha sonra aynı bölgeyi kapatmaktır. Bunun için çıkarılan kemik steril bir ortamda saklanmaktadır. Kemik dokusu altında bulunmakta olan zar tabakası açılarak beyin dokusuna ulaşılmaktadır. Ameliyat öncesinde tespit edilen kitleden bir parça doku alınmaktadır. Doku alınırken kanamanın kontrol altında olması gerekmektedir. Kesi yapılan dokunun üzerinde bulunan zar kapatılarak çıkartılan kemik parçası da yerine koyularak kemiğin üzeri periost ve galea ile kapatılarak ameliyat bitirilir. 

Beyinde kitle ameliyatı sonrası

Beyin kitle ameliyatı olan hasta ameliyat sonrası ameliyathanede uyanma odasında uyandıktan sonra beyin cerrahi yoğun bakıma alınmaktadır. Hastanın durumuna göre yoğun bakım süresi değişkenlik göstermektedir. Beyin kitle ameliyatı olan hastalar ameliyattan sonra 3 -5 gün sonra taburcu edilmektedir. Taburcu sonrası 3-5 gün sonra da dikişi alınmaktadır. Hasta ameliyattan sonra beyin cerrahi doktoru tarafından verilecek olan ilaçları düzenli kullanılmalıdır. Beyinde kitle ameliyatı sonrası baş ağrısı, baş dönmesi, yorgunluk ve halsizlik şikayeti hastalarda çok görülmektedir. Beyin kitle ameliyat sonrası beyin ödemi olarak komplikasyon görülmektedir. Bu durumda ise beyinde ödemi atacak ilaç kullanılmalıdır. Beyin ödemi dışında da görme bozukluğu, konuşma bozukluğu ve kuvvet kaybı da sıklıkla karşılaşılan komplikasyonlard]]> Beyin Dokusu https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-dokusu.html Thu, 18 Oct 2018 01:25:31 +0000 Beyin Dokusu, Beyin hakkından yapılan araştırmalar çok fazla olmasına rağmen, beyin fonksiyonları ile ilgili bilgiler sınırlıdır. Günümüzde beyin fonksiyonlarının güncel hayatı yönetmek, beslenmek ve diğer yaşamsal Beyin Dokusu, Beyin hakkından yapılan araştırmalar çok fazla olmasına rağmen, beyin fonksiyonları ile ilgili bilgiler sınırlıdır. Günümüzde beyin fonksiyonlarının güncel hayatı yönetmek, beslenmek ve diğer yaşamsal faaliyetleri yürütmek gibi görevleri olduğu düşünülmektedir. Fakat beyin keşfinin devam ettikçe, insan beyninin ne denli önemli faaliyetleri yürüttüğü görülecektir. Beyin dokusunu oluşturan gri madde çeşitli karmaşık protein ve şeker çeşitlerinden oluşur. 

Beyinde gri madde

Bu gri madde çocukluktan yaşlılığa doğru rengi daha griye dönüşür. Fakat kimi zamanda tansiyon, şeker veya asabiyet durumlarında beynin rengi biraz kırmızılaşır. Yapılan araştırmalar gri maddenin artması ile beynin çeşitli dilleri konuşma yeteneğinin arttığını söylemektedir. Bununla birlikte gri maddenin kıvrımlarının artması ile daha fazla zekaya sahip olunduğu bilinmektedir.

Beyin dokusu bu faaliyetleri yerine getirebilmesi için gelişkin bir sinir ağı ve protein çeşitliliğine sahiptir. Bu sistemi gri veya boz madde oluşturur. Gri madde merkezi sinir sisteminin en önemli bileşenidir. Büyük çoğunluğu sinir hücreleri ve snaps'lardan oluşur. Bununla birlikte glia hücreleri ve dendritlerinde olduğu gözlemlenmiştir. 

Gri beyin dokusu, merkezi sinir sisteminin nöron, kompleks hücre demetleri, miyelin (akson sinirleri kaplayan yalıtkan sıvı) gibi yerleri hariç oluşan yapıdır. Ayrıca gri madde omiriliğin içine doğru ilerler ve sinir hücrelerinin çalışmasını sağlar. İstemli kas hareketlerinin sağlanması, görme, duyma, konuşma, yürüme, nefes alma gibi yaşamsal faaliyetlerin yerine getirilmesi gri madde sayesinde oluşur.

Gri madde üzerinde yapılan bir çok araştırma beynin halen bilimsel bir değerlendirmeye tabi olmayan fakat varlığı bilinen görevleri olduğunu göstermektedir. Örneğin gece görülen bir rüyanın benzerinin ertesi gün ortaya çıkması veya görülen rüyaya benzemesi beynin gelecek ile ilgili bilgiler verebileceğine yorumlanmaktadır. Başka bir bilgiye göre ise beyin manyetik fonksiyonları ile düşünce aktarımı veya göz teması kurularak düşüncelerin okunabileceğine dair bilgiler bulunmaktadır. 

Beyinde bulunan diğer dokular nelerdir

Beynimizde milyonlarca nöron bulunur, sol beyinde bulunan nöronlar sağ beyne göre daha fazladır. Nöronlar sinir uçlarının birleşme yeri diyebiliriz. Nöronlar 4 mikrondan 100 mikrona kadar çıkabilir (1 mm=100 mikron), beyin faaliyetleri vücut oksijeninin yüzde 25'ini kullanır. Yapılan araştırmalara göre spor yapan kişilerin beyninde gri maddenin normal insandan daha fazla olduğu görülmektedir. Beyin dokusunda gri maddeden sonra en fazla olan doku ak maddedir. Ak madde beyin talimatlarının sinirler aracılığı ile iletilmesini sağlamaktadır. Erkekler de bayanlara göre daha fazla ak madde olduğu bilinmektedir. 

Beyin dokusunun ön lobu darbelere karşı dayanıklıdır. Fakat arta taraflar daha dayanıksızdır. Öyle ki küçük bir hasar bile ölümcül sonuçlar doğurabilir. Beynin ön kısmının dayanıklı olmasının nedeni hayati fonksiyonların ön beyin tarafından yönetilmesidir.
]]>
Beyin Damarları https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-damarlari.html Thu, 18 Oct 2018 14:26:06 +0000 Beyin Damarları, İnsanların vücudunda bulunan en önemli organ beyin damarlarıdır. Beyin damarı kafatası içerisinde bulunan ve sinirsel olan bir organdır. Şekil olarak yüzeyi çıkıntılı ve aynı zamanda iki yarım küreden Beyin Damarları, İnsanların vücudunda bulunan en önemli organ beyin damarlarıdır. Beyin damarı kafatası içerisinde bulunan ve sinirsel olan bir organdır. Şekil olarak yüzeyi çıkıntılı ve aynı zamanda iki yarım küreden oluşmaktadır. Kafatası ve beyin arasında üç katlı bir zar bulunmaktadır. Beyinde bulunan bu zar olası darbelere ve sarsıntıya karşı koruma görevini üstlenmiştir. Beyin damarları yapısında milyonlarca sinir hücresi yer almaktadır. Beyin damarları görme, işitme, tat alma, koklama ve dokunma duyularına yön verildiği bir merkezdir. Ayrıca vücut hareketlerine, bilgi depolama öğrenme, okuma, yazma, konuşma, ağlama, üzülme, sevinme mutlu olma gibi durumlarının yönetildiği bir merkezdir. Beyin içinde bulunan bölümlerinden bazılarının görevleri, hormonları denetlemek, vücut ısısını ayarlamak, metabolizmayı düzenlemek, strese karşı hemen yanıt vermek ve kalp  basıncı ile kalp, damar sistemini düzenlemektir. 

Beyin Damarlarının Görevleri Nelerdir

Beyine ve Beyinciğe kan gitmesini sağlayan dört adet atardamar bulunur. Bu damarlardan iki tanesine şah damar (karotis), öteki iki tanesine de vertebral damar adı verilmektedir. Bu damarlar kalp içindeki kanı vücuda dağıtan aort ismi  verilen damardan çıkar ve boyun kısımlarından geçerek kafa tası içindeki beyine ulaşır. Çene kısmına yakın yerde şah damar iç ve dış kısım olmak üzere ikiye ayrılır. Dış kısımdaki şah damar yüz kısmını ve kafa tasını beslemeye yardımcı olur. İç kısımdaki  şah damar (karotis), beynin beslenmesine yardımcı olur. iki tane olan iç şah damar kafa tasına iki ayrı damardan girmektedirler. Vertebral ismi verilen bu damarlar kafa tasına gitmeden önce birleşerek, baziler atardamarlarını oluşturarak bir tek damar halinde kafatasının içine girerler. İç karotis  şah damarları beyini, baziler damarlar vertebral damarları ise beyincik ve beyin sapını beslemektedir. Her iki iç şah damar (karotis) ve baziler (vertebral) damar, kafatasının içine girdikten hemen sonra ince bağlantı damarlarıyla birbirlerine bağlanarak beyinde pek çok gen üretmeye başlarlar. Bu sayede beyinde bulunan bu damarların her hangi birinde tıkanıklık olasılığı olacağı zaman, öteki damar hemen devreye girerek olabilecek riskleri azaltırlar ve beyin veya beyinciğin kansız kalma riski olasılığına engel olurlar.  

Beyindeki damarlarının tıkanma ve kanama riskleri oldukça büyüktür. Beyin damar tıkanması beyin damar kanamasına oranla daha sık görülebilen bir durumdur. Bu tıkanmanın en sık olarak görüldüğü bölge ise iç şah damarlarının çene hizasına olan en yakın kısmındadır. Ender olarak görülen yerler ise baziler, vertebral damarlar ve beynin içinde olan küçük damarlardır. Bu tıkanmalardan bazıları yavaş yavaş gelişirken bazıları ise ani bir hızlı gelişmektedirler. Beyindeki damar tıkanıklıkları, ataklara neden olarak hastada geçici ve kalıcı izler bırakabilmektedir. Geçici ataklar 24 saat içinde her hangi bir iz bırakmadan iyileşen atak durumudur. Bu ataklar genel olarak kronik damar tıkanıklığı olan kişilerde tansiyon düşmesi sonucu meydana gelmektedir. Bu geçici ataklarda tansiyon kendini hemen düzenlediği için kalıcı sonuçlar bırakmadan kaybolur. Bu atağın belirtisi, o tarafta olan gözün bulanık veya hiç görmemesi, konuşma esnasında zorluk çekmek, dengesizlik, kol ve bacakta tutmama hissi gibi şikayetler yaşanabilir. Kalıcı ataklar ise, 24 saat sonra bile geçmeyerek devam eden rahatsızlıklardan oluşur. Kalıcı olan ataklarda tansiyon kendini hemen düzenleyemediği için bu süreç 24 saati geçer ve kalıcı izler bırakmasına neden olur. Buda uzun bir araştırma sonucu öğrenilir.  

]]>
Baş Ağrısı Beyin Tümörü https://www.beyinhastaliklari.com/bas-agrisi-beyin-tumoru.html Fri, 19 Oct 2018 05:31:30 +0000 Baş Ağrısı Beyin Tümörü, Türk halkının yaklaşık yüzde ellisi yaşamlarının büyük bir döneminde baş ağrısından şikayet etmektedirler. Doktorlar ise çok sık tekrarlayan baş ağrısının beyin tümörlerinde g

Baş Ağrısı Beyin Tümörü, Türk halkının yaklaşık yüzde ellisi yaşamlarının büyük bir döneminde baş ağrısından şikayet etmektedirler. Doktorlar ise çok sık tekrarlayan baş ağrısının beyin tümörlerinde görülmekte olan en önemli belirti olduğunu açıklayarak hissedilen bu ağrıların göz ardı edilmemesi gerektiğini söylemiştir. Genellikle görülen baş ağrıları uyuduktan sonra hafifleyen baş ağrılarıdır. Kafatası içi basıncına bağlı baş ağrıları ise sürekli ve özellikle de sabahları uyanınca daha da artma özelliği göstermektedir. Beyin içinde tümör olan her kişide baş ağrısı olacak diye bir şey yoktur. Ancak kişide metabolik bir sebep yok iken ama devamlı bulantı ve kusma var ise bu konu göz ardı edilmemelidir. Özellikle de çocuklarda bulantı olmadan fışkırır şekilde kusmalar erken teşhis  

Baş Ağrısı Beyin Tümörü Nasıl Tedavi Edilir

Tanıda manyetik rezonans görüntüleme yöntemin yeri çok ayrıdır. Oluşan tümörün yeri türü gibi bilgileri bize net bir şekilde ulaştırır. Tedavide ana kural tümörden alınmış olan parçanın mikroskopik incelenmesi ve mümkün olan maksimum düzeyde boşaltılmasıdır. Beyinde oluşan tümörlerin tanı ile tedavisinde başta ailesi olmak üzere hastanedeki ekip bir bütün olarak duruma ilgi gösterdiklerinde tedavide başarı oranı artar. Tedavi çok önemlidir.

]]>
Beyinde Araknoid Kist https://www.beyinhastaliklari.com/beyinde-araknoid-kist.html Fri, 19 Oct 2018 11:41:58 +0000 Beyinde Araknoid Kist, Araknoid kist omur ilik ile beyin arasında bulunan araknoid olarak adlandırılan zarda oluşan kistlerdir. Bu yapı araknoid olarak adlandırılır çünkü yapısı tıpkı örümcek ağı gibidir. Bu kist araknoid z Beyinde Araknoid Kist, Araknoid kist omur ilik ile beyin arasında bulunan araknoid olarak adlandırılan zarda oluşan kistlerdir. Bu yapı araknoid olarak adlandırılır çünkü yapısı tıpkı örümcek ağı gibidir. Bu kist araknoid zarının bulunduğu her alanda görülebilmektedir ve içinde  beyin ve omur ilik sıvısı bulundurmaktadır.  Eğer bu zar çift hale gelir yada yırtılır ise iç beyin omur ilik sıvısıyla dolmasıyla araknoid kist oluşur. Araknoid kist belirtileri genellikle 6 yaş grubundan yirmi  yaşa kadar tespit edilmektedir ve erkekler kadınlara göre daha belirtileri hissetmektedir.

Araknoid Kistler Nasıl Oluşur 

Bu kistler genellikle gelişimsel olmakla beraber anne karnında ki bebekte meydana gelen değişmelerden kaynaklana bilmektedir. Anne karnın da araknoid zarın ikiye ayrılması nedeniyle araknoid zarda sıvı birikmesi olur on beşinci ayda araknoid zar beyin omur ilik sıvısıyla dolar. Budan sonraki dönemlerde araknoid kist görülebilmektedir. Örneğin kafa travmalarında ve beyin iltihaplanmaları sonucu bu kistler görülebilir. 

Araknoid Kist Kişi Üzerindeki Etkileri

Bu kist oluşumunun etkileri  beyinde bulunduğu yere göre farlılık göstermektedir. Fakat araknoid kistler çoğunlukla belirti göstermezler ve CT ve manyetik rezonans ile tesadüfen görülebilir. Fakat bu kistlerin çok büyümesiyle beyin bölgelerine baskı yapması sonucu hastalarda ani inme görülebilir. Bu tür kistlerde baş ağrısı ve sara nöbeti görülebilir. 

Araknoid Kist Tanısı

Araknoid kistlerin tanısı tomografi veya manyetik rezonans görüntülemeyle konulmaktadır. Bu görüntülemelerde kistlerin içindeki sıvı siyah şekilde belli olmaktadır. Hekimler bu araknoid kisti gördüğünde genellikle cerrahi müdahale tercih etmektedirler. 

Araknoid Kistlerin Tedavisi

Araknoid kist tedavisindeki tedavilerin etkinliği tam kesinleşmemiştir. Tedavide üç farklı yöntem kullanıl-maktadır. Bu yöntemler sırasıyla şöyledir kistlerin şantlanması, mikroskop ve  açık cerrahi ile beyin omur ilik sıvısının yollarının şantlanması, endoskop ile beyin alt kısmı omur ilik sıvısının yollarının kapatılmasıdır.
]]>
Beyinde Baloncuk https://www.beyinhastaliklari.com/beyinde-baloncuk.html Fri, 19 Oct 2018 23:05:11 +0000 Beyinde Baloncuk, Beyinde baloncuk aneverizma adıyla bilinen bir rahatsızlıktır. Aslında bu hastalık daha kolay söylenmesi adına baloncuk denmiştir. Beyin baloncuğu damar duvarın kabarcık gibi şişmemesi olayıdır. Örnek ile a Beyinde Baloncuk, Beyinde baloncuk aneverizma adıyla bilinen bir rahatsızlıktır. Aslında bu hastalık daha kolay söylenmesi adına baloncuk denmiştir. Beyin baloncuğu damar duvarın kabarcık gibi şişmemesi olayıdır. Örnek ile açıklamak gerekirse bisikletin tekerleğinin eskimesiyle tekerlek üzerinde oluşan baloncuğa benzetilebilir. Bu baloncukların oluşmasında doğuştan gelen  bir genetik özellik olabilir. Yaş ilerledikçe tansiyon rahatsızlıkları ile damar içinde kan basıncı artar ve doğuştan gelen yakınlık ile zayıf damar duvarında üzüm taneciği şeklinde kabarcık oluşmaktadır. Elbette damarlar dayanıklıdır ve bu basınç birden baloncuk oluşumuna neden olmamaktadır zamanla damar duvarına basınç yapmasıyla zamanla zayıflatma damar duvarında baloncuk oluşumuna neden olmaktadır. Bu baloncuğun patlamasıyla beyin içinde kanama meydana gelir ve bu durum koma, felç ve ölüm ile sonuçlanabilir. 

Beyinde baloncuk Patlama Olma Olasılığı

Anevrizmada yani beyin baloncuğunda her zaman patlama görülmeyebilir. Fakat bir hastada beyin baloncuğu tanısı konulduğunda bu kesinlikle patlar yada patlamaz diye bir kanı konulamaz. Ama oluşan beyin baloncukların yapısına göre hangisi daha tehlikeli durumda olduğu tahmin edilebilir. Eğer bir oluşan beyin baloncuğu 7 mm daha büyük ise veya üzeride yavru bir baloncuk daha bulunduran anevrizmalarda patlama olasılığı çok daha fazladır.

Beyinde Baloncuk Belirtileri

Her damar hastalığında olduğu gibi anevrizmada da belirtiler genelde sinsi ilerlemektedir. Fakat beyin baloncuğu görülen hastalarda genelde baş ağrısı olmaktadır fakat hastalar bu ağrının anevrizma'dan kaynaklandığını düşünmemektedirler. Diğer beyin baloncuğu belirtisi ise yüzde uyuşukluk, göz kapağında ani yaşanan düşüklük, yutmada zorluk, görme bozukluğu gibi genel nörolojik  belirtiler görülebilir. Bu hastalığın tanısı genellikle baloncuğun patlamasıyla hastanın hastahaneye acil getirilmesiyle çekilen tomoğrafi sonucu ile öğrenilebilir yada hasta herhangi bir nörolojik rahatsızlık gördüğünde hastahaneye başvuru yaptığında tesadüfen öğrenir.

Beyinde Baloncuk Tedavisi

Beyin baloncuğu tanısı hasta ile konuşulur eğer anevrizma 7 mili metreden daha büyük yada baloncuk yavru bir baloncuk içeriyorsa kesinlikle tedavi önerilir. Diğer hastalara ise risk değerine göre tedavi önerilir. Örneğin bir genç hastada anevrizma meydana gelmiş ise yıllık patla riski hastaya anlatılır ve hastaya tedavi olup olmak istemeyeceği sorulur. Anevrizma hastaları hayatları boyunca alkol, sigara, uyuşturucu madde gibi kötü alışkanlıklardan uzak durmak zorundadırlar. Anevrizma tedavisinde açık cerrahi uygulanmaktadır. Diğer bir yöntem ise açık almayan girişimsel radyolojik yöntemdir. İkinci yöntemin en büyük avantajı ise tabi açık cerrahi olmamasıdır. Fakat ikinci yöntemde damar içerisinden girildiği için damarda delinme, kanama ve buna bağlı olarak koma, felç ve ölümle sonuçlanabilecek durumlar çıkabilir buda tedavinin dezavantajıdır.
]]>
Beyin Uyuşması https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-uyusmasi.html Sat, 20 Oct 2018 02:49:21 +0000 Beyin Uyuşması, Beyin uyuşması gün içerisinde kişilerde aniden belirebilir. Beyin uyuşması halk arasında karıncalanma hissi olarak ortaya çıkar. Beyin uyuşması arada bir oluyorsa çok da dikkate alınmamalıdır fakat kıs Beyin Uyuşması, Beyin uyuşması gün içerisinde kişilerde aniden belirebilir. Beyin uyuşması halk arasında karıncalanma hissi olarak ortaya çıkar. Beyin uyuşması arada bir oluyorsa çok da dikkate alınmamalıdır fakat kısa süreli aralıklar ile olmakta ise mutlaka bir uzman doktora başvurulmalıdır.

Beyin Uyuşması Nedenleri 

Beyin uyuşması insanlarda acaba beynimde bir sorun mu var beyin kanaması mı geçireceğim diye bazı endişelere kapıldıkları görülmektedir. Oysaki beyinde oluşan karıncalanma hissi ve uyuşma çoğu zaman kişinin sinirsel sebeplerden dolayı beyin uyuşması yaşadığı uzmanlar tarafından bildirilmektedir.Beyin uyuşması çoğu zamanda vücudun oksijensiz kalmasından oluştuğu da bilinenler arasındadır. Çok az bir ihtimal de olsan sık, sık beyin uyuşması görülen vakalar da ise beyne giden bazı damarların pıhtılaşma sonucu tıkanması ile ortaya çıkmaktadır. Beyinde uyuşma özellikle kafadan bir şey akıyor veya elektriklenme hissi ile görülmektedir. Beyinde uyuşma hissi olması hemen beyinle alakalı bir sıkıntı olduğunun düşünülmesi yanlıştır bazı durumlarda uyuşma kişinin saçı ve saç derisi ile alakalı olduğu da bilinmektedir. Beyinde uyuşma çoğu zaman beyin kasalarında ve oksipital sinirlerin zorlanması ve kaslarda gerçekleşen spazm sonucunda oluşması da muhtemeldir ve uyuşma kısa süreli olmaktadır. Beyinde oluşan uyuşma sonrasında kişinin panik yapmaması ve sakinliğini, koruması önemlidir. Çok az görülen beyinde uyuşma çok ciddi sorunların olduğunu belirtmez. Beyinde uyuşma strese bağlı olarak kişilerin kendilerini sıkması ve özellikle dişlerini sıkmaları ile ortay çıkmaktadır. Beyin uyuşması sinirsel durumlar da ortaya çıktığını söylemiştik bu gibi durumlarda beyin oksijensiz kalarak kanda oluşan pıhtılaşma ve damar tıkanıklığı meydana getireceğinden beyinde ani uyuşmalar görülmesi olasıdır. 

Beyin Uyuşmasının Belirtileri

Beyin uyuşmasın da kişide bulantı ve özellikle bulantıya bağlı olarak kusma meydana geliyorsa hiç vakit kaybedilmeden dalında uzman bir doktora görünmelidir. Ayrıca unutulmaması gereken bir durum olarak beyin uyuşması genellikle strese bağlı olarak psikolojik olmaktadır. Bazı durumlarda beyinde uyuşma kişinin kafasında oluşan kepekten bile olacağı da bilinmektedir. Beyin uyuşması sonucunda kişinin konuşmasında bozukluk, kişide şiddetli mide bulantısı, mide bulantısına bağlı olarak kusma, kişide çarpıntı, yüzde kızarıklık, ileri derece rahatsızlıklarda bilinç kaybı yaşanması, aşırı yorgunluk.

Beyin Uyuşması Tanı Ve Tedavisi

Beyinde uyuşma yaşayan kişilerde rahatsızlığı teşhis etmek için ilk önce EMG yada MR çekilerek rahatsızlığın tanısı belirlenir. Beyin uyuşması sorunu aydan aya sadece bir kez olur. Böyle durumlarda hiç telaş etmeyin ancak sık, sık beyin uyuşması sorunu yaşıyor iseniz hiç geciktirmeden derhal doktora gitmeniz gerekir.

]]>
Düşme Sonucu Beyin Kanaması https://www.beyinhastaliklari.com/dusme-sonucu-beyin-kanamasi.html Sat, 20 Oct 2018 14:34:48 +0000 Düşme Sonucu Beyin Kanaması, önlem alınamayan düşerek sert bir zemine çarpma sonucunda, beyin arterindeki damarlarda oluşan zayıflamaya bağlı olarak bu bölgeye zamanla kan birikmesi sonucunda meydana gelir. Düşme sonucu oluşa Düşme Sonucu Beyin Kanaması, önlem alınamayan düşerek sert bir zemine çarpma sonucunda, beyin arterindeki damarlarda oluşan zayıflamaya bağlı olarak bu bölgeye zamanla kan birikmesi sonucunda meydana gelir. Düşme sonucu oluşan beyin kanamasından şüphe ediyorsanız vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir çünkü ciddi bir durumdur, hayati tehlike arz eder ve cerrahi müdahale yapılması gerekir.

Düşme sonucunda kafa kemiklerinin bütünlüğünün bozulması durumunda kırıklar meydana gelir. Kırık tek bir hat üzerinde olabiliyorken bazen de çökme şeklinde görülebilir. Düşme sonucu açık ve kapalı kırıklar oluşabilir. Açık kırık yoksa ve beynin hava ile temas etmemiş ise ciddi bir sorun teşkil etmez. Düşme sonucu oluşan hafif bir darbe bile çok ağrı hissettirebilir çünkü yüz ve kafa derisi vücudun diğer bölgelerine göre daha da hassastır. Düşme sonucunda herhangi bir kesik oluşmasa bile bölgede deri altında toplanan kan, o bölgede şişliğe sebep olabilir.

Düşme Sonucu Beyin Kanaması Belirtileri Nelerdir
  • Kanamanın beynin hangi bölgesinde meydana geldiğine bağlı olarak değişiklik görülebilir. Mesela konuşma ile ilgili bir bölüm düşme sonucu hasar almışsa konuşmada bozukluklar görülebilir yada görme ile ilgili ise görme bozuklukları görülebilir,
  • Vücutta tek taraflı hissedilen güçsüzlük veya denge ve koordinasyonda problemler görülüyorsa buda beyin kanaması habercisi olabilir,
  • Eğer düşme sonucu alınan darbe beynin alt kısmında, yani beynin sapında ise hasta komaya girebilir,
  • Bazen belirtiler düşme sunucunda hemen görülebiliyorken bazen birkaç saat bazende birkaç gün sonra da ortaya çıkabilir.
Düşme Sonucu Beyin Kanaması Sonrası Acil Müdahale Nasıl Yapılır
Düşme sonrası beyin kanaması geçirdiğinden şüphelenilen kişileri en kısa sürede tam donanımlı sağlık merkezine götürülmelidir. Ancak hızlı hareket etmek isterken hastaya zarar vermekten kaçınılmalı ve mevcut konumu doktor görene kadar sabit tutulmalıdır.

Düşme Sonrası Beyin Kanaması Muayene Sonrası Uygulanan Yöntemler Nelerdir
Hasta doktor muayenesinden sonra radyografi, tomografi, fonksiyonel grafi, manyetik rezonans gibi yöntemler uygulanır ve sonuca bağlı olarak cerrahi operasyon gerektirecek bir duruma karar verilir ise gerekli donanım olan bir merkezde tecrübeli doktorlar tarafından uygulanır.
]]>
Beyin Sarkması https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-sarkmasi.html Sat, 20 Oct 2018 23:20:23 +0000 Beyin sarkması, direk olarak beyincik üzerinde meydana gelen bir durumdur. İnsanlarda çok sık karşılaşılmasa bile günümüz toplumunda ara ara görülen bir durumdur. Beyincik üzerinde meydana gelen sarkmalar, insanlarda çok ciddi Beyin sarkması, direk olarak beyincik üzerinde meydana gelen bir durumdur. İnsanlarda çok sık karşılaşılmasa bile günümüz toplumunda ara ara görülen bir durumdur. Beyincik üzerinde meydana gelen sarkmalar, insanlarda çok ciddi belirtiler göstererek kişinin günlük hayatının kalitesinde düşmelere neden olmaktadır. Özellikle kişide beyin sarkmasıyla birlikte başlayan denge rahatsızlıkları, kişinin hayatında çok büyük zorluklar yaşamasına ve hatta ileri ki dönemlerinde yatağa düşmesine neden olur.  Beyin sarkmasının ortaya çıkaracağı rahatsızlıklardan korunmak için tabi ki yapılacak bazı şeyler vardır. Bunlardan en önemlisi ise gerekli olan tedavileri zamanında yaptırarak önlem almaktır. Bu sayede yapılan tedavilerden sonuç alınabilecektir. Bazı insanlar beyin sarkması rahatsızlığının ilk başlarda çok küçük belirtiler göstermesinden dolayı bu durumu pek önemsemez. Fakat hastalık ilerledikten sonra kişide rahatsızlıklara neden olduğu için kişi istemese bile doktora gitmek zorunda kalır. Beyin sarkması, günümüzde her yaş insanda görülmektedir. Fakat belirtmek isterim ki bu hastalığın yüzde ellilik bir kısmı çocukluk çağında ortaya çıkarak devam etmektedir. Bu nedenle çocukluk çağını geçmiş olan insanlarda beyin sarkması sorununun görülme ihtimali çok düşüktür. Beyin sarkması, insanlarda çok çeşitli belirtilere neden olur. Bu belirtilerden bazıları oldukça rahatsızlık verici olsa bile bazıları da çok ciddi rahatsızlıklara neden olmamaktadır. 

Beyin sarkması belirtileri nelerdir
  • Beyin sarkmasında meydana gelen belirtiler birçok zaman başın arka kısımlarında hissedilmektedir. Bunlarda bir tanesi de başın arkasında ortaya çıkan ağrıdır. Bu ağrı, özellikle egzersizler sırasında gerilirken ve kahkaha atarken ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle kişi bu eylemeleri yaparken ciddi rahatsızlık duyar.
  • Beyin sarkması durumunda meydana gelen bir diğer durum ise şiddetli boyun ağrısıdır. Kimi zaman sabahları uyandıktan sonra kimi zaman ise gün içerisinde beyin sarkması, boyun ağrısı şeklinde belirti göstermektedir. Bu durum ilk zamanlarda ciddi rahatsızlıklar vermese bile ileri ki zamanlarda şiddetlenebilir. 
  • Kişide belli bir süre sonra baş dönmesi sorunları ve denge problemleri başlar. Bu nedenle kişinin kaza geçirme riski artar. Eğer bu belirti aşırı bir hal almışsa bu durumlarda kesinlikle kişi yalnız başına uzaklaşmamalıdır.
  • Kişide zamanla uyku problemleri başlayacaktır. Kimi zaman uzun süre uyuyan bir kişi kimi zaman da uyumak için kendisini zorlayacaktır. 
  • Bazı insanlarda beyin sarkması, depresyon şeklinde belirtilere neden olur. Bu belirtiler, direk olarak kişinin çevresindeki kişilere de olumsuz bir şekilde etki edecektir. 
  • Son olarak belirtmek isterim ki beyin sarkması sorunu olan birçok insanda görme rahatsızlıkları da meydana gelmektedir. Özellikle bulanık görme ve gözlerin istemsiz hareketi bunlardan bazılarıdır. 
Beyin sarkması nedenleri nelerdir

Beyin sarkması sorununu uzun yıllardan beri nedenleri tam olarak ortaya çıkarılamamıştır. İnsanlarda herhangi bir sorun olmasa bile bu durum kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Fakat uzmanların ortaya attıkları teorilere göre bazı durumlar beyin sarkması sorununun artmasına ve insanlarda görülmesine neden olmaktadır. Bunlardan ilki;

Alkol bağımlılığı: Çok fazla alkol kullanan insanlarda beyin sarkması riski çok daha fazladır. Bu durum yapılan araştırmalarla tam olarak ortaya konulmuştur. 

Kimyasal maddeler: Özellikle iş hayatında istemeden kimyasal maddelere maruz kalan insanlarda bu durum sık sık ortaya çıkabilmektedir. 

İltihap: Vücudunda iltihap olan insanlar bu durum için gerekli olan tedavileri yaptırmamaları durumunda belli bir süre sonra beyin sarkması sorunu ortaya çıkma riski artmaktadır. 

Uyuşturucu madde kullanımı: Son zamanlarda kullanım yaşı oldukça düşmüş olan bu]]> Beyinde Leke https://www.beyinhastaliklari.com/beyinde-leke.html Sun, 21 Oct 2018 08:42:24 +0000 Beyinde leke, genellikle beyaz renk olarak karşımıza çıkan bir durumdur. Günümüzde gittikçe görülme sıklığı daha da artan bu rahatsızlık, özellikle yaşlılarda meydana gelen bir durumdur. Ortaya çıktığı andan itibaren y Beyinde leke, genellikle beyaz renk olarak karşımıza çıkan bir durumdur. Günümüzde gittikçe görülme sıklığı daha da artan bu rahatsızlık, özellikle yaşlılarda meydana gelen bir durumdur. Ortaya çıktığı andan itibaren yavaş yavaş insanlarda ciddi rahatsızlıklara neden olarak kendisini göstermektedir. Hastalığın ilk zamanlarda yapılan müdahaleler erken teşhis niteliğini taşıyarak birçok avantaj sağlamaktadır. Fakat hastalığın genel olarak sinsi bir şekilde büyümesi nedeniyle beyinde leke rahatsızlığı ileri ki safhalarda fark edilir ve bu durumlarda tedavilerde gecikilmiş olur. Geciken tedaviler ise erken tedavilere göre oldukça yavaş bir şekilde sonuç vereceği için erken teşhisin önemi ortaya çıkmaktadır. Beyinde leke, aslında kendiliğinden oluşan bir durum değildir. Bu durum genellikle bir hastalık nedeniyle ortaya çıkar ve hastalığın ortadan kalkması sonrasında kendisi de ortadan kalkar. Tıbbi olarak beyinde leke oluşumuna neden olan bir hastalık bulunmaktadır. Bu hastalığın bilimsel adı "Multiple skleroz" kısa "MS" olarak adlandırılan hastalıktır. Bu hastalık insanlarda çok nadiren görülse bile direk olarak sinir sistemini etkisi altına almaktadır. İnsan vücudunda sinir sisteminin rahatsızlanması demek hemen hemen tüm vücudun sorun yaşaması demektir. Meydana gelen multiple skleroz hastalığı, insanlarda ilk olarak kasları etkiler. Hastalığın ikinci aşamasında ise direk olarak beyinde beyaz leke oluşumu başlar. Hastalıktan olumsuz bir şekilde etkilenen beyin, bu lekeler nedeniyle daha farklı belirtilerin ortaya çıkmasında neden olur. Genel olarak beyinde meydana gelen myelin hasarı beyinde beyaz lekelerin oluşmasına neden olur.

Beyinde leke belirtileri nelerdir

Konuşma bozuklukları: Beyinde meydana gelen beyaz leke sorunlarında ortaya birçok fonksiyon bozukluğu çıkar. Bunlardan bir tanesi de konuşma bozukluğudur. Bu konuşma bozukluğu beyinde lekenin artmasına bağlı olarak daha da artış göstermektedir. 

Görme bozuklukları: Özellikle insanlarda görülen çift görme ve bulanık görme gibi rahatsızlıklar, beyinde leke sorununun bir etkisi olarak bilinmektedir. Bu gibi durumlarda lekenin giderilmesi birçok belirtinin kendiliğinden ortadan kalkmasıyla sonlanacağı için tedavilere önem verilmelidir. 

Ellerde ve ayaklarda titreme: Yaşlılarda sık karşılaşılan bu rahatsızlık beyinde leke problemiyle de ortaya çıkabilmektedir. Bu hastalığın en büyük belirtilerinden bir tanesi de ellerde titreme rahatsızlığıdır. Bu durum bazen yeme içme üzerinde de olumsuzluklara neden olabilir. 

Sürekli halsizlik ve yorgunluk: Bu durum iş hayatı olan insanlarda ciddi olumsuzluklara neden olmaktadır. Özellikle iş gücü kaybı yaşanmasına ve kişinin çalışma hayatında başarısız olmasına neden olmaktadır. 

Uzuvlarda uyuşma: Özellikle ellerde ve ayaklarda meydana gelen uyuşmalar insanlarda ciddi olarak sorun olmaktadır. Beyinde leke, direk olarak sinirsel sorunlara neden olduğu için ellerde ve ayaklarda uyuşma önemli bir belirtidir. 

Beyinde leke neden oluşur

Bu rahatsızlığın bilimsel olarak neden ortaya çıktığı bilinmemektedir. Uzun zamanlarda beri bu hastalık üzerinde yapılan çalışmalara rağmen beyinde oluşan lekenin nedeninin ne olduğu anlaşılamamıştır. Fakat son zamanlarda uzmanların araştırmalarına göre daha önceden de belirttiğimiz gibi insanlarda sık görülen multiple skleroz rahatsızlığı beyaz leke sorununun en genel nedenidir. Bunun haricinde insanlarda bağışıklık sisteminin bu hastalık üzerinde çok büyük etkilerinin olduğu bilinmektedir. Yapılan tahminlere göre ise bu hastalık vücuda giren bazı virüslerin sinir sistemine yapmış olduğu bir savaştan kaynaklandığı bilinmektedir. Bu durumlarda beyaz lekeler çok ciddi bir sorun haline gelmektedir. 
]]>
Beyin Omurilik Sıvısı Akması https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-omurilik-sivisi-akmasi.html Sun, 21 Oct 2018 10:10:08 +0000 Beyin omurilik sıvısı akması, insanlarda özellikle çocukluk dönemleri olmak üzere her yaşta görülebilecek bir durumdur. Tıbbi olarak bu durum farklı şekillerde isimlendirilmiştir. Bu isimlerden en çok kullanılanı ise "Hidrose Beyin omurilik sıvısı akması, insanlarda özellikle çocukluk dönemleri olmak üzere her yaşta görülebilecek bir durumdur. Tıbbi olarak bu durum farklı şekillerde isimlendirilmiştir. Bu isimlerden en çok kullanılanı ise "Hidrosefali" dir. Hidrosefali direk olarak kafa ve su anlamına gelmektedir. Günümüzde beyin cerrahinin alanına giren bu rahatsızlık, müdahale edildiğinde ve gerekli olan müdahaleler yapıldığında önlenebilir. Bu nedenle yapılacak olan tedavilere özen gösterilmesi ve doktorun söylediklerinin yapılması çok büyük önem taşır. İnsanlarda ve diğer birçok canlıda beyin bölgesinde çeşitli boşluklar bulunmaktadır. Bu boşluklar içerisinde aşırı beyin omurilik sıvısı geçer. Bu durumlarda beyin omurilik sıvısı akması ortaya çıkar. Akan sıvı ise omurilik sıvısıdır. Beyin omurilik  sıvı akması  rahatsızlığında ortaya çıkan rahatsızlık görüldüğü yaş grubuna özgü belirtiler gösterdiği gibi herkeste ortak özellikler de gösterebilir. Normalde omurilik sıvısının omurilik içerisinde belli bir dolaşma düzeni bulunmaktadır. Omurilik sıvısı birinci ve ikinci olan yan karıncık bölgesinde ince bir delikle üçüncü karıncığa geçer. Buradan sonra geniş olan dördüncü karıncığa geçer ve tekrar omuriliğe ulaşır. Fakat birazdan belirteceğimiz nedenlerden dolayı, bu dolaşımda sorunlar meydana gelir ve beyinde sıvı akmaları meydana gelir. Bu nedenlerden biri insanlarda beyinde omurilik sıvısı akması rahatsızlığının ortaya çıkmasına neden olmak için yeterlidir. Bu durumlarda önemli olan gerekli olan tedavileri erkenden yaptırmaktır.

Beyin omurilik  sıvı akmasının nedenleri nelerdir

Doğuştan meydana gelen Dandy Walker sendromu: Bebeklerde meydana gelen beyin omurilik sıvısı akması rahatsızlığının en büyük nedeni bu rahatsızlıktır. Bu rahatsızlık direk olarak doğumsal anormallik olarak görülmektedir. Dandy Walker sendromu olan insanlarda omurilik sıvısının dolaşmış olduğu karıncıklardan birinin geniş olması, bu sıvının beyinde akmasına neden olmaktadır. Bu durumlarda beyin içerisinde tümör oluşumu meydana gelir ve tıkanıklıklar meydana gelir. 

Emilim bozuklukları: Beyinde sıvı akması sorununa neden olan bir diğer etken ise insanlarda meydana gelen emilim bozukluklarıdır. Vücuttaki emilim mekanizmasının sürekli olarak yavaş olması beyin omurilik sıvısı akması meydana gelir. Bunun için gerekli olan tedaviler yapılarak sorun ortadan kaldırılabilir. 

Geçirilen beyin kanaması: Kimi zaman travmalara  bağlı olarak kimi zamanda diğer durumlara bağlı olarak insanlarda beyinde sıvı akması ortaya çıkabilir. 

Daha önceden geçirilmiş enfeksiyonlu hastalıklar: Başta menenjit olmak üzere insanların daha önceden yaşadığı bu gibi hastalıklar ileri ki zamanlarda beyinde sıvı birikmesine neden olmaktadır. 

Beyin omurilik sıvısı akması belirtileri nelerdir
  • Kafa şeklinin kısa bir sürede değişmesi,
  • Çocuklarda sürekli huzursuzluk,
  • Gelişme geriliği, 
  • Beslenmede zorluk ve zayıflama,
  • Sürekli mide bulantısı ve kusma,
  • Gözlerin aşağı kayması,
  • Sürekli uykusuzluk ve uyuklama,
  • Baş ağrısı,
  • İdrar kaçırma,
  • Görme problemleri,
  • Sinirlilik ve güçsüzlük,
  • Kas spazmları
Beyin omurilik sıvısı akması teşhisi ve tedavisi: 

Bu hastalığın en büyük teşhis yöntemi fiziksel tedavi ve bazı tetkiklerdir. Özellikle bebeklerde fiziksel olarak yapılan muayeneler beyin omurilik sıvısı birikmesi sorununun var olup olmadığını açık bir şekilde ortaya çıkarır. Bu durumlarda eğer sorun bir erişkinde görülmüşse yapılan nörolojik muayeneler sonucunda beyin omurilik sıvısı akması teşhisi konulmaktadır. Eğer gerekirse kişilerde bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans, mr, ultrason gibi tıbbi cihazlar kullanılarak teşhis konulabilmektedir. Tedavi aşamasında ise çeşitli tıbbi ilaçlar kullanılmaktadır ve bunun haricinde s]]> Baş Ağrısı Beyin Zonklaması https://www.beyinhastaliklari.com/bas-agrisi-beyin-zonklamasi.html Mon, 22 Oct 2018 09:40:00 +0000 Baş Ağrısı Beyin Zonklaması, Baş ağrısı beyin zonklaması bir çok nedenlerin ve hastalığın belirtisi olabilir. Bunların başında yoğun iş temposu ve stres gelmektedir. Sürekli düşünen ve beyin yorgunluğunda veya de Baş Ağrısı Beyin Zonklaması, Baş ağrısı beyin zonklaması bir çok nedenlerin ve hastalığın belirtisi olabilir. Bunların başında yoğun iş temposu ve stres gelmektedir. Sürekli düşünen ve beyin yorgunluğunda veya devamlı stresli bir ortamda bulunmak, bunalıma ve depresyona girmek şiddetli baş ağrısına ve beyin zonk lamasına neden olur. Ancak baş ağrısının beyin zonklaması şeklinde görülmesi aşırı gürültülü ortamda bulunmak veya yüksek sesli ortamda uzun süreli kalmak bu baş ağrısına neden olabilir. Bu durumlarda baş ağrısı sadece zonklamayla kalmaz ağrı gözlere kadar inebilir. Boyun bölgesinde kaslara kadar inen ağrıların sebebi olarak baş ağrısı ve beyinde zonklama bu gibi rahatsızlıklarında belirtisi olabilir.

Baş ağrısı bazı nedenlerden dolayı oluşur ve bir hekime gitmede en sık görülen nedenlerden biridir. Bir çok nedenlerden dolayı gelişen baş ağrısı ve beyin zonk lamasının bir çok çeşitleri vardır. Baş çevresinde veya boyun bölgelerinde gelen, baş çevresinde oluşan rahatsızlıklar nedeniyle meydana gelebilir. Bu rahatsızlıklar baş da aşırı ağrı ve beyin zonk lamasına neden olur.

Baş Ağrısı Beyin Zonklaması Neden Olur Beyin zonk lamasına anevrizma yırtılmasına neden olabilir, bu zonklamalar felç oluşumunun bir belirtisi de olabilir. Uzun süre devam eden kronikleşmiş baş ağrısı hiçbir şekilde ihmal edilmemelidir. Bu durumda bir felç oluşması belirtisi olabilir.

Baş ağrısının ve beyin zonk lamasının bir diğer nedeni de migrendir. Migren beyin damarlarında nedeni bilinmeyen bir şekilde daralma ve tekrardan genişlemesi sonucunda zonklayıcı ve çok şiddetli bir ağrı olur. Bu ağrılar genellikle başın bir kısmında ve gözün arka duvarında hissedilmektedir. Migreni tetikleyen durumlar yüksek ses, kalabalık ortam ve açlık gibi bir çok sebeplerden dolayı migrene bağlı baş ağrısı ve beyinde zonklama meydana gelir.

Bu şiddetli beyin zonklaması migrenden olabildiği gibi sıradan ağrı kesici ilaçların kullanımı hastalığın daha ilerlemesine neden olmaktadır. Bu nedenden dolayı baş ağrısının nedeni migren olduğunu anlamak için mutlaka bir hekime giderek tespiti yapılmalıdır ve ona göre uygun ilaçlar kullanılmalıdır.

Travma Sonrası Görülen baş Ağrısı başta travma sonrası çok şiddetli ağrı görülür bu ağrı zonklayıcı bir şekilde olur. Sinüzite Bağlı Baş Ağrısı burunda tıkanma, burunda kızarıklık, gözlerde kızarıklık ve baş ağrısı beyinde zonklama görülür. Baş ağrısı beyin zonklaması tansiyon problemleri olabilir veya sıvı tüketiminin yeterli olmaması, açlık, aşırı sıcakta kalma, gözlerden oluşan rahatsızlıklar, kulakta oluşan bir rahatsızlık gibi bazı problemler nedeniyle de beyin zonklaması olabilir.

]]>
Beyinin Görevleri https://www.beyinhastaliklari.com/beyinin-gorevleri.html Mon, 22 Oct 2018 15:31:08 +0000 Beyinin görevleri, Beyin, iki yarı küreden oluşan ve kafatası içerisinde yer alan ve girintili çıkıntılı yapıya sahip olan bir organımızdır. Beynindeki bu kıvrımlar, girinti ve çıkıntılar beyin yüzey alanını daha geni Beyinin görevleri, Beyin, iki yarı küreden oluşan ve kafatası içerisinde yer alan ve girintili çıkıntılı yapıya sahip olan bir organımızdır. Beynindeki bu kıvrımlar, girinti ve çıkıntılar beyin yüzey alanını daha geniş tutarak, daha fazla sinir hücresi almasına imkan vermesi içindir. kafa tasından itibaren dıştan içe doğru beyni incelediğimizde, üç katlı bir zarla örtülü olduğu görülecektir. Bu zarlar sırayla, sert zar, örümceksi zar ve ince zar olarak adlandırılır. En dışta bulunan sert zarın koruyucu işlevi vardır, örümceksi zar, kalın zar ile ince zar arasında bulunan sıvı ile beyni darbelerden koruma özelliğine sahiptir, ince zar ise, içerisinde bulunan kan damarları vasıtası ile beyni besleyen zardır. Beyin yarı kürelerini enine kestiğimizde ise, dış kısmının boz bir renkte, iç kısmının ise daha beyaz bir renkte olduğu görülür. Dışta bulunan boz kısımda sinir hücreleri gövde toplulukları bulunurken, daha beyaz olan iç kısımda ise bu sinir hücrelerinin aks toplulukları bulunur. Ak bir yapıya sahip olan köprü ise, beyin yarım kürelerini birbirine bağlamaktadır, bu köprülerde üst tarafta nasırlı bir madde yapısı varken, iç tarafta beyin üçgeni bulunmaktadır. 

Beyinin görevleri nelerdir

Beynin en bilinen başlıca görevi beş duyumuz olan görme duyusu, tatma duyusu, işitme duyusu ve koklama duyusu olarak duyularımızın merkezidir ve bu duyularımızı yönetmektedir. Bu duyularımızdan alınan bilgiler çerçevesinde kaslara hareket vererek vücuda hareket kabiliyeti kazandırır, bu sayede bacaklar, kollar, parmaklara hareket verir ve bunları hareketlerini denetler. İç kulakta bulunan denge merkezinden gelen bilgileri değerlendirerek vücudun nerede, nasıl ve hangi konumda olduğuna karar vererek vücudun dengesini, ayakta durmasını ve yürümesini sağlar. Hareket sinirleri omurilikten geçerken çapraz bir hal aldığı için, beynin sağ yarım küresi vücudun sol kısmını, beynin sol yarım küresi ise vücudun sağ kısmını yönetir, bunların yanı sıra, öğrenme yetisi, konuşma yetisi, yazma yetisi ve öğrendiklerini bilgi olarak saklama, bilgileri depolama işlemleri de, beynin hafıza bölümünde gerçekleşir, zeka ve mukayese ile ilgili her şey beyin tarafından yönetilirken, sevinç, üzüntü, acıkma hissi, uyku uyuma hissi gibi ruhsal duygular da beyin tarafından organize edilmektedir.

Beynin görevleri arasında yer alan, kan basıncı ve vücut sıcaklığını dengelemek, hormon dengesini sağlamak için, hormon salgılama ve bunun zamanını belirlemek, kalp damar sistemini denetleme, vücudun elektrolit dengesini sağlamak, enerji metabolizma hızını ayarlamak. Bütün bu işlemlerin dışında beynin sağ yarım küresi, resim yapmak, müzik aleti çalmak gibi soyut olayları takip ederken sol yarım küre ise, lisan öğrenmek, matematik işlemleri ve problemleri çözmek gibi işlemleri gerçekleştirir. Bütün bu işlemleri yaparken vücudun bütün faaliyetlerinden de  haberdar olur. Bu kadar işlevi olan beynimiz için oksijen beynin yaşaması ve hayati işlevlerini yerine getirmesi için gereklidir ve hayati önem taşımaktadır.
]]>
Beyin Metastazı https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-metastazi.html Mon, 22 Oct 2018 16:51:11 +0000 Beyin metastazı tıbbi anlamda beyin dışarısında bulunan doku ve organlarda gelişen kanserli tümörün beyin hücrelerine dağılması ve beyinde tümör oluşturması anlamına gelmektedir. Bu türdeki kanserli tümörlere sekonde Beyin metastazı tıbbi anlamda beyin dışarısında bulunan doku ve organlarda gelişen kanserli tümörün beyin hücrelerine dağılması ve beyinde tümör oluşturması anlamına gelmektedir. Bu türdeki kanserli tümörlere sekonder yani ikincil tümör adı verilmektedir. Beyinde rastlanan tümörlerin yarısından çoğu beyin metastazı ile oluşmuş olan tümörlerdir. Beyin metastazları, kanser kaynaklı ölümlerin en başta gelen nedenlerindendir.

Beyin Metastazı Hangi Kanserler Sonrası Görülebilmektedir
Biyolojik olarak düşünür isek, bazı primer yani birincil kanserlerin bir takım farklı organ ve dokulara metastaz yapma eğilimleri bulunmaktadır.  Örneğin kalın bağırsak kanseri akciğer ve karaciğere metastaz yapar gibi. Asıl olarak bütün kanserler beyin metastazı yapma konumundadırlar. 
  • En sık olarak akciğer, göğüs, böbrek, kolon ve melanoma çoğunlukla beyin metastazı yapmaktadır. 
  • Meme ve böbrek kanseri çoğunlukla beyin içerisinde tek kanserli tümöre sebep olmaktadır.
  • Akciğer, melanoma ve kalın bağırsak kanserleri ise beyin içerisinde çok miktarda kanserli tümöre neden olur.
  • Beyin metastazlarının %60'ı akciğer kanseri kaynaklıdır.
  • Beyin metastazlarının %25 civarı meme kanseri kaynaklıdır.
  • Beyin metastazlarının yaklaşık %15'inde ise primer kanserli hücrenin yeri, primer hücre bağışıklık sistemi tarafından yok edildiğinden dolayı tespit edilmemektedir.
Beyin Metastazlarının Semptomları Nelerdir

Beyin metastazlarının belirtileri genellikle tümörün beyin içerisinde yerleştiği yere bağlı olarak değişmektedir. Ancak en sık görülmekte olan beyin metastazı belirtileri şunlardır:
  • Kafa içi basıncının artması: Hastaların bir çoğunda ortaya çıkan belirtilerden ilki beyin içerisindeki kanser kitlesinin büyüklüğüne bağlı olarak kafa içi basıncının artmasıdır. Artmış olan kafa içi basıncının belirtileri baş ağrısı, kusma ve bilinçte bozuklukların ortaya çıkmasıdır.
  • Baş Ağrısı: Beyin metastazı olan hastaların yarısından fazlasında baş ağrısı gözlemlenmektedir. 
  • Kusma: Kusma genellikle çocuklarda ortaya çıkan beyin metastazlarında görülmektedir. Çoğunlukla baş ağrısı ile birlikte seyreder. Çocuklarda görülen kusmalar bazen o kadar şiddetli halde olabilmektedir ki bu tür kusmalara tıp dilinde "fışkırır" tarzda kusma denir.
  • Bilinç Bozuklukları: Beyin metastazı olan hastaların hastalıklarının bir döneminde bilinç bozuklukları yaşamaktadırlar. Bu durum hafif kişilik bozukluklarına sebep olabileceği gibi, kalıcı hasar bırakabilen komalara kadar ilerleyebilmektedir.
  • Havale: Beyin metastazı oluşan hastaların %35 civarında sara (epilepsi) benzeri havale ve nöbetler görülebilmektedir. Bu gibi havale durumlarında, bütün beden kasılır ve bilinçte kayıplar meydana gelir.
Beyin Metastazları Ne Sıklıkta Görülmektedir

Hepimizin bildiği üzere yaşın ilerlemesi ile birlikte kanser oluşma riski de artmaktadır. Kanser tedavileri başarıya ulaşmaya başladıkça ve insan yaşamı uzamaya başladıkça metastatik kanserler de bu artışlara doğru orantılı olarak artmaya başlamıştır. Beyin metastazları, 65 yaş ve üzeri kişilerde sıklıkla görülmeye başlanmıştır. Kadınlara oranla, erkeklerde daha sık beyin metastazı ortaya çıkar.

Beyin Metastazı Tanısı Nasıl Koyulmaktadır

Detaylı yapılacak olan bir nörolojik muayeneye eşlik eden CT veya MRI ile beyin metastazı tanısı koyulabilmektedir. Tümörlerin daha iyi görülebilmesini sağlamak amacıyla CT ve MRI sırasında endovasküler yöntem ile kontrast madde uygulaması gerekebilmektedir. Yapılacak olan bu incelemeler ile ancak beyin metastazının yeri, büyüklüğü, sayısı ve tipi öğrenilebilmektedir. Ancak beyin metastazının kesin tanısı beyin içerisinden bir parçanın alınması mikroskop yardımı ile incelemesi sayesinde konulabilmektedir. Primer kanserin y]]> Beyin Anatomisi https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-anatomisi.html Mon, 22 Oct 2018 23:19:36 +0000 Beyin anatomisi, Hayatımızın her anında, her dakikasında beynimizi kullanırız. Fakat çok az insan beynin işleyişi hakkında bilgiye sahiptir. Genelde bu bilgiler de kulaktan dolma oldukları için genelde çok fazla şey doğru olar Beyin anatomisi, Hayatımızın her anında, her dakikasında beynimizi kullanırız. Fakat çok az insan beynin işleyişi hakkında bilgiye sahiptir. Genelde bu bilgiler de kulaktan dolma oldukları için genelde çok fazla şey doğru olarak bilinmez. Beynimiz sayesinde bütün duyu organlarımızı çok rahat bir şeklide kullanırız. Birçok araştırmalara rağmen beyin yapısı ve işleyici hakkında her geçen gün bulunan yenilikler tıp dünyasını hayrete düşürmektedir. Beynimizin ağırlığı doğduğumuz günden erişkin olduğumuz zamana göre değişebilmektedir. Doğumda ağırlık yaklaşık 450 gr dır. Çocukluk döneminde iki katına çıkar. Erişkin bir bayanda 1.22 kg iken erişkin bir erkek de 1.36 kg civarıdır.

Beyin anatomisi, bölümleri ve yapı taşları şu şekildedir. 

Sinir sistemi: İki bölümde incelenir. Bunlar merkezi sinir sistemi ve periferik sinir sistemidir. Merkezi sinir sistemi omurilik beyin ve beyine bağlı sinirlerden oluşur. Periferik sinir sistemi ise otonom sinir sistemi (sempatik ve parasempatik) ve omurilikten çıkan sinirlerden oluşmaktadır. Merkezi sinir sistemi düşünce, zeka, irade gibi fonksiyonlardan sorumludur. Altı tabakadan meydana gelmiştir. Sağ ve sol olmak üzere iki hemisfer den meydana gelir. Dil öğrenme lisan ile ilgili her şey sol hemisfer de bulunur.
Beyin hücre yapısı: Nöronlar ve Glial hücreler olmak üzere iki bölüme ayrılır. Nöron hücreleri gelen sinyalleri alıp vermekle görevliyken, glial hücreler nöron dışında kalan bütün hücrelere verilen isimdir. Glial hücrelerin sayısı nöron hücrelerine göre 50 kat daha fazladır. Beyin tümörlerin de en fazla glial hücrelere rastlanılır.
Beyin zarları (Meninsler): Beynimiz kafatasımızın içinde etrafı tamamen kemikten bir doku ile kaplı değildir. Bu yüzden beynimizi beyin zarı korumaktadır. Beyin zarı beyne zarar verecek çeşitli travmalara karşı beyni korur.
Beyin omurilik sıvısı: Bilim dilinde kısaca Bos adı verilir. Beynin etrafını saran bir sıvıdır. Görüntüsünün berrak su görünümündedir ve omuriliğin içinde olgu için su yastığı görevi görür.

Beynin bölümleri ve fonksiyonları

Beyin sapı: Omurilik ile beyin arasında adeta bir köprü vazifesi görerek bağlantıyı sağlar ve beynin aşağıya doğru olan uzantısına verilen addır. Birçok yaşam fonksiyonları da burada sağlanmaktadır.
Beyincik: Beyincik ince el hareketlerinin koordinasyonunu sağlar. Dengenin ve sürekli tekrar ettiğimiz hızlı hareketlerin kontrolünü sağlar.
Omurilik: İçi gri madde ile dolu olan omurilik refleks merkezleri ile beyin arasında bir köprü görevi görerek bağlantıyı sağlar.
Retiküler Formasyon: Bütün sinir sisteminin ve vücudun uyanık tutulmasını sağlar. Eğer tahribat yada hasar meydana gelirse hasta komaya girer. Dünya ile bağlantısı kesilir. Beyin sapında yer almaktadır.
]]>
Sol Beyin Özellikleri https://www.beyinhastaliklari.com/sol-beyin-ozellikleri.html Tue, 23 Oct 2018 09:02:34 +0000 Sol beyin özellikleri, sözel olarak İsimlendirilmesi, tasvir etmesi ve tanımlaması gibi kelimeler kullanılmaktadır. Analitik  Şeyleri basamak basamak ve parça parça düşünmektedir. Sembolik olan  Herhangi bir şeyi Sol beyin özellikleri, sözel olarak İsimlendirilmesi, tasvir etmesi ve tanımlaması gibi kelimeler kullanılmaktadır. Analitik  Şeyleri basamak basamak ve parça parça düşünmektedir. Sembolik olan  Herhangi bir şeyi ifade ederken kullanılmaktadır. Soyut olan Küçük bir parça bilgi çıkarılabilmekte ve onu, tüm resmi tamamlamak için kullanmaktadır. Geçici olan bir zamanı takip etmesi, ardışık işlemleri takip etmesi ve bir işi önceliklere göre yapmasıdır. Rasyonel sebep ve olgulara dayanarak sonuca varır ve yargıya ulaşmaktadır. 

Sol beynin diğer bir özelliği de sayıları kullanarak sayar ve hesaplamaları yapar. Mantıklara dayanarak sonuçlara ulaşmakta ve bir şey mantıksal sıradayken diğerini takip eder. Örneğin matematik teoremleri veya iyi düzenlemiş, hazırlanmış tartışma gibidir. Doğrudan birbirleriyle ilişkili fikirlere ait kavramlarla düşünülmektedir ve Sık sık yaklaşık yargılara ulaşmaktadır. 

Beynin sol tarafı daha çok bilgileri doğrusal bir şekilde, parçaların bütüne doğru giderek işleme koymaktadır. Parçaları alır, sıraya koyar ve mantığa uygun düzenlemesini yapar ve sonra bir sonuç elde etmiş olur. Doğrusal bir yapı olarak  çalışmaya  beynin sol tarafı beyindeki düşünceleri düzenli bir şekilde işleme koymaktadır. Bu kişiler genelde liste hazırlayıcılardır. Eğer beynin sol tarafı ağırlıklı olarak kullanılırsa  kullanan kişide günlük plan, program yapmayı yada envanter çıkarılması gibi  çalışmalardan zevk alınıyor anlamına gelmektedir. İşlerin sırayla bitmesine ve her bitirilen işin listede  not etmeye özen gösterilmelidir. 

Sol beyin özellikleri, soyut ve somut İşlemlerde, beynin sol tarafında soyut konularda hiçbir zorluk çekmemektedir. Örneğin harfler, kelimeler ya da matematiksel işlemler sayılabilmektedir. Bu gruptaki kişiler kolaylıkla kelimeleri ya da matematikte bulunan formülleri ezberleyebilirler. Mantıksal-İçgüdüsel İşlemler, Sol beynin bilgileri  doğru bir şekilde, düzenli bir biçimde ve mantıklı  olarak işlemektedir. Beynin sol tarafı kullanıldığı zaman bilgiler parça parça ele alınmaktadır.  Kelime ve davranış işlemlerinde,  beynin sol tarafını kullanan kişiler kendilerini kelimeler ile ifade ederken pek zorlanmazlar. Buna karşılık beynin sol tarafını kullanan kişiler ne söylemek istediklerini çok iyi bildiklerine rağmen doğru olan  kelimeleri bulmakta zorlanmaktadırlar. Gerçeklere dayalı ve Hayallere dayalı olan  İşlemler beynin sol tarafının yaşanmış olayların  gerçek anlamda olduğu gibi ele almaktadır. Bu grupta bir kişi yeni bir arkadaş ortamına girdiği zaman kolaylıkla uyum sağlayabilmektedir. 

]]>
Beyin Yapısı https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-yapisi.html Tue, 23 Oct 2018 17:31:34 +0000 Beyin Yapısı: İnsan vücudunda merkezi sinir sisteminin en önemli bölümü beyindir. Kafatası kemikleri içinde, ortalama ağırlığı erkeklerde 1200-1350 gr, kadınlarda 1000-1250 gr ağırlığında, yüzeyi ise yaklaşık olarak 20 Beyin Yapısı: İnsan vücudunda merkezi sinir sisteminin en önemli bölümü beyindir. Kafatası kemikleri içinde, ortalama ağırlığı erkeklerde 1200-1350 gr, kadınlarda 1000-1250 gr ağırlığında, yüzeyi ise yaklaşık olarak 2000-2100 cm2 olan bir organımızdır.
Beynin büyük yada küçük olması zeka konusunda kesin bilgi vermez. Zekanın; beyin yüzeyinin girintili-çıkıntılı oluşuna, beyinin ağırlığına,  beynin omuriliğe oranına ve nöronların az veya çok olmasına bağlı olduğu sanılmaktadır. İnsanda beyin ve omurilik, dıştan içe doğru üç zarla çevrilidir. Bu zarlar; sert zar, örümceksi zar ve ince zardır. Bağ dokusundan oluşan bu yapılardan en dışta bulunanı sert zar olarak isimlendirilir. Bu zar, kafatası kemiklerinin altında ve kafatası'na sıkıca tutunmuştur. Sert zar, omurilik çevresinde ise serbest olarak bulunur. Sert zarın altında örümceksi zar yer alır. Örümceksi zar, ince, çift yapraklı bir yapıya sahip olurken, dış yaprağı sert zara bağlı, diğeri de onun altında yer alır.Örümceksi zar, ismini bu görünüşten almıştır. Örümceksi zar süngersi aralıkları ile ince zar arası beyin ve omurilik sıvısı ile doludur. En altta ise "ince zar" bulunur. İnce zar, beynin bütün girinti ve çıkıntılarını sıkıca örter ve kan damarları sayesinde beyni besler. 

Beynin Beslenmesi: Kulak altı deliklerden gelen iki şah daman ve arka kafa deliğinden gelen omurga atardamarı beynin altında birleşir. Buradan çıkan dalların bir bölümü ince zara gider ve beynin dış kısmını besler. Dalların bir kısmı da dördüncü karıncıktan  I, II ve III. karıncığa girer ve karıncıklarda kılcallar oluşturarak beynin içini besler.  Karıncığa giren kılcal damarlardan kan basıncı ile çıkan sıvı  karıncıkları doldurarak beyin ve omurilik içi sıvısını meydana getirir. İnsan beyni çalışırken çok miktarda kan alır, daha fazla besine ihtiyaç duyar. Sonuçta bir takım artık maddeler meydana gelir. Beyin bu artık maddeleri uzaklaştıramadığı zaman yorulur. Dinlenmek, temiz ve bol hava almak uyumak beyni dinlendirir. 
  • Frontal lob: Bilinçli düşünme; zarar alması durumunda ruh hali ve hissiyat farklılığı olabilir.
  • Parietal lob: Çeşitli duyu organlarından gelen bilgileri toplamada önemli rol oynar. Ayrıca eşyaların kullanılması ve bazı mekansal görüş işlemelerinde  rol alır.
  • Oksipital lob: Görme duyusu ile ilgili bilgilerin işlendiği yerdir. Hafif zarar görmesi halüsinasyona neden olur. 
  • Temporal lob: Ses ve koku algılanması, yüzler, mekanlar gibi karmaşık uyaranların işlenmesi bu yer tarafından sağlanır. 
  • Serebellum: Duyu organlarının verdiği bilgilerle hareketi ilişkilendirir. Özellikle dengenin sağlanmasında çok önemli rol oynar.
 Beyin Yapısı; ön beyin, orta ve arka beyin olmak üzere üç kısımdan meydana gelmiştir.
  • Ön beyin: İnsan beyninin en büyük bölümüdür. Ön beyin uç beyin ve arka beyin olmak üzere iki önemli kısımdan meydana gelmiştir. 
  • Orta Beyin: Varol köprüsü üzerinde, beyincik ve arka beyin arasında yer alan bölgedir.  Beyincik, pons, omurilik soğanı ve omurilikle ilişki kuran sinirlerin geçtiği yerdir. Burada üçüncü karıcığı dördüncü karıncığa bağlayan bir merkez vardır. Orta beynin üst bölümünde dört tane çıkıntı vardır. Bunlara dördüz çıkıntılar adı verilir. Bunların içerisinde görme ve işitme refleks merkezleri vardır. Fazla ışıkta göz bebeklerinin küçülmesi herhangi bir küçük seste köpeğin kulaklarını kaldırması buradaki refleks merkezlerinden sağlanır. 
  • Arka Beyin: Omurilik soğanı ve beyinciğin bulunduğu yerdir.
]]>
Beyinde Su Toplanması https://www.beyinhastaliklari.com/beyinde-su-toplanmasi.html Wed, 24 Oct 2018 04:38:15 +0000 Beyinde Su Toplanması, diğer bir adıyla hidrosefali olarak da adlandırılmaktadır. Kafa içindeki suyun miktar olarak artması ve ilk akla gelen kafa büyümesi durumudur. Kafanızın iç tarafında birbiri ile alakalı boşluklar bulunu Beyinde Su Toplanması, diğer bir adıyla hidrosefali olarak da adlandırılmaktadır. Kafa içindeki suyun miktar olarak artması ve ilk akla gelen kafa büyümesi durumudur. Kafanızın iç tarafında birbiri ile alakalı boşluklar bulunur. Bu boşluklara ventrikul veya karıncıkta denilir. Bu boşlukların en büyüğü yan karıncıktır. Kafamızın içindeki suyu bizim bildiğimiz su gibi değildir. Su dediğimiz madde beyin ve omurilik sıvısıdır. Bu suyun bir çok fonksiyonu, görevi vardır. En önemli görevi ise beynimizi etkileyen şiddetli çarpmalarda beyni korumasıdır. Bu sıvının içinde aynı kanımızdaki gibi besleyici maddeler bulunur. Beyin omurilik sıvısının büyük bir kısmı karıncık denilen boşlukta bulunan yosunumsu bir organ olan koroid pleksuslarda yapılıyor, bir kısmı ise beyin dokusunda ve aynı zamanda omurilikte yapılıyor. Yosuna benzeyen doku karıncık denilen boşlukta bulunur ve temel olarak yapımından sorumludur. Bir günde yaklaşık olarak yarım litre kadar (BOS) üretmekte ve aynı miktarda da emilmekte.

Olan hastaların bir çoğu zaman beyinde su toplanması hastalarının, beyin omurilik sıvısının dolaşım yolundaki farketmeden bir yerinin tıkanmasına bağlı olarak oluşur. Ortaya çıkan tıkanma karıncıkları birbirine birleştiren boşluklarda olabileceği gibi emilimini gerçekleştiği noktada da olabilir. Bu tıkanmanın nedeni büyük bir travma, enfeksiyon veya tümör olabilir. Beyinde Su toplanmasının nedenleri doğuştan veya sonradan da olabilir. Beyinde Su toplanmasının belirtilerini sayacak olursak eğer.

Beyinde Su Toplanması belirtileri 
  • 0 -2 yaş çocuklarda baş çevresinde büyüme, 
  • Bıngıldak çevresinde genişleme ve gerginlik
  • İnce ve tiz bir sesle ağlama
  • Kafasının üzerinde bulunan damarlarda belirginleşme
  • Gözlerde batan güneş manzarası yani baygın bakış
  • Biraz daha büyük çocuklarda ise, kafa içindeki basıncın artmasına bağlı olarak baş ağrısı
  • Kusma, çift görme
  • Huzursuzluk, denge sağlamak problemi
  • Konuşma ve yürüme geriliği
Beyinde Su Toplanması Tedavisi 
  • Beyinde Su toplanmasının erken anlaşılması tedavisi açısından oldukça önemlidir. Tıkanma sebebi bir tümör ise buna uygun tedavi yapılır yada biriken sıvı vücudun başka bir tarafından emilecek şekilde uygun bir rol verilerek yönlendirme işlemi yapılır. Bu yönlendirme işlemi "şant" adı verilen cihazlar yardımıyla yapılır. Şant silikon bir tüp şeklindedir. Şant üç kısımdan oluşur.
  • Ventriküler (karıncık içine yerleştirilen tüp)
  •  Pompa
  • Distal. Pompadan sonra devam eden karın boşluğuna veya kalbe giden tüp.
]]>
Beyin Kanseri Evreleri https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-kanseri-evreleri.html Wed, 24 Oct 2018 16:58:02 +0000 Beyin kanseri evreleri, Beyin kanseri çok tehlikeli ve sonucu hayati tehlike arz eden bir durumdur. Beyinde iyi huylu veya kötü huylu olarak adlandırılan 2 tür tümör vardır. İyi huylu tümörler çoğu zaman bulunduğu yerden temizl Beyin kanseri evreleri, Beyin kanseri çok tehlikeli ve sonucu hayati tehlike arz eden bir durumdur. Beyinde iyi huylu veya kötü huylu olarak adlandırılan 2 tür tümör vardır. İyi huylu tümörler çoğu zaman bulunduğu yerden temizlenebilen ve ameliyatla alınabilen tümörlerdir. İyi huylu tümörler tedaviye çoğu zaman cevap verirken kötü huylu tümörler hızlı ilerlemesinin yanı sıra çoğu zaman tedaviye cevap vermez. Beyin kanseri olarak adlandırılan beyin tümörleri oluştukları bölgedeki konumu ve büyüklüğüne göre evrelendirilir. Ülkemizde erkeklerde %6 kadınlarda ise %4 gibi bir oranla beyin kanseri ile karşılaşılır. Diğer kanser türlerine göre ulaşılması ve tedavi edilmesi oldukça zor olan bir tümördür. Beyin kanseri oldukça hassas olan beynin her kısmında meydana gelebilir. Beyin, insan vücudunda merkez sinir sistemini kontrol ederek yürüme, konuşma, nefes alıp verme gibi temel işlevi yürütmektedir. Beyin gri renkli, yumuşak, süngerimsi bir yapıya sahiptir. Yumuşak bir dokuya sahip olan beyin, beyin-omurilik sıvısı beynin tamamını ağ gibi saran beyin zarı tarafından korunmaktadır. Beyin kanseri, beyinde oluşan kontrolsüz ve anormal çoğalan hücreler sonucunda oluşarak beyini sarmaktadır. Çoğu zaman teşhisi son evrelerde iken yapılan beyin tümörü kendini belli etmeden sinsice ilerlemektedir. Hastanın son evrelerde oluşan şikayetleri sonucunda anlaşılan beyin kanseri 4 evreden oluşmaktadır.

Beyin kanseri evreleri:

Beyin kanseri 1. evre: Bu evrede beyin kanseri henüz ilk oluşum sürecindedir ve yayılma göstermemiştir. Beyinde oluşan ve beyin kanserine neden olan bu tümörler kötü huylu tümörler arasında en az kötü huylu tümörler olarak adlandırılmaktadır. Mikroskobik incelemede neredeyse normal olarak görünmektedir. Yavaş gelişen bu tümörler cerrahi müdahale ile giderilebilmektedir.

Beyin kanseri 2. evre: Bu tümörler beyinde yapılan mikroskobik inceleme ile görülebilmektedir. Tümör yeni oluştuğu için az da olsa anormal bir görünüm oluşur. Beyin kanseri bu evrede yavaş gelişir. Yavaş ilerleyen ve yavaş büyüyen bu tümörler beyinde tedavi şansına sahiptir. Bu kanser derecesinde beyinde bulunan hücreler anormallik gösterir beyinde tedavi edilmesine rağmen yayılma veya tekrarlaması muhtemeldir.

Beyin kanseri 3. evre: Beyin kanseri 3. evrede kötü huylu tümör sınıflandırmasına girmektedir. 2. evredeki beyin tümörü ile benzer özellikler taşımaktadır fakat 3. evre biraz daha ilerlemiş bir tümör olarak görülmektedir. Aktif olarak beyinde yayılma ve anormal hücre üretme eğilimi gösterirler. Kontrolsüz çoğalan hücre beyine baskı yaparak çeşitli şikayetlere sebebiyet vermektedir. Tedavi edilse de tekrarlama ihtimali vardır.

Beyin kanseri 4. evre: En kötü huylu ve en ilerlemiş kanser evresidir. Mikroskobik incelemede biçim bozuklukları gözlemlenir. 4. evrede beyin kanserinde, tümör hızlı bir şekilde çoğalarak çevresindeki beyin dokularına zarar verir. Merkezlerinde ölü hücre barındırırlar.
]]>
Ara Beyin https://www.beyinhastaliklari.com/ara-beyin.html Thu, 25 Oct 2018 05:01:34 +0000 Ara beyin, beyin sapının hemen üst kısmında ve beynin tam ortasında konumlanmıştır. İnsan beyni hemen hemen küresel bir şekle sahip olduğu için ortasından ifadesi ile bu küre şeklinin merkezine yakın olan bölge ifade e Ara beyin, beyin sapının hemen üst kısmında ve beynin tam ortasında konumlanmıştır. İnsan beyni hemen hemen küresel bir şekle sahip olduğu için ortasından ifadesi ile bu küre şeklinin merkezine yakın olan bölge ifade edilmek istenir.

Ara beyin, embriyo evresinde beyin gelişimi sırasında ön beyin adı verilen arka kısmını meydana getirecek şekilde farklılık geçirmektedir. Ön beyin adı verilen kısmın arka kısımlarına bakıldığında aslında beynin orta kısımlarına bakılmış olur. Bu nedenle beynin bu bölgesine arka beyin ile ön beyin arasındaki alan diye ara beyin adı verilir. Ara beynin bir diğer adı ise diensefalondur. Beynin oluşumu esnasında ön beyin gelişir ve arkasından genlerin farklı bölgelerinin algılanmaya başlamasıyla bu ön beyin iki kısma ayrılarak telensefalon ve diensefalon da denilen ara beyin oluşmaktadır.

Ara beyni oluşturan kısımlar nelerdir

Ara beyin, beyin için önemli iki yapıdan oluşur. Bunlara ise sırasıyla talamus ve hipotalamus adı verilir.

  • Talamus: Bu kısım ara beynin dorsal kısımlarını meydana getirir. Talamus denilen bu kısım serebral yarıkürenin ortasına yakın bir alanda yerleşmiş konumdadır. Aslında pek çok nöral girdiler bu kısımdan gelir. Kortikal yüzeyin büyük kısmı talamusun bazı kısımlarından gelen projeksiyonlar doğrultusunda bölünebilir. Projeksiyon lifi ise beynin bir bölgesinde bulunan hücre gövdesinden gelen tüm duyusal veriyi alır. Bu çekirdekteki nöron bir süre sonra anılan duyusal veriyi duyu projeksiyon bölgesine aktarmaya başlar.
  • Hipotalamus: Ara beynin diğer kısmını oluşturan hipotalamus ise talamus kısmının altında beynin tabanında yerleşmiştir durumdadır. Hipotalamus aslında görüntü olarak küçük bir yapıya sahip olmasına rağmen işlevsel olarak oldukça önemli bir kısımdır. Mesela otonom sinir sistemimizi ve endokrin sinir sitemimizi kontrol eden mekanizmadır. Hayati öneme sahip olan insan davranışlarını koordine eder.  Bu davranışlar kaçma, beslenme, cinsellik v.s. şeklinde sayılabilir. Sadece küçük bir görünüme sahip olması dışında ara beyinde alan hipotalamusun yapısına bakıldığında birden fazla çekirdek ve sinirlerden oluştuğu ve örüntü bir yapıya sahip olduğu görülür.
]]>
Beyin Biyopsisi https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-biyopsisi.html Thu, 25 Oct 2018 21:17:49 +0000 Beyin Biyopsisi, Beyin insan için en önemli organlardan biridir. Omurilik ismi verilen alan ile birlikte sinir sistemini oluşturmaktadır. Ayrıca kendi içinde birçok küçük merkezlere ayrılmaktadır. Aylılan bu merkezler yaşa Beyin Biyopsisi, Beyin insan için en önemli organlardan biridir. Omurilik ismi verilen alan ile birlikte sinir sistemini oluşturmaktadır. Ayrıca kendi içinde birçok küçük merkezlere ayrılmaktadır. Aylılan bu merkezler yaşamın devamında çok çok önemli olan solunum ve dolaşımdan tüm duyuların merkezlerine kadar iner her türlü birbirinden bağımsız bölümlere komuta eder. Otomatik olarak yapmakta olduğunuz solunum ile dolaşım istemsiz bir biçimde düşünme, duygular ve hareketler ise hafızda istemli sistemlerdir. İşte bütün bunların ana kontrol merkezi sistemi ise tamamen beyindir. Beyin insanların hayatı için bu kadar önemli görevleri üslenmiş ve yerine getirmekle yükümlü iken beyni ilgilendirmekte olan bazı hastalıklarda hayatı değiştirebilecek ve genellikle de ne yazık ki ölüm ile yol açabilecek sonuçlar ile karşımıza çıkabilir. Bu sebeple beyinle ilgisi olan patojilerde erken teşhisin bir an önce yapılması ve uygun tedavinin belirlenmesi çok büyük önem taşımaktadır. 

Günümüzde her geçen gün gelişen imkanlar doğrultusunda görüntü tekniklerindeki hızlı ilerlemeler sayesinde kranial patojilerde tanının konulabilmesi artık eski dönemlere göre çok daha kolaydır. Kullanılan bu tanı yöntemleri ileri mikroskopik tanının gerektirdiği durumlarda ise akla gelen ilk şey biyopsilerdir. Diğer bütün organlara çok kolay olarak yapılan biyopsiler beyine yapılması gerektiği düşünüldüğü zaman ise akıla korkutucu gelir. Günümüzde hastalara uygulan modern tıp teknikleri ile beyin biyopsisi korkutucu olma özelliğini giderek yitirmektedir. Beyin biyopsisi artık çok daha güvenilir bir yöntem haline gelmiştir. Bir çok beyin hastalığının tanısının konulması için ve ileri tedavinin belirlenmesi için beyin biyopsileri yapılması gerekir. Biyopsi yöntemlerinin en uygun bir şekilde uygulama alanlarından birisi de beyin tümörleridir. Çoğu zaman beyin tümörlerinin biyopsi ile tam olarak yerinden alınmaya çalışılır. Fakat bazen oluşan tümörlerin yerleştiği yerler sebebi ile ameliyatta teknik sebepler ile tümörün tam olarak çıkarılamaması durumunda oluşan tümörden çok ufak bir parçası biyopsi özelliğinde yerinden çıkarılır. Çıkarılan bu tümörün bütün özelliklerinin saptanabilmesi için opera edilemeyen tümörün radyoterapi veya ilaç tedavisi yönteminin mümkün olup olmadığına mutlaka bakılmalı ve tedavi planının yapılması gerekir. 

Beyin biyopsisi yöntemi ile tanı konulabileceği bir diğer hastalık türü de sub akut skleroze pan ensefatit (SSPE)'de beyin biyopsisinde intranükleer inklüzyon çeşidinde birtakım maddeler görülmektedir. Yine bu multipl beyin tüberkulomalarda ise pekçok otör stereotaksik veya cerrahi beyin biyopsisinin yapılarak tanı konulmasıdır. Çağımızın hastalığı olarak bilinen alzheimer (unutkanlık) hastalığının, enfeksiyonlar ve inflamasyonların da beyin biyopsisinin gerçekleştirilmesine yardımcı olur. Beyin anomalileri ile bir bazı hastalıkların ise ölümden sonrasında ve otopsi sırasında da beyin biyopsisi yapılmaktadır. 

Beyin biyopsisi nasıl yapılır

Beyin biyopsisi birçok yöntemle yapılır. Bunlardan biri biyopsi iğnesi kullanılarak yapılandır. Oldukça önemlidir. Bunun sebebi ise beyin biyopsisi için kullanılmış olan iğnelerin doğru olan bölgeye ulaşabilmesi için manyetik rezonans veya da bilgisayarlı tomografi sayesinde kuşkulu olan yerin yada lezyonun çok iyi belirlenmesi gerekmektedir. Hasta olan kişinin başı sabitlendikten sonra manyetik rezonans veya bilgisayarlı tomografi ile beraber belirlenen yere biyopsi iğnesi ve kafa tasına açılan ufak bir delik içine girilerek biyopsi alınmasıdır. Radyolojik ve iğne yöntemleri kullanarak yapılacak bu biyopsi şekline ise stereotaktik biyopsi adı verilir. Bu yöntem özellikle açık cerrahi biyopsi yöntemine göre hem daha ucuz hem de daha az girişimseldir. İğne biyospsisinin dışında açık biyopsi yöntemi, cerrahi biyopsi yöntemi, de tanı için kullanılmaktadır. Fakat genel anestezi altında yapılması çok önemlidir.  Bütün bu korkutucu yanına göre yinede beyin biyopsisi çok güvenilir olup e]]> Beyin Nakli https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-nakli.html Fri, 26 Oct 2018 07:37:24 +0000 Beyin nakli; Beyin nakli, beyinin tedavisi içerisinde tam olarak yapılamayan birçok hastalığı bulunmaktadır. Beyin organının bazı bölümlerinde dopamin salgılayan hücrelerde meydana gelen bozukluğa bağlı ortaya çıkan Parkins Beyin nakli; Beyin nakli, beyinin tedavisi içerisinde tam olarak yapılamayan birçok hastalığı bulunmaktadır. Beyin organının bazı bölümlerinde dopamin salgılayan hücrelerde meydana gelen bozukluğa bağlı ortaya çıkan Parkinson hastalığı, halen birçok insanı genç yaşlı demeden etkilemektedir. Ayrıca Huntington hastalığı, beyindeki bir proteinin anormal yapımına bağlı olarak bazı nöronların ölümüne yol açtığı halde henüz tedavisi tam olarak yapılamayan hastalıklardan birisidir. Beyin organının hasarına yol açan durumlar sadece hastalıklardan ibaret değildir. Kafa yaralanmaları ve Beyin kanamaları da beynin işlevlerinin yok olmasına veya felce uğramasına yol açabilmektedir. 


Beyin nakli tarihi;

Bu tür beyin hastalıklarının, beyin kanamalarının ve kafa yaralanmalarının tedavisi için denenen birçok yöntem arasında, beyin nakli hayalide vardır. Beynin sorunlarla karşılaşması durumunda arızalı bölgenin çıkartılarak yerine sağlam parça takılması şeklinde tıp dünyasında birçok kişinin hayalidir. Yani bir canlının beyninin başka bir canlıya nakletme fikri insanoğlu tarihinde çok eskilere dayanan bir düşüncedir. İlk beyin nakli eski tarihlerde Fransa' da giyotin ile idam edilen insanların beyinleri köpeklere takılarak yapılmıştır. Ancak bu yapılan beyin nakilleri pek de istenen şekilde sonuçlar vermemiştir. Bin dokuz yüzlü yılların başlarında birkaç bilim adamı kesik köpek kafaları üzerinde yaptıkları çalışmalarda kafayı, yani beyni, suni kan dolaşım makinesi sayesinde kısa bir süre için yaşatmayı başarmışlardır. Kafa tasından ayrıştırılan beyin, laboratuvar ortamında belirli şekil ve koşullar sağlanarak suni kan dolaşımı ile belirli bir süre süre taşıtılabilmesine rağmen, istenen beyin yaşatma düşünceleri kısa süreli teorilerin bir ilerisine geçememiştir. Bu şekilde suni kan dolaşımı ile yaşatmaya çalışılan beyin elektrik yaymaya ve su ve şeker tüketmeye devam etmiştir. 

Bir diğer beyin nakli denemesi maymunlarda uygulanmış olup maymunlar arsında yapılan kafa nakillerinde beynin ve bedenin yaşama süresi iki hafta olarak gözlemlenmiştir. Ancak bu beyin nakillerinde beyin ile gövdede bulunan omurilik bağlantısı sağlanamadığından yani bağlantı kurulamadığından, hayvanlar felçli olarak yaşamlarına devam etmiştir. İnsanlarda henüz beyin nakli veya tamamen kafa nakli pratikte uygulanmayan bir yöntemdir. Daha ileri dönemlerde bu nakil işleminin ne derecede uygulanacağı veya uygulanmayacağı halen bir çok bilim araştırmacıları tarafından tartışma konusu olarak devam etmektedir. 

Beyin nakli gerçeği hakkında;

Bu nakilin bir gün yapılma olasılığı bile olsa, bu işlemin tam olarak yapılması durumunda artık o kişi yaşamıyor takılan beyin hayatına devam edebiliyor demek olacağından bedenden ziyade kafa tasının kurtarılması mantığı öne çıktığından beyin nakli günümüzde ve ileri ki yaşamlarda uzun bir süre gizemini koruyacağa benzemektedir. Burada tıp da düşünülen beyin nakli beynin tamamen değiştirilme olasılığından ziyade beynin hasar gören yerlerinin değiştirilmesi ve sağlam beyin parçaları takılması yönündedir. Son yıllarda tıp alanında olan birçok bilim araştırmacıları tarafından sinir hücre nakli üzerinde çok yoğun çalışmalar denenmektedir. En fazla yirmi yıl öncesine dayanan bu sinir hücre nakli çalışmaları, sinir nöronlarının gerekli şartlar sağlandığında bağlantılar oluşturabileceğini ve büyüyebileceğini göstermiştir. Bu yöntem için gereken beyin hücreleri ise başka insan veya hayvanlardan temin edilebilmektedir. Diğer canlılardan alınan bu beyin hücreleri laboratuvar şartlarında birçok büyüme hormonlarına maruz bırakılarak çoğalmaları sağlanmıştır. Bu hücreler çoğalıp büyüdüklerinde gereken miktarda sayıya ulaştıklarında felçli olan hastalara kan dolaşımı yoluyla veriliyor. Bu kan yolu ile verilen sinir hücreleri gereken hasarlı bölgeye ulaştıklarında bu bölüme yerleşerek diğer hücrelerle birlikte aynı görevleri yapmaya başlamakta]]> Beyinde Kitle https://www.beyinhastaliklari.com/beyinde-kitle.html Sat, 27 Oct 2018 05:36:40 +0000 Beyinde Kitle, Tıpta tümör olarak algılanan bu hastalığın iki çeşit türü vardır. İyi huylu tümör ve kötü huylu tümördür. İyi huylu tümör yayılmadan sabit bir noktada dururken, kötü huylu tümör ise yayılır. Bunu te Beyinde Kitle, Tıpta tümör olarak algılanan bu hastalığın iki çeşit türü vardır. İyi huylu tümör ve kötü huylu tümördür. İyi huylu tümör yayılmadan sabit bir noktada dururken, kötü huylu tümör ise yayılır. Bunu teşhis edebilmek için bir takım tahliller yapılır, beyin görüntülenir ve bu amaç ile beyin tomografisi ve MRG tahlili çekilir. Böylelikle tümörün iyi huylu yada kötü huylu olup olmadığı anlaşılır ve buna bağlı olarak doktor denetiminde gerekli olan tedavi yöntemi seçilir. 

İyi Huylu Tümör

Beyinde bulunan kitlenin, beyin dokusundan kolayca ayırt edilebilmesi ve hemen hemen tamamının çıkarılarak beyin atılmasıdır. Bu nedenle yapılan cerrahi müdahale ve geçirilen operasyon sonrası tahlil sonuçları iyi çıkar. Ancak tümörün iyi huylu olması yeterli değildir. Neticede bir operasyon geçirildiği için beyinde bulunan kitlenin nerede olduğu ve çapının ne kadar olduğu da çok önemlidir. Cerrahi müdahale sonra beyindeki kitle alınırken beyin bundan zarar görebilir ve kalıcı hasarlar bırakabilir.

Kötü Huylu Tümör

Beyinde hızla yayılan ve beyinden kolayca ayırt edilemeyen çamur kıvamında olan ve operasyon sonrası daha çok yayılan ve alınması çok güç olan bir beyin kitlesidir. Kötü tümörlü hastaların, cerrahi ameliyat geçirdikten sonra tekrar yenilenmesi de mümkündür. Bu nedenle çok sıklıkla karşılaşılan zor bir durumdur. Operasyon sonrası 5 yıl yaşama şansı olan kötü tümörlü hastaların, beyinde bulunduğu yere göre bu sürenin daha kısa olması ve beş yada altı ay gibi kısa sürede de ölümüne sebep olabilmesi mümkündür. 

Beyinde Kitle Belirtileri Nelerdir

En sıklıkla karşılaşılan beyinde kitle belirtisi baş ağrısıdır. Bir çok beyin kitlesi oluşan hastalarda bu belirti görülür. Beyin kitlesi oluşan hastaların %60' ında baş ağrısı şikayeti ile geldikleri tespit edilmiştir. Öncelikle basit gibi bir ağrı başlar ve giderek şiddetlenir. Ayrıca baş ağrısının yanı sıra kusmalarda beraberinde başlar. Bu rahatsızlık hastalarda genellikle migreni düşündürür. Ancak ihmal edilmemesi gereken bir durumdur. Beyin dokusu ağrıya hassas olan bir organ olmadığı nedeni ile yavaş yavaş ve sinsice ilerleyen beyin kitlelerinde baş ağrısı çok fazla hissedilmez. Hatta yavaş ilerleyen beyin kitlelerinde, beyin geriye çekilerek beyin kitlesine yer açar ve böylelikle beyin kitlesi bu noktaya yerleşir. Ancak hızlı ilerleyen beyin kitlelerinde baş ağrıları oluşmaya başlar. 

Beyin kitlesi görme noktasına baskı yaptığı zaman ise, çift görme ve görme bozukluğu ve görme bulanıklığına neden olur. Bu belirtiler beyin kitlesinin ilk belirtileridir. Ayrıca kolda ve bacakta kuvvetsizlik, denge problemi, vücudun sağ tarafında yada sol tarafında uyuşma, uyuşukluk, halsizlik, konuşma bozukluğu, anlama güçlüğü, konuşurken yanlış kelime tüketmeleri, konuşma yapısınında değişiklikler beyindeki kitlenin ilk belirtilerin sayılır.
]]>
Beyin Krizi https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-krizi.html Sat, 27 Oct 2018 18:39:07 +0000 Beyin krizi, çağın en büyük hastalıkları arasında gösterilir. Kanser ve kalp rahatsızlıkların ardından ölümle sonuçlanan 3. büyük bir hastalıktır. Beyin krizi, orta ve ileri ki yaş gruplarında görülen bir hastalık ç Beyin krizi, çağın en büyük hastalıkları arasında gösterilir. Kanser ve kalp rahatsızlıkların ardından ölümle sonuçlanan 3. büyük bir hastalıktır. Beyin krizi, orta ve ileri ki yaş gruplarında görülen bir hastalık çeşididir. Bu hastalık ölümle sonuçlanmasına rağmen önlenebilir yapıya sahiptir. Beyin krizi beynin herhangi bir bölgesinde kansızlığa veya bir bölgesinde oluşan kanama sonucunda meydana gelmektedir. Bu olay devamında ise genellikle felç ile sonuçlanmaktadır. Beyin krizi, beyin damar hastalı demektir. Bu yüzden, doktorların belirlediği azami süreç içerisinde kontrollere gidilmesinde yarar vardır. Beyin krizi hastalığı, önlenebilir hastalık olmasına rağmen, ön teşhis değerleri hastalığın durumu açısından çok önem taşır.

Beyin krizi belirtileri
  • Beyinde karıncalanma 
  • Vücut dengesinin aniden bozulması düşme ve sersemlik gibi bulguların olması 
  • Vücutta görülen uyuşma 
  • Bilinçte meydana gelen ani bozukluk 
  • Gözlerde görülen bulanıklık ve kayıplar
  • Konuşma ve anlama durumunda duraksamalar 
  • Vücut kuvvetinin azalması ve yok olması
Beyin krizi tedavisi
  • Teknolojiyi kullanarak tedavi sürecinin süresini azaltabiliriz.
  • İlaç tedavisi kullanarak beyinde oluşan hasarı asgari düzeye indirebiliriz.
  • Beyin damarlarında oluşan pıhtıyı çözmek için üzerinde yoğunlaşmalıyız.
  • Büyük beyin krizi geçirenlerin Antiloagunlar ilaçların kullanılması gerekir.
  • Erken müdahale yapılmalıdır.
  • Cerrahi müdahale yapılarak solunum düzeyi, kalp fonksiyonları doktor tarafından takip edilmesi gerekir.
  • Beyin krizi gerçekleşirse ilk üç saat içinde ani müdahale yapılmalıdır.
]]>
Bebeklerde Beyin Felci https://www.beyinhastaliklari.com/bebeklerde-beyin-felci.html Sat, 27 Oct 2018 19:11:42 +0000 Bebeklerde Beyin Felci, Bebeğin doğumunu takip eden ilk 1 ay içerisinde, bebek emme ile ilgili sıkıntı yaşayıp emmede güçlük çekiyorsa, sürekli hiçbir tepki vermeden yatıyorsa, ve hiç bir şeye ilgisi yoksa tıbbi Bebeklerde Beyin Felci, Bebeğin doğumunu takip eden ilk 1 ay içerisinde, bebek emme ile ilgili sıkıntı yaşayıp emmede güçlük çekiyorsa, sürekli hiçbir tepki vermeden yatıyorsa, ve hiç bir şeye ilgisi yoksa tıbbi adı "serebral Palsi" olan beyin felci durumundan şüphe duyulması gerekir. Bu çocuklarda durum ne kadar erken fark edilirse teşhis ve tanı ne kadar erken koyulursa ilerleyen yaşlarında daha hazırlıklı olabiliyorlar. Problemlerle daha kolay başa çıkabiliyorlar. Serebral palsi yani çocuklarda beyin felci ne halk arasında spastik çocuk şeklinde nitelendirme yapılır. Serebral palsi gebelik sırasında, doğumun gerçekleştiği anda ya da bazı nedenlerden olayı beyin hasarı olan çocuklardır. Her çocukta farklı, farklı özellikler gösterebilmektedir. Hastalığın şiddeti beyin zedelenmesinin ölçüsüne göre değişim gösterebilmektedir. Bu çocuklarda el ve ayaklarda hareket değişiklikleri, hareket bozuklukları ve zeka geriliği gibi sorunlar göze çarpmaktadır. 

Belirttiğimiz gibi erken tanı hastalıkla mücadeleyi daha kolay hale getirebilmektedir. Bu çocukların yaklaşık %70 inde zeka ile alakalı bir sıkıntı olmayıp, hatta ileri zeka seviyesine sahip bu çocuklar bebekliklerinden itibaren gerekli yönlendirme ve ailelerinin desteği ile eğitimlerini normal bir şekilde tamamlayıp hayatlarını da normal bir şekilde sürdürebilmektedirler.

Bebeklerde beyin felcinin nedenleri

  • Serebral palsi gebelik sırasında, anne adayının radrasyon ışınlarına maruz kalması, kullanmış olduğu bazı ilaçlar, düşük sıkıntısı yaşamış olması, annenin gebe iken geçirdiği hastalıklar, gebelikte yeterli ve dengeli beslenememe, gebenin bazı kötü alışkanlıkları (tütün, alkol, sigara, uyuşturucu maddeler gibi) sebeplerle oluşabilmektedir.  
  • Doğum sırasında beyin felcinin nedenleri bebeğin uzun süre ya da anlık oksijensiz kalması ya da kordonunun boynuna dolanması nedeni ile oluşmuş olabilir.
  • Doğum gerçekleştikten sonra ise yeni doğan sarılığına bağlı olarak ortaya çıkmış olabilir.

Hastalığın tedavi süreci ve yapılabilecekler,

Erken tanıda geç kalmamak için ilk 1 aylık dönemde emme durumuna, çevreye olan ilgisine ve durağan bir şekilde yatmasına bağlı olarak, 3 aylık dönemde başını tutup tutamaması, altını temizlemek için açtığınızda bacaklar açılmıyorsa, kalçada bir katılık varsa, çocuk hep kasılır gibi bir durumda ise, ağlarken tiz bir ses çıkarıyorsa, 6. aydan sonra hala başını dik tutamıyorsa, oturmuyorsa serebral palsi şüphesi dikkate alınmalı ve derhal bir nöroloji doktoru ile irtibata geçilmelidir. Ailelerin çok uyanık olmaları ve geç kalmamaları çok önemli olduğu gibi bebeğin rutin kontrolleri de aksatılmadan mutlaka yapılmalıdır. Şunu belirtmekte fayda var ki erken tanı ile bile olsa beyin hasarına müdahale edilemiyor fakat eller ve ayaktaki bozukluklarla ilgili olarak çocuğun ilerleyen yaşlarda çekeceği sıkıntılar daha aza indiriliyor. İlk başlarda ailenin bu duruma alışması kabullenmesi süreci erken tanı ile daha kolay aşılıp ailenin bilinçlenmesi için gerekli eğitimleri zamanında almış olması da önem arz ediyor. Çünkü tedavi sürecinde aile ne kadar bilgili ve eğitimli olursa bu durum doktor ve fizyoterpistlerle işbirliği demek olduğu için aile bu süreçte çocuğuna daha çok yardım edebilecek ve onu hayata daha kolay hazırlayabilecektir.

]]>
Hipoksik Beyin https://www.beyinhastaliklari.com/hipoksik-beyin.html Sun, 28 Oct 2018 15:13:50 +0000 Hipoksik beyin; Beynin normal olan fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için sürekli olarak ihtiyaç duyduğu oksijenin yokluğu durumlarında meydana gelir. Hipoksik beyin, kişide oksijenin kısmen yokluğunu ifade etmektedir. Kişilerde Hipoksik beyin; Beynin normal olan fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için sürekli olarak ihtiyaç duyduğu oksijenin yokluğu durumlarında meydana gelir. Hipoksik beyin, kişide oksijenin kısmen yokluğunu ifade etmektedir. Kişilerde oksijenin yoksunluğu fiziksel fonksiyonlarda ve bilişsel yeteneklerde bozulmalara neden olur. Hipoksik beyin hastalığı tanısı konulan hastalar, uzun bir dönem rehabilitasyon yardımı ve tıbbi bakım almak durumunda kalır. 

Hipoksin beyin hastalığının en sık görülen nedeni ise kalp durmasıdır. Bunun yanında intihar girişimleri, akut kanamalar, inme esnasında asfiksi gelişmesi, ciddi bronşial astım, boğulma, travmalar ve KOAH atakları sonrası karbonmonoksit zehirlenmesi gibi bir çok neden sonrasında,oksijenin beyne ulaştırılamamasından kaynaklı durumlarında oluşabilmektedir.  

Hipoksik beyin belirtileri; 
  • Baş dönmesi, 
  • Baş ağrısı, 
  • Yorgunluk, 
  • Kusma, 
  • Uykusuzluk, 
  • Uyuşukluk, 
  • Bulantı, 
  • İştahsızlık, 
  • Siyanoz, 
  • Yargı ve bellek kusurları, 
  • Görüş bozulması, 
  • Öfori, 
  • Halüsinasyon, 
  • Duygusal dengesizlik, 
  • Kas koordinasyon bozukluğu gibi belirtiler görülebilmektedir. 
Hipoksin beyin belirtileri ise;
  • Bilinç tamamen kayıptır. 
  • Hasta hipoksik beyin hastalığında uyandırılamaz.
  • Uzun ve kısa sürebilen bilinç kayıpları neticesinde hastalarda bitkisel hayat söz konusu olabilmektedir.
  • Bu gibi durumlar genellikle hastanın uyanık ama dış dünyadan gelen uyaranlara karşı tepkisiz olma yani cevapsız kalma halidir. 
Hipoksin beyin hastalığında bazı hasta durumlarında düzelmeler gözlemlense de hafıza kaybı, dengesizlik, konuşma bozukluğu, dikkat kaybı, vücut hareketlerini ve duyularını kısmen veya tamamına yakın kaybetme durumu, bazı psikolojik sorunları da içerisine alan geniş bir sorunlar listesi görülmektedir. Oksijen insan yaşamı için gerekli olan gereksinimlerin başında gelir. Oksijensizlik anoksi olarak bilinir. Solunum havasındaki oksijensizlik ise hipoksi olarak bilinmektedir. Her iki şekil ve durumda da vücut oksijensiz kaldığından ölümle sonuçlanacak kadar ciddi komplikasyonlar olabilmektedir. 

Dünyada bilinen insan bünyesinin üç bin metreye kadar olan yerlerde yaşam sorunu yaşanmadığı kuralına karşın; birçok dünya ülkelerinden olan Peru, Tibet, Himalaya, And ve Alp dağları gibi bölgelerin yerlileri, 4500-5500 metre gibi yüksekliklerde yaşadıkları da bilinmektedir. İnsanoğlunun yaşadığı bilinen en yüksek metrelerde buralardır. Hipoksik beyinde bilinen yükseklik unsuru, hipoksiyi yaratan ana etmenlerden birisidir; bu durum tıp dilinde, hipoksik hipoksi olarak bilinmektedir. 

Dört tip hipoksi tanımlanmıştır ;
  • Hipoksik hipoksi,
  • Stagnant hipoksi,
  • Hipemik hipoksi,
  • Histotoksik hipoksi,
Hipoksik beyin, genellikle oksijen azlığı olan çevrelerde görülen bir hastalıktır. Bu tip hipoksin beyin hasarında, oksijen azlığından en çok etkilenen dokular ise; Miyokard, retina, merkezi sinir sistemidir. Hipoksik beyinde gelişen belirtiler değişken sebeplerden dolayı nitelik ve nicelik olarak farklılıklar gösterir. Özellikle uçak seyahatlerinde belirgin farklılar hipoksik beyin hastalıklarına neden olabilmektedir. 
Hipoksik beyine neden olan durumlar; Yükselme hızı, ne kadar irtifa aldığı, Çevre ısı derecesi, Beslenme, Alkol, Yorgunluk, Stres, ilaç kullanımı, İrtifada kalış süreleri, kişisel performans ve deneyim, tütün, aktivite durumu gibi..

Hipoksik beyin, oksijen azlığından veya yetersiz oksijen miktarından kaynaklanan durumlarda insanlarda görülen bir hastalık olduğundan bu durum normal yaşam alanlarında veya uçuş alanlarında yada yüksek rakımlı olan yerlerde her insanın başına gelebilecek bir hastalıktır. 
]]>
Beyin Zarı Kanaması https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-zari-kanamasi.html Mon, 29 Oct 2018 13:09:35 +0000 Beyin zarı kanaması, ani ve şiddetli baş ağrısı, bulantı, konuşma güçlüğü, kusma,  baş dönmesi gibi bazı belirtilerle ortaya çıkan ve hastaneye geç kalındığı taktirde ölüme veya telafisi mümkün olmayan hasarl Beyin zarı kanaması, ani ve şiddetli baş ağrısı, bulantı, konuşma güçlüğü, kusma,  baş dönmesi gibi bazı belirtilerle ortaya çıkan ve hastaneye geç kalındığı taktirde ölüme veya telafisi mümkün olmayan hasarlara yol açabilen çok ciddi bir rahatsızlıktır. Bu tür şikayetlere sahip olan hastaların hayati tehlike yaratan beyin zarı kanaması riskini mutlaka aklına getirmesi ve ciddiye alması gerekir. Bu gün yılda milyonlarca insan beyin kanaması nedeniyle hayatını kaybetmekte yada ağır sakatlıklara maruz kalabilmektedir. Beyin zarı kanaması geçiren kişilerin acilen hastaneye yetiştirilmesi çok önemlidir. İlk 2 saat içinde tedavisine müdahale edilmesi durumunda hastaların  büyük bir bölümü tamamen tedavi edilebilmektedir. Bu yazımızda beyin zarı kanamasının belirtileri, tedavisi ve korunma yöntemleri hakkında detaylı bilgiler bulacaksınız.

Beyin Zarı Kanaması Nedir

Beyin zarı kanaması, beyindeki atardamar duvarının zayıflaması sonucu ortaya çıkan ve bir balonlaşma olup çoğunlukla damarların çatallanma bölgelerinde görülen anevrizmaların yırtılması sonucu oluşur. Bu balonlaşan yapı normal damara göre daha zayıftır ve bazı koşullar altında yırtılıp beyin içinde kanamaya yol açarak hayati tehlikeye neden olabilir. Anevrizmalar doğuştan damarın gelişme bozukluğuna bağlı olabileceği gibi yüksek tansiyon, damar sertliği, enfeksiyonlar  veya kafa travması sonrası da gelişebilir. Anevrizmalar çoğunlukla beynin tabanında yerleşir ve buradaki beyin-omurilik sıvısı içinde kanamasına sebep olurlar. Anevrizmaların yıllık kanama riski yaklaşık %1’dir.

Beyin Zarı Kanaması Sebepleri

Beyin zarı kanaması, oluş nedeni tam olarak bilinmese de birçok faktörün gelişiminde rolü olduğu bilinmektedir:
  • Şeker hastalığı
  • Hipertansiyon (yüksek kan basıncı)
  • Doğuştan gelen genetik yatkınlık
  • Sigara içilmesi/nikotin kullanımı
  • Kan damarlarında hasar (özellikle damar sertliği) veya travma
  • Aşırı alkol tüketimi
  • Bazı enfeksiyonlar
Beyin zarı kanaması belirtileri ve uyarıcı işaretler

Anevrizma yırtılmasına bağlı beyin zarı kanaması olan hastalarda bazı uyarıcı işaretlere rastlanabilir; 

Başın herhangi bir bölgesinde ısrar eden ağrı, bulantı ve kusma, ensede sertlik, bulanık ya da çift görme, ışığa karşı hassasiyet, his kusurları.

Kanamamış anevrizması olan kişilerin çoğunda hiçbir belirti görülmeyebilir. Çok az da olsa bazı hasta gruplarında aşağıdaki belirtilerin bazıları veya tümü görülebilir;

Göz sinirlerinde felçler (gözü rahatça hareket ettirememe, göz kapağının düşmesi gibi), tek taraflı genişlemiş göz bebeği, çift görme, gözün üstünde veya arkasında ağrı, bir bölgede tekrar eden baş ağrısı, ilerleyen halsizlik ve uyuşukluk.
]]>
Beyinde Karıncalanma https://www.beyinhastaliklari.com/beyinde-karincalanma.html Tue, 30 Oct 2018 05:49:39 +0000 Beyinde Karıncalanma, Beyinde hissedilen karıncalanma ve uyuşmaya benzer his, genelde psikolojik ya da beyin kanaması olarak algılanır. Bazen bu karıncalanmanın nedeni, beynin arka kaslarında oluşan spazmdan da kaynak Beyinde Karıncalanma, Beyinde hissedilen karıncalanma ve uyuşmaya benzer his, genelde psikolojik ya da beyin kanaması olarak algılanır. Bazen bu karıncalanmanın nedeni, beynin arka kaslarında oluşan spazmdan da kaynaklı olabilmektedir. Bu karıncalanma hissinin beyin kanaması olabilmesi için bilinç kaybı, mide bulantısı, kusma gibi durumlarda karıncalanma hissine eşlik ediyor olması gerekir. Aynı zamanda kişide konuşma bozukluğu da görülüyorsa o zaman beyin kanaması denilmesi mümkündür.  

Ama beyindeki her uyuşma ve karıncalanma beyin kanaması anlamına gelmez, fakat böyle bir durum söz konusu ise hiç vakit kaybetmeden derhal uzman bir doktora başvurulmalıdır.

Bazen panik atak durumlarında da bu karıncalanma meydana gelir. Karıncalanma hissi aniden meydana gelir. Eğer uyuşma ve karıncalanmaya bilinç kaybı gibi durumlar eşlik etmiyorsa bu durum çoğu zaman psikolojiktir. Hastaların çoğu endişeli ve panik bir durumda nöroloji doktoruna başvururlar. Psikolojik ya da sinirsel olarak ortaya çıkan karıncalanma ve uyuşma durumlarında kanın beyin damarlarında pıhtılaşması sebebi ile damarın tıkanması yada beynin oksijensiz kalması da karıncalanma sebeplerindendir.

Beyinde karıncalanma ve uyuşma sebebi ile doktora başvuran pek çok kişi inanılmaz ciddi korkular yaşarlar. Beyindeki karıncalanma hissi genel olarak, başımızın arka kısmında bir çıkını vardır, oradan saçlı deriye yayılan bir histir.

Dolayısı ile beyindeki karıncalanmanın ana sebeplerinden biri aşırı derece de stres ve bu stresle birlikte diş sıkmalarıdır. Bazen de çok yorulduğumuzda sinirlerin aşırı uyarılması durumu da karıncalanmaya bir nedendir. Bu sinirlere "duysal sinirler" denir. Duysal sinirler bazen hasar görebilir. Bu hasar omurilikte, omuriliğe bağlı sinir uçlarında, beyinde, veya sinir sisteminde olabilir. Karıncalanmanın şiddeti hasar yeri ile doğrudan ilişkilidir. örnek ile açıklayacak olursak, beyninde hasar olan bir kişi vücudunun sağ ve sol taraflarında uyuşma hissederken, vücut sinirleri hasar görmüş bir kişi ise sadece hasarlı sinirinin duyusunu hissettiği için o alanda uyuşma ve karıncalanma hisseder.

Nörolojik muayenede beyinle alakalı bir durum olduğu düşünülürse ileri inceleme tetkiklerinin yapılması gerekebilir. Bu incelemeler MR, EMG gibi incelemelerdir.

]]>
Beyinde Damar Genişlemesi https://www.beyinhastaliklari.com/beyinde-damar-genislemesi.html Tue, 30 Oct 2018 19:17:33 +0000 Beyinde Damar Genişlemesi, kişide birden bire meydana gelen şiddetli bir baş ağrısıyla kendini gösteren bir rahatsızlık olmasının yanı sıra halk tarafından ise pek bilinmemektedir. Beyinde gelişen damar tıkanıklıkları hak Beyinde Damar Genişlemesi, kişide birden bire meydana gelen şiddetli bir baş ağrısıyla kendini gösteren bir rahatsızlık olmasının yanı sıra halk tarafından ise pek bilinmemektedir. Beyinde gelişen damar tıkanıklıkları hak arasında inme adı verilen ve sıklıkla da ölüme neden olan bir hastalıktır. Dünya genelinde ölüm riski olan hastalıklar içinde ilk üçün arasında bulunmaktadır. Belirtileri arasında yoğun ve aşırı şiddetli bir şekilde meydana gelen baş ağrısı yaşayan hastalar ise orunlarını anlatabilmek için ömrüm boyunca böyle şiddet bir ağrıyla karşılaşmadıklarını dile getirmektedirler. Beyinde damar genişlemesi dünyadaki rahatsızlıklar arasında en çok sakatlıklara sebebiyet veren tehlikeli bir hastalık olarak önemli konumu bulunmaktadır. Yapılan bazı araştırmaların onucuna göre Amerika kıtasında her birkaç dakika içerisinde inme rahatsızlığı yaşanmasının yanı sıra her beş dakika gibi bir sürede ise inme nedeni ile ölümler yaşanmaktadır. İnsan beyni özellikle damar yoğunluğu açısından oldukça zengin bir organdır. Kalpten çıkış yapan kanın yaklaşık % 20’si

beynin beslenmesine yardımcı olmasının yanı sıra beyinde bu kan akımı esnasında bozulmalar yaşanırsa bu durumda inmelere neden olabilmektedir. Bu duruma bağlı olarak beyni besleyen kan oranının en aza inmesi beyinde yer alan hücrelerin ölümüne sebep olur ve bu durumda geri dönülemeyen sonuçlar meydana getirir. Beyin damar genişlemesi hastalığında uygulanan tedavilerin amacı ise kişiler de hastalığın tekrarlamamasını sağlamak adına oldukça önemlidir. İnme yani diğer adıyla felce iki şekilde kendini gösterir. Bazı durumlarda beyin yer alan damarların patlaması sonucunda meydana gelen beyin kanamaları, ikincisi ise damar tıkanıklığına bağımlı olarak oluşabilmektedir.

Beyin Damar Genişlemesinde Riske Neden Olan Faktörler

  • Yüksek tansiyon rahatsızlığı olan kişilerde rastlanma olasılığı oldukça fazladır ve bu kişilerin tansiyonlarının dengede tutulması oldukça önemlidir.
  • Sigara tiryakilerinde rastlanma olasılığı oldukça yüksektir.
  • Kilo problemi yaşayan kişilerin çok daha dikkatli olmaları gereklidir. Nedeni ise kilolu kişilerde yüksek tansiyon olasılığı oldukça yüksektir.
  • Kanında yüksek miktarda kolesterol bulunan kişilerde inme veya beyin damarlarında genişleme görülebilmektedir.
  • Şayet alttaki şikayetler bende de var diyorsanız inme tehlikesiyle karşılaşmamak için mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmanızda yarar vardır.
  • Gözlerde görme sorunu olan kişilerin oldukça dikkatli olmaları gereklidir. Özellikle bulanık görme ve cisimleri çift görme gibi durumlarda.
  • Güçsüzlük ve yorgunluk şikayeti olan kişilerin, bacak, kol bölgelerinde yorgunluk ve dermansızlık gibi durumlarda.
  • Kişide duygusal bozukluklar, karıncalanmalar ve vücutta bazı bölgelerini hissetmeme şekli gibi.
  • Konuşma bozukluklarında özellikle kelimelerde hecelerin bazılarını unutma veya yutma gibi.

  • Baş ağrısı ve baş dönmesi gibi durumlarda, genellikle birden bire aşırı derecede meydana gelen şiddetli kendini gösteren ağrıların vakit kaybedilmeden bir hekime gösterilmesinde fayda vardır.

Şayet rahatsız olan kişilerde inme biçiminde beyinde damar tıkanması meydana gelmiş ise kişi en 2-3 saat gibi bir süre zarfında hastaneye ulaştırılırsa kanda meydana gelen pıhtı’yı çözücü etkiliye sahip ilaçlar sayesinde hastalık tedavi edilebilir. Ayrıca damar tıkanıklığı ile kendini gösteren hücre yitimleri beyinde ödeme neden olabilir. Bu ödemlerde beyinde iç basıncın artmasına neden olarak hastayı hayati tehlike ile karşı karşıya getirebilir. Bu riskli durumun önüne geçmek için hastaya acil olarak cerrahi operasyon uygulanmalıdır. Hasta özellikle risk faktörlerine sahip ise damar genişlemesi ve inme şeklindeki problemleri yaşamaması amaçlı kan sulandırıcı etkili ilaçlarla tedavi altına alınabilir.

]]>
Beyin Erimesi https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-erimesi.html Tue, 30 Oct 2018 21:38:37 +0000 Beyin erimesi, insanlarda ihtiyarlaşmaya bağlı olarak gelişen veya beyinde gelişen çeşitli hastalıklardan dolayı görülen küçülmelere verilen addır. Beyinde gerçekleşen bu küçülmeye bağlı olarak öncelikle sık sık Beyin erimesi, insanlarda ihtiyarlaşmaya bağlı olarak gelişen veya beyinde gelişen çeşitli hastalıklardan dolayı görülen küçülmelere verilen addır. Beyinde gerçekleşen bu küçülmeye bağlı olarak öncelikle sık sık kullandığınız lafları unutmaya başlarsak, daha sonra uzak akrabaların isimlerini unutur hale geliriz. Bu hafıza kayıplarını ilk zamanlarda insanlardan gizlemeye çalışırız fakat belli bir zaman geçtikten sonra hastalık kendini iyiden iyiye belli eder ve artık çığırından çıkmaktadır. Zamanla vücudunuzda güç kayıpları meydana gelmektedir. Bütün bu belirtiler, ilk başta bize normal gelir, fakat zamanla bize acı verir. Artık kendi çocuklarımız bile bize yabancı görünür, uyanıkken kabuslar görmeye başlarız. Artık bir teslimiyet haline bürünür, zamanla halsizlik, halsizlik kaplar sizi, belli bir zamandan sonra yatağa düşeriz. Artık vücudunuzda yaralar oluşmaya başlar, ölümü bekler hale geliriz.

Beyin erimesi ne zaman keşfedildi

Bu beyin erimesi hastalığı alman psikiyatris doktoru olan Alois Alzheimer tarafından 1906 yılında keşfedilmiştir. O zamanlar içerisinde hastalık çok nadir görülüyordu çünkü insanlar genç yaşta hayata veda ediyorlardı. Bugün dünyada her beş yaşlıdan birisi 75-85 yaş aralığında alzaymır hastalığına tutuluyor. Gün geçtikçe alzaymır hasta sayısı artmaktadır. 2050 yıllara geldiğimizde bu sayı artacak ve her 3 yaşlıdan biri alzaymır hastası olacağı ileri sürülmektedir. İnsanlar yaşlı baba ve annelerine bakarlarken aynı zamanda onlar gibi olmamak için çaba harcarlar. Doktorlar da hastalara bu teşhisi koymada güçlük çekiyorlar. Hem hastalar hemde aileler  büyük bir  yük oluşacağından, hasta da öncelikle diğer bulgulara bakılıyor. Vitamin eksikliği, tümör gibi... Hasta vefat ettiği zaman otopsisinde beyninde büyük ölçüde hücre kayıpları görülür ve beyninde belli bir miktar da küçülme ve büzülme gözlemlenir. Alzaymır teşhisiı konan insanlarda, sürekli başka hastalıklarda intikal ediyor. Bazı insanlar sürekli bu durumu sorgulamaktadır. Neden bende 50 yaşımda görülüyor da diğer hastalarda 90 yaşında oluyor diye. Alzaymır hastalığı büyük ölçüde genetik yapılardan kaynaklıdır. Bazı insanlarda daha erken yaşlarda görülür. Araştırmalara göre annesi ve babasından birisinde alzaymır hastalığı olan kişilerde, alzaymır görülme riski normal insanlara göre 3 kat daha fazla yaşanır. Hem babası hem de annesi alzaymır hastası olan kişilerde ise bu oran 5 kadar da çıkabilmektedir. 

Beyin erimesinin belirtileri
  • Günlük yaşamımızı etkileyen hafıza ve bilgi kayıplarının olması
  • sorumluluktan kaçınma da bir beyin küçülmesi belirtisidir.
  • Kelime seçmede zorlanma 
  • kullandığınız eşyaların sürekli yerlerini değiştirmeniz.
  • Güçten düşme, yorgunluk, halsizlik gibi...
  • Ruh halinde ve davranışlarınızda değişmeler
  • Bulunduğunuz yeri karıştırma.
Beyin erimesinin tedavisi

Öncelikle beyin erimesi hastalığı olan kişi belirtiler ışığında nöroloji doktorlarına başvurması gerekmektedir. Hastanın alzaymır hastalık belirtileri dinlenerek belirli testler yapıldıktan sonra tanı konulur, beyin tomografisi çekilerek ve kan tahlili yapılarak teşhis konulması kolaylaşır. Kesin tedavisi olmamakla beraber beyin erimesi hastalığı için hastalığı yavaşlatıcı ve azaltıcı ilaçlar kullanılır. Özellikle A, C ve  E vitamini kullanımı arttırılması gerekir. Bunun yanında havuç suyu gibi bitkisel ilaçlarda kullanılabilir. Sigara kullanmak, alkol almanın unutkanlığı arttırdığı bilinmektedir. Bu tür bağımlılık yapan maddelerden uzak durulmalıdır. Ayrıca dengeli beslenmek, düzenli spor yapmak da beyin küçülmesinin önüne geçen en önemli faktörler arasındadır.
]]>
Beyin Sağlığı https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-sagligi.html Wed, 31 Oct 2018 07:55:36 +0000 Beyin sağlığı, sağlam kafa sağlam vücutta bulunur, sözünden de anlayabileceğimiz gibi beyin sağlığı beslenme alışkanlıklarıyla doğru orantılıdır. İyi ve dengeli beslenir isen beyin sağlığını da korumuş olursun.Düz Beyin sağlığı, sağlam kafa sağlam vücutta bulunur, sözünden de anlayabileceğimiz gibi beyin sağlığı beslenme alışkanlıklarıyla doğru orantılıdır. İyi ve dengeli beslenir isen beyin sağlığını da korumuş olursun.Düzensiz ve kötü beslenir isen beyin sağlığından olursun. yani kısaca yediğimiz, içtiğimiz şeyler beslenme alışkanlıklarımız beyin sağlığımızı doğrudan etkilemektedir. Çocuklarda beyin gelişimi genetik yapıyla, çocuğun yaşadığı deneyimlerle ve aldığı uyarıların etkisi ile oluşmaktadır. Çocuklarda beyin gelişiminin büyük bir bölümü 5 yaşına kadar tamamlanır. Beslenme düzensizliği, yetersiz beslenme çocuğun beyin gelişimini olumsuz etkileyen faktörlerdir. Çocuğun daha çok küçükken edindiği düzensiz ve yetersiz beslenme alışkanlığı beyin gelişimini etkileyip beynin hacim olarak küçülmesine sebep olmaktadır. Eğer bu durum zamanında düzeltilmez ise kalıcı beyin hasarlarına yol açabilmektedir.

Beyin sağlığı için tüketilmesi gereken besinler 

Kalp sağlığına faydalı olan besinler beyin sağlığı içinde önem taşımaktadır. peki nedir bu bildiğimiz yada eksik bildiğimiz besin türleri İşte bu besinlerden beyin sağlığımız için en önemli olan gıdalar...
  • Kızılcık: Beynimiz için en önemli gıda maddelerinden biri olan kızılcık meyvesinin sinirleri koruyucu etkisi vardır. İlerleyen yaşlardaki koordinasyon ve hafıza kayıplarına karşıda olumlu etkisi olan kızılcığın, zihinsel ve motor fonksiyonlarını da korudukları bilinmektedir.
  • Yaban mersini: Yaban mersini antioksidan açısından oldukça zengin bir meyvedir. Bu yüzden serbest radikallere karşı savaşırlar, hafızayı güçlendirici etkileri vardır. Yaşlılıkla birlikte denge ve koordinasyon sistemindeki kötüleşmeyi durdurduğu gözlenmiştir.
  • Yeşil yapraklı sebzeler: Kıvırcık lahana, pazı ve diğer yeşil yapraklı besinler bolca tüketilmelidir, zira çağımızın hastalıklarından biri olan alzheimer hastalığına karşı koruyucudur.
  • Balık: Sardunya, alabalık, uskumru, sardalya, ringa ve daha bir çok omega-3 yağ asitlerinden zengin balık türlerini haftada en az bir kez tüketmek sizi yine alzheimer hastalığından korumada oldukça etkilidir ve etkileri yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. Ayrıca öğrenme kabiliyetini de arttırır.
  • Ispanak: Ispanağın görevi ise merkezi sinir sisteminde yaşlanmanın etkisi ile oluşan problemleri en aza indirgemektir. 
  • Yumurta: Beynimizin katı kısımları yağlardan oluşmaktadır. Vücudumuz bu yağlardan bazılarını üretemez. Beynimiz için gereken bu iyi yağları (efa) yumurta yiyerek karşılayabiliriz. Bu yağlar beyindeki anıların unutulmaması ve hatırlanması için gereklidir.
  • Soya: Soya protein açısından oldukça zengin bir besin kaynağıdır. Ve hafızayı geliştirir.
  • Yeşil ve siyah çay: Yapılan araştırmalar sonucunda yeşil çay ve siyah çayın hafızayı güçlendirdiği ve alzheimer hastalığıyla mücadele etmede faydalı olduğu anlaşılmıştır. Bu iki çay da hastalıkla bir çok açıdan mücadele etmektedir. Her ikisi de etkili olmasına karşın yeşil çayın etkisinin daha uzun sürdüğü yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır.
  • Ada çayı: Ada çayı da hafızayı güçlendirip beyne mesaj gönderen kimyasalları arttırmakta ve böylece hafızada daha çok kelime tutulabilmektedir. 
Yeme ve içmenin dışında da beyin sağlığına iyi gelen egzersizler ve bazı uygulamalar vardır.Bunları kısaca şu şekilde sıralayabiliriz.
  • Derin derin nefes almak beyne daha fazla oksijen gitmesine ve dolayısı ile daha iyi düşünmenize yardımcı olacaktır. 
  • Meditasyon yapmak hem zihni temizler hemde gevşemenizi sağlayarak daha net düşünmenize yardımcı olur.
  • Yabancı dil öğrenmek yaşın ilerlemesi ile olaşan beyin performans kaybını yeniden kazanmasını sağlar ve hafızayı canlı tutma da yardımcı olur.
  • Uyku düzeninize dikkat edin yeterli uyuduğunuz dan emin olun fazla uyumak da az uyumak da hem beyni hem bedeni olumsuz etkiler.
  • Müzik dinlemek, müzik ruhun olduğu kadar beyninde gıdasıdır. Mozart din]]> Üst Beyin https://www.beyinhastaliklari.com/ust-beyin.html Wed, 31 Oct 2018 22:59:24 +0000 Üst beyin, İnsan beyni alt beyin, üst beyin, sinir sistemi diye 3 kısımdan oluşur. İnsan beynini diğer canlılardan farklı kılan üst beynin gelişmiş olmasıdır. Alt beyin daha çok otomatik fonksiyonları denetlemektedir. Örneğ Üst beyin, İnsan beyni alt beyin, üst beyin, sinir sistemi diye 3 kısımdan oluşur. İnsan beynini diğer canlılardan farklı kılan üst beynin gelişmiş olmasıdır. Alt beyin daha çok otomatik fonksiyonları denetlemektedir. Örneğin kalbimizin artması, kan basıncı ve hormonlar alt beyin tarafından idare edilir. Üst beyinde ise daha çok entellektürüler işlemler olur. Bilgiler üst beyinde kaydolur. Değerlendirme üst beyinde yapılır. Davranışlar üst beyinde idare edilir. Şimdi merak edilen diğer soruya geçebiliriz. 

    Üst beyin alt beyni kontrol edebilir mi

    Yapılan araştırmalar sonucunda üst beynin alt beynin kontrol etmesinin mümkün olduğunu göstermiştir. Kişi mutlu olmayı düşününce mutlu oluyor, kişi hastalığı kafasına takınca da hasta oluyor. Yani düşünce tarzı hem yaşantıyı hemde bedeni etkilemektedir. Bunun sonucunda ortaya şu çıkıyor. Beynimizin bizim için en önemli tekniği, olumlu düşüncenin ileri şekillerini uygulamasıdır. Olumsuz zihni kurgu, yani olumsuz düşünce ise beyni kendine karşı olumsuz çalışmaya programlayacaktır. Örnek olarak, bir futbolcu 3 kez kaleciyle karşı karşı kalmasına rağmen topu dışarıya atmıştır. Bir sonraki maçta aynı hatayı yapmak istememektedir. Bunun için beyni şöyle programlamıştır. Topu dışarıya atmayacağım. Bunu kendi kendine defalarca söylediği halde topu yine dışarıya atmıştır. Bura da futbolcunun yaptığı hata sizce nedir Futbolcunun yaptığı hata topu kaleye atmaya değil, dışarı atmamaya şartlanması dır. Beyni olumlu düşüncenin üzerine programlamaktır. Olumlu düşüncede temel nokta, başarısız olmayı değil sadece başarıya odaklanmaktır. Bunu hafıza noktasında düşünmek gerekirse, unutmayı değil hatırlamayı seçmeyi ona odaklanmalısınız. Kısacası özetle beynin üst tarafının olumlu olarak şartlandırılması başarının en önemli anahtarlarından birisidir. Kişi beynini olumlu düşünceye programlamalıdır. Bu gerçek bir özeni gerektirmektedir. Ancak öğrenmeye başlayınca çok zevkli bir uğraştır ve kişiyi hayatında başarıya ulaştırdıkça ve beynin üst tarafının nasıl kullanması gerektiğini öğrendikçe daha çok heyecanlandıracaktır.
    ]]>
    Beyin Emboli https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-emboli.html Thu, 01 Nov 2018 14:09:07 +0000 Beyin embolisi Nedir: Beynin herhangi bir bölümüne giden kan akımının ani bir şekilde kesilmesi durumuna beyin embolisi ismi verilir. Emboli vücudun değişik yerlerinde görülebilecek olan çok  ciddi bir damar h Beyin embolisi Nedir: Beynin herhangi bir bölümüne giden kan akımının ani bir şekilde kesilmesi durumuna beyin embolisi ismi verilir. Emboli vücudun değişik yerlerinde görülebilecek olan çok  ciddi bir damar hastalığıdır. Beyin embolisi oluştuğu zaman kan beynin herhangi bir bölümüne ulaşamadığından dolayı bu bölüm oksijensiz kalır. Bu da ordaki beyin hücrelerinin ölmesine neden olur.

    Beyin Embolisinin Nedenleri Nelerdir

    • Uzun süre hareketsiz durmak yada yatmak
    • Travma geçirmiş olmak
    • Doğuştan gelen pıhtılaşma bozukluğu
    • Aşırı kilo
    • Hamileli
    • Kalp yetmezliği
    • Çok uzun boylu olmak
    • Sigara kullanımı
    • İlerlemiş yaş
    • Doğum kontrol hapları kanın pıhtılaşma oranını çok fazla arttırdığı için risk faktörü oluşturur.

    Beyin Embolisi Belirtileri Nelerdir

    Beyin embolisi beyni etkileyen ve çok tehlikeli bir hastalık olduğundan dolayı beyin işlevlerinin azalmasına, görme bozukluğuna, konuşma ve duyu işlevlerinde bozulmalara yol açar. Ayrıca  kol ya da bacaklarda ani olarak bir halsizlik, hissizlik ve tutmama gibi durumlarına yol açmaktadır. Çift görme, baş dönmesi, denge kaybı, koordinasyon bozukluğu, yutma güçlüğü gibi belirtilere de neden  olmaktadır.Yaralanmaya bağlı olmaksızın birden bire görme kaybı, bilinç kaybı ve konuşma işlevlerini aniden bir  anda bozulması, birden oluşan baş ağrııları, kısmi veya tam felç olma durumu, kollarda bacaklarda veya yüzde uyuşukluk hissetmek beyin embolinin çok ciddi belirtileri arasındadır.

    Beyin embolisinden korunabilmek için, kontrol edilmeli ve risk faktörlerinden uzak durmalıdır. Ayrıca sigara içiyorsanız bırakmanız gerekir. Aşırı kilonuz varsa kilo vermeniz ve uygun bir diyet ile uygun kilonuza ulaşmanızda faydalı vardır. En etkili ve zahmetsiz bir tedavi hastalık henüz oluşmadan alınabilecek önlemler ile gerçekleşir.

    Bu bağlamda bitkisel tedavi yöntemlerinden yararlanmak faydalı olacaktır. Pıhtılaşmayı önleyebilmek için kanı sulandıran bitkisel kürler uygulanabilir. Ayrıca bir adet aspirin almak da kanı sulandırma etkisi ile size için çok faydalı olacaktır. Bitkisel olarak eğer beyin emboli geçirdiyseniz acil olarak  tıbbi müdahale gerekir. Çok hızlı ilerleyebilen ve ani gerçekleşen bir hastalıktır. Emboli sonucunda bulunduğunuz şartlara ve etkilerine göre bir tedavi uygulamanız gerekir. Bu aşamada yaşadığınız şikayetlerle ilgili olarak bitkisel kürler yararlanmak faydalı olacaktır. Eğer felç durumu oluştu ise 5'er gram öğütülmüş olan karanfili ve bal yutabilirsiniz. İğde kaynatarak birer bardak suyundan  içebilirsiniz. Yasemin yağı veya biberiye yağı ile felçli olan bölgeye  masaj yapabilirsiniz. Hindistan cevizini bal ile macun yaparak günde bir kaşık yiyebilirsiniz.

    ]]>
    Beyin Zonklaması https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-zonklamasi.html Fri, 02 Nov 2018 12:13:01 +0000 Beyin zonklaması, kafa tasının belli bir bölgesinde meydana gelen ağrının şiddetli bir şekilde ses ile birlikte ortaya çıkma rahatsızlığına verilen addır. Hemen hemen herkesde görünen bu rahatsızlık bazen ani b Beyin zonklaması, kafa tasının belli bir bölgesinde meydana gelen ağrının şiddetli bir şekilde ses ile birlikte ortaya çıkma rahatsızlığına verilen addır. Hemen hemen herkesde görünen bu rahatsızlık bazen ani bir şekilde ortaya çıkar iken bazen de sürekli bir şekilde devam eden bir rahatsızlık türü olma özelliğine sahiptir. Kafa tasının sağ yada sol bölgesinde veya da her iki tarafında görünen beyin zonklaması beyin içinden gelen bir ağrı türüdür. Ani bir şekilde ağrının tutması ile gözlerde kapanma olayının ortaya çıkması ve hareket etmede bile zorluk yaşamak gibi bazı belirtiler kendini göstermeye başlayabilir. Zaten beyin zonklaması rahatsızlığının ortaya çıkması net belirtiler ile kendini gösterdiği için kişi hemen bu durumu fark edebilir. Bazen günlük olayların ve yaşanmışların sonucu ve etkisi olarak kendini göstererek beyin zonklaması bazen de bir hastalığın belirtisi ve yan etkisi olarak kendini göstermiş olabilir. Beyin zonklaması eğer bir hastalığın yan belirtisi olarak ortaya çıkmış ise kişi vakit kaybetmeden bir doktor müdahalesi altında uygun olan tedaviyi görmelidir. Çünkü beyin organı hastalığı en fazla ilerleten ve olumsuz sonuçların ortaya çıkmasında en başta bulunan bir organdır. Tüm bu durumlar göz önünde bulundurularak beyin zonklaması durumu basite alınmayıp bir önlem alınmalıdır. Beyin zonklamasının meydana gelmesinde neden olan etken ve sebepler öğrenilerek alınacak önlemler de bu duruma göre alınmalıdır. 

    Beyin zonklamasının nedenleri;

    • Çok yoğun çalışılması ve aşırı stresli bir ortamda bulunulmasından dolayı kendini göstermeye başlaması,
    • Uzun süreli olarak gürültülü bir yerde bulunmaktan dolayı kendini göstermeye başlaması,
    • vücudun günlük olarak sıvı almasında yetersizlik olmasından dolayı olması yani sıvı tüketim yetersizliğinden dolayı oluşması,
    • Anevrizma yırtılmasına bağlı olarak felç durumunun ortaya çıkması ile yan etki olarak kendini göstermeye başlaması,
    • Yüksek tansiyon veya düşük tansiyon durumlarının yan etkisi ve belirtisi olarak bu durumun ortaya çıkması,
    • Çene bölgesinde ve diş bölgesinde oluşan her hangi bir rahatsızlıktan dolayı ortaya çıkmaya başlaması,
    • Göz hastalıkları ve kulak hastalıklarının ortaya çıkması ile birlikte beyin zonklamasının ortaya çıkması,
    • Uzun süre yemek yenilmediği için açlık durumundan dolayı ortaya çıkması,
    • Aşırı sıcak havadan veya aşırı soğuk havada kalınmasından dolayı ortaya çıkması,
    • Stres, heyecan, gerilim, korku ve buna benzer duyguların ani ve şiddetli bir şekilde yaşanmasından dolayı ortaya çıkması,

    Beyin zonklamasının sebepleri;

    Görüldüğü üzere beyin zonklaması durumunun ortaya çıkmasında birçok etken ve sebep kendini göstermektedir. Bu tür durumların beyin zonklamasına neden olduğu anlaşıldığı zaman hasta olan kişi bu tür etkenlerden uzak durmaya çalışmalıdır. Eğer beyin zonklaması her hangi bir hastalığın belirtisi olarak kendini göstermeye başladı ise kişi vakit kaybetmeden bir doktor müdahalesi altında uygun olan tedaviyi olmalıdır. Çünkü bu tür durumlarda alınacak en iyi yöntem bu şekilde olmaktadır. Ancak beyin zonklaması günlük durumlardan dolayı ortaya çıkmış ise kişi kendi kendine farklı önlemler alabilir. Mesela aç kalmamak, yorucu işlerden uzak durma, stres heyecan ve benzeri durumların fazla yaşanmamasına engel olmak, dengeli ve sağlık beslenmek, gürültülü alanlardan uzak durmak ve buna benzer yapılacak şeyler vardır. Bu durumlar göz önünde bulunulur ise beyin zonklaması durumunun ortadan kalkması söz konusu olabilir.

    ]]>
    Beyin Enfarktüsü https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-enfarktusu.html Fri, 02 Nov 2018 19:10:08 +0000 Beyin enfarktüsü: Yaralı temiz ve kirli kanı taşıyan damarın, beyinde meydana gelen bir ya da damar sertliği parçası ile tıkanması sonucunda damarların  aşırı derecede üzülerek beynin oksijensiz ve kansız kalması sonucu Beyin enfarktüsü: Yaralı temiz ve kirli kanı taşıyan damarın, beyinde meydana gelen bir ya da damar sertliği parçası ile tıkanması sonucunda damarların  aşırı derecede üzülerek beynin oksijensiz ve kansız kalması sonucunda beynin durması olayına denir. Beyin  enfarktüsü halk arasında “inme inmesi” denilmektedir. Sıklıkla görülen ve en önemli  inme tipi,  beyindeki damarların  kapanması sonucunda  o damarı beslediği bölgedeki hücrelerin kansız ve oksijeni  olmaması sonucu ölmesi durumudur.  Beyin enfarktüsü beynin beslenmesini sağlayan damarların etkilenmesi sonucu kol, bacaklarda   uyuşukluk  ve hissizlik  oluşturması, denge bozulması ,konuştuğunu ve konuşulanları anlamama ,görme bozukluğu, hafıza kaybı gibi belirtilerle devam eden bir hastalıktır.  Bu hastalık aniden sakatlığa sebebiyet vermekten  diğer hastalıklara oranla sıralamada birincidir.

    Beyin enfarktüsü nedenleri:

    • Kalp rahatsızlıkları
    • Şeker hastalığı ve şekerin yükselmesi
    • Kanın koyulaşması
    • Beyin tümörü
    • Başa alınan şiddetli darbe
    • Aşırı alkol ve sigara tüketimi
    • Damar sertleşmesi
    • Şah damarında oluşan daralma
    • Beyin damarında baloncuk oluşması

    Beyin enfarktüsü belirtileri;

    • Görme de güçlük yaşanması
    • Ani kulak çınlaması
    • Baş dönmesi bacaklarda ve kollarda meydana gelen uyuşukluk ve güçsüzlük
    • Konuşulanları ve söylenenleri algılayamama
    • Çift görme
    • Aniden ve şiddetli olarak ortaya çıkan baş dönmesi ve baş ağrısı

    Halk arasında inme olarak bilinen  beyin enfarktüsü vücutta iki şekilde gerçekleşmektedir.

    Vücutta kalıcı hasarlara neden olan beyine giden damarların kapanması sonucunda oluşan inmedir. Bu da birlikte geçici iskemik adı verilen ve bir gün süreyle gerçekleşip bitmesiyle birlikte belirtilerinin de son bulduğu kalıcı hasarlara neden olmayan enfaktüstür.

    Bu tip inme ise: Beyin damarlarında oluşan yıpranma yırtılma ya da gevşemesi sonucunda beyin dokusundan  sızması ile  beyin kanamaları gerçekleşir.  Bu inmeler, Tuzluklar birincisine göre daha sık ölümler ortaya çıkmaktadır. Beyin kanaması nedeniyle ortaya çıkan beyin enfaktüs'ün beyin damarının yırtılmasıdır. İnme  genellikle tedavi edilmeyen hipertansiyona bağlı olarak gerçekleşmektedir. bunun için hipertansiyon tedavi edilmesi beyin kanamaları riskinin  azalmasına sebep olur. Tansiyon dışındaki kanamalar hastalıklarda, beyin damarlarında baloncukların oluşması ya da topaklaşma  olanlarda ve kan sulandırıcı ilaç kullananlarda beyin enfarktüsü yaşanması olasılığı daha yüksektir. Beyin tıkanıklığı sonucunda oluşan enfarktüs, damarın pıhtılaşması sonucu  oluşan bir hastalıktır. Bu haftalık genellikle tansiyon yüksekliği, hipertansiyon, Sigara ve alkol kullanımı, diyabet nedeniyle damarlarda oluşan tıkanık sonucu ortaya çıkar.

    ]]>
    Beyin Pili Ameliyatı https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-pili-ameliyati.html Sat, 03 Nov 2018 04:15:45 +0000 Beyin Pili Ameliyatı, Beyin pilleri; başta Parkinson hastalığı olmak üzere, bir çok hareket bozukluğu olan kişilerin tedavisinde kullanılır. Cerrahi tedavilerinde  son yıllarda giderek yaygın olarak kullanılan ve oldukça Beyin Pili Ameliyatı, Beyin pilleri; başta Parkinson hastalığı olmak üzere, bir çok hareket bozukluğu olan kişilerin tedavisinde kullanılır. Cerrahi tedavilerinde  son yıllarda giderek yaygın olarak kullanılan ve oldukça karmaşık elektronik cihazlardır. Beyin pili, özellikle Parkinson hastalığının tedavisi için kullanılıyor. İlaç tedavisine cevap vermeyen ve çok şiddetli titreme nöbetleri geçiren  Parkinson hastalarında, bu beyin pilleri başarılı bir şekilde kullanılır. Çatalı, bardağı tutamayan, iğneye ipliği geçiremeyen bir çok hastanın ameliyat masasından kalkar kalkmaz titremeleri geçtiği görülmüştür. Depresyon, OKB ve Alzheimer gibi hafıza kaybı problemleri yaşayan, epilepsi ve obezite hastaları için de beyin pilinin uygunluğu çalışmalar sürüyor.

    Hangi Hastalar Beyin Pili Ameliyatı Olabilirler

    Derin beyin stimülasyonu (DBS) ya da beyin pili ameliyatları Parkinson hastaları ve esansiyel tremor hastalarında uygulanmaktadır.
    Parkinson hastalığı ilaç tedavisi ile bulgularında geçmişte olan iyilik hali durumu kaybolduğu hastalar beyin pili ameliyatı yapılır.
    Parkinson hastalığı tedavisinde kullanılacak olan ilaçları geçmişte kullanmasına karşın, son yıllarda ilaç yan etkileri sebebi ile hayat kalitesinde bozulma olan hastalara beyin pili takılır. Hasta yaşının 75 in üzeri olması ameliyat sırasında elektrota bağlı olarak kanama ve başka komplikasyonlar için de risk teşkil eder. Ağır kalp hastalıkları kontrolsüz diyabet, kontrolsüz yüksek tansiyonu olan hastalar cerrahi için uygun değildir.Orta ve ağır şiddette hafıza kayıpları yaşayan hastalar ameliyat için uygun değildir.

    Beyin Pili Ameliyatı Nasıl Yapılır

    • Öncelikle beyin pili takılacak hastanın cerrahi tedaviye uygun olup olmadığı ile ilgili nöroloji uzmanları tarafından belirlenmektedir. Bu aşamada psikiyatri ile beyin cerrahisi ve görüşmeler yapılır.
    • Hasta ameliyattan 3 gün önce hastaneye kabul edilir. Bu dönemde anestezi uzmanı tarafından değerlendirmeler yapılır. 
    • Beyin pili ameliyatı öncesinde hastanın ilaçları belli bir düzende azaltmaktadır. Ameliyat sabahı beyin haritalaması için kullanılacak olan bir çerçeve (frame) hastaya lokal anestezi ile takılmaktadır. Hastanın MR görüntüleri alınarak ve son hesaplamalar yapılır. 
    • Hasta ameliyathaneye alınarak ve uyutulmadan elektrotların ince ayarları da muayene edilir ve elektrofizyolojik kayıtlayarak belirlenmektedir. 
    • Sistemin enerji kaynağı cilt’in altına yerleştirilmek için hasta anestezi uzmanı tarafından uyutulur ve beyin pili takılır.
    • Ameliyathaneye girme ve çıkma arasındaki süre hastaya göre değişiklik göstermekle birlikte 3-5 saattir. 
    • Beyin pili ameliyat sonrası ilk gece hasta tedbir amacı ile yoğun bakım ünitesinde izlenir.
    • Ameliyattan sonra taburculuk süresi 3-5 gün içinde gerçekleşir. Dikişler ise 10. günden sonra alınır.
    • Pil ayarlarının yapılması ameliyattan sonra 1. hafta içinde planlanır. Takip eden haftalar için ise hasta 7-10 gün aralıklalar kontrole çağrılır. 4-6 haftadan sonra ise vizitler (hasta kontrolleri) aylık veya 3 aylık olarak gerçekleşir.
    ]]>
    Beyinde Sıvı Birikmesi https://www.beyinhastaliklari.com/beyinde-sivi-birikmesi.html Sat, 03 Nov 2018 23:06:28 +0000 Beyinde sıvı birikmesi; Tıp dilindeki adıyla hidrosefali hastalığı beyin içerisinde ve etrafında olması gerekenden daha fazla sıvı birikme durumuna denir. Tıpta olan gelişmeler sayesinde artık kolay bir şekilde tedavisi yapı Beyinde sıvı birikmesi; Tıp dilindeki adıyla hidrosefali hastalığı beyin içerisinde ve etrafında olması gerekenden daha fazla sıvı birikme durumuna denir. Tıpta olan gelişmeler sayesinde artık kolay bir şekilde tedavisi yapılabilmektedir. Beyin-omurilik sıvısı kafa tası içerisinde beyin zarıyla omurilik etrafında ve beynin kendi yapısında bulunan karıncık adlı boş alanlarda yer alan bir sıvıdır. Bu sıvı saydam renkte ve beyni koruyucu bir sıvı olarak bilinmektedir. Sıvının temel görevi koruyuculuk olsa da bununla beraber dış nedenlerden dolayı beyinde oluşabilecek zararı minimum düzeye indirmeyi sağlamasıdır. Karıncık bölgesi dediğimiz ve boş alanda yer alan yoğun damarların sayesinde bu sıvı sürekli olarak özel hücreler tarafından üretilmektedir. Bu sayede beyin içerisine salgılanması gerçekleşmektedir. Tüm beyin karıncıkları kendisine özel numaralar taşır. İlk ve ikinci karıncıklar diğer karıncıklara göre daha geniş bir alan kaplar. Burada yer alan beyin omurilik sıvısı burada bulunan yoğun damarlar sayesinde dar bir alandan geçerek sırasıyla 3. ve 4. karıncığa doğru ilerleme göstermektedirler. 4. karıncığın üst tarafında olan delikler sayesinde bu sıvı tüm beyinde bulunan boşluklara gönderilir. Ardından beynin etrafında olan araknoit zar tarafından geri emilir. 

    Hidrosefali yani beyinde sıvı birikmesi nadir olarak meydana gelen bir hastalık olsa da bu sıvının dolaşımı esnasında oluşan bir bozukluk nedeniyle meydana gelir. Özellikle Kafatası kemikleri henüz birleşmemiş olan küçük çocuklarda, aşırı miktarda olan sıvı kemiklere uyguladığı basınçtan dolayı kemikleri dışarı doğru iterek kafanın büyümesine neden olur. Fakat bu durumun tersine ileri yaşlarda meydana gelen bu hastalık kişide kemikler geliştiğinden dolayı dışa doğru bir yönelim olamadığından içeriye yönelim gösterir ve bu durum neticesinde beyin yapısında deformasyona sebebiyet verir. 

    Hidrosefali, Beyinde Sıvı Birikmesi Nedenleri; 

    Bu tür sıvı birikmesine karşın herhangi bir genetik yatkınlık bulgusu görülmemişse de tamamen doğuştan kaynaklı vakıalarda vardır. Diğer önemli nedenler ise doğumdan sonra bebeğin gelişimiyle beraber kendisini göstermektedir. Hidrosefali hastalığı tıp alanında iki farklı kategoriye ayrılmaktadır. Bunlardan birincisi beyin-omurilik sıvısının beyin yapısından kaynaklı bozukluk nedeniyle tıkanarak ilerleyememesi iken, ikincisi ise sıvının beyin yapısında bulunan zar tarafından tekrar emilememesidir. Genel olarak sıvı birikmesi veya tıkanması gibi oluşan hidrosefali hastalığı daha yaygındır. Hem yetişkinlerde hemde çocuklarda oluşabilmektedir. Genellikle beyinde sıvı birikmesi hastalığı olan hidrosefali genellikle beynin dördüncü karıncığındaki deliğin tıkanması ile oluşmaktadır. 

    Hidrosefali, Beyinde Sıvı Birikmesi Belirtileri;

    Baş bölgesinde büyüme en belirgin özelliği olsa da bu hastalığın burada dikkat edilmesi gereken bu tür büyüme sorunlarının sadece hidrosefali de olmadığının bilinmesi gerekir. Hidrosefali yani beyinde sıvı birikmesinden kaynaklı büyümeler genellikle hızlı ve seri bir biçimde olup biçim şekli alın bölgesi dışa doğrudur ve başın diğer bölümlerine göre daha ufak bir görünüm sergilemektedir. Hastada gözler olması gereken yerden daha aşağıda bir görünüm seyrindedir. Bu yüzden de bu tür beyinde sıvı birikmesi hastalıkları tedavi edilmediklerinde ilerleyen dönemler içerisinde çift görme ve ardından körlüğe kadar neden olabilmektedi,r. Çok hızlı gerçekleşen beyinde sıvı birikmesi hastalığı hastada felç, kas sertliği veya zeka geriliği gibi durumlara neden olabilir. 

    Hidrosefali, Beyinde Sıvı Birikmesi Tanı ve Tedavisi; 

    Bu hastalığın kesin tanısı, bilgisayar ile yapılan tomografi sayesinde konur. Uygulanan bu yöntem sayesinde sıvı birikmesi meydana gelen bölgeler rahatlıkla bilgisayardan görülebilmektedir. Uygulanan Tomografinin hastaya hiçbir tehlikesi]]> Beyinde Kireçlenme https://www.beyinhastaliklari.com/beyinde-kireclenme.html Sun, 04 Nov 2018 05:22:50 +0000 Beyinde kireçlenme, özellikle yaşı ilerlemiş olan insanlarda meydana gelen bir durumdur. Yaşlı insanlarda son derece yaygın bir şekilde meydana gelen bu durum birçok kişide gizliden gizliye vardır. Fakat bazı insanlarda meydana ge Beyinde kireçlenme, özellikle yaşı ilerlemiş olan insanlarda meydana gelen bir durumdur. Yaşlı insanlarda son derece yaygın bir şekilde meydana gelen bu durum birçok kişide gizliden gizliye vardır. Fakat bazı insanlarda meydana gelen beyin kireçlenmesi, aşırı bir hale gelerek beynin dolaşım sistemine zarar verir. Bu durumlarda beyinde gerekli olan dolaşım sağlanamaz ve birçok rahatsızlık ortaya çıkar. Beyinde kireçlenme en çok yaşlı olan insanlarda meydana gelen bir durum olsa bile bazen genç insanlarda da genetik faktörlerden dolayı görülebilmektedir. Bu nedenle sadece yaşlılara özgü bir rahatsızlık olarak düşünmek son derece yanlıştır. Önceki zamanlarda beyinde meydana gelen kireçlenmenin teşhis edilmesi imkansız denecek kadar düşüktü. Fakat daha sondaki zamanlarda teknolojinin gelişmiş olmasına bağlı olarak insanlarda meydan gelen bu durum çok rahat bir şekilde teşhis edilerek ortaya çıkarılmaktadır. Günümüzde beyinde meydana gelen kireçlenmenin tam olarak yeri ve kireçlenmenin boyutu bile rahatça ortaya çıkarılabilmektedir. Bu nedenle hastalığın teşhisinin gelişmiş olan teknoloji nedeniyle oldukça kolay olduğunu söyleyebiliriz. Beyinde meydana gelen kireçlenme, son derece yavaş bir şekilde ilerler. Öyle ki bu hastalığın ilerlemesi yıllar sürebilir. Bu nedenle hastalığın belirtileri yavaş yavaş ortaya çıkar. Bu rahatsızlığın başta unutkanlık olmak üzere birçok farklı belirtisi bulunmaktadır. Bu nedenle hastalık kendisini daha ilk zamanlardan itibaren göstermeye başlayacaktır. 

    Beyinde kireçlenme belirtileri:

    Unutkanlık: İnsanlarda daha önceden de belirttiğimiz gibi yaşlılarda meydana gelen beyinde kireçlenme, ilk olarak unutkanlık belirtileri göstermektedir. Yaşlı insanlarda meydana gelen unutkanlık sorunlarının en büyük nedeni beyinde kireçlenme rahatsızlığıdır. Bu durum kireçlenmenin artmasına bağlı olarak artış gösterir.
    Baş ağrısı: Beyinde meydana gelen dolaşım sorunlarından dolayı insanlarda kronik bir şekilde baş ağrısı rahatsızlığı görülecektir. Bu baş ağrısı özellikle günün sabah ve akşam saatlerinde çok daha fazla görülür. 
    Hafıza kayıpları: İlerlemiş olan  beyinde kireçlenme rahatsızlıkları, direk olarak insanlarda ara ara hafıza kayıplarına neden olur. Bu durum bazen kişinin adını bile unutmasına neden olabilir. Bu nedenle beyinde kireçlenme rahatsızlığı olan insanların kendi başlarına evden uzaklaşmaları tehlikelidir. 
    Karıncalanma ve uyuşma: Sorun beyin damarlarında olsa bile insan vücudunun merkezinde meydana gelen sorun tüm vücudu etkileyecektir. Bu durumlarda insanlarda başta eller ve ayaklar olmak üzere vücudun çeşitli noktalarında uyuşmalar meydana gelir.

    Beyin kireçlenmesi neden olur

    Beyinde kireçlenme hakkında yapılan araştırmalara göre ciddi veriler elde edilememiştir. Bu rahatsızlık hakkındaki araştırmalarda elde edilen verilere göre aile içerisinde meydana gelmiş olan beyinde kireçlenme, genetik olarak diğer bireylerde de görülebilmektedir. Bunun yanı sıra sağlığa zararlı olduğu halde kullanılan birçok madde insanlarda beyinde kireçlenme sorununun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Özellikle alkol, sigara, uyuşturucu ve diğer birçok zararlı madde insanlarda beyinde kireçlenmeye neden olur. 

    Teşhis ve tedavi:

    Beyinde kireçlenme sorunun teşhisi için öncelikle hastanın tam olarak hikayesi ve şikayetleri dinlenir. Doktor hastanın şikayetleri doğrultusunda beyinde kireçlenme olabileceğine şüphe eder. Bu durumlarda kullanılan tıbbi görüntüleme cihazları direk olarak hastalığın varlığını ortaya koyar. Bazı insanlarda ilaçlı MR kullanılarak sorunun varlığı tam olarak anlaşılabilir. Bu durumlarda sıra tedavi aşamalarına gelir. Tedavi aşamasında ilk olarak kişide ilaç tedavileri uygulanır. Uygulanan ilaç tedavileri sorunun biraz hafiflemesini sağlayacaktır. Eğer sorun ortadan kalkmazsa bu durumlarda cerrahi operasyonlar yapılır. Fakat beyin damarlarına erişmek tehlikeli]]> Beyin Yorgunluğu https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-yorgunlugu.html Mon, 05 Nov 2018 03:07:05 +0000 Beyin Yorgunluğu, Günlük hayatın zorlu yaşam koşulları içinde işinize ve evinize konsantre olamamak, sağlıklı kararlar verememek, unutkanlık, dikkat dağınıklığı gibi durumlardan şikayetçi iseniz beyin
    Beyin Yorgunluğu, Günlük hayatın zorlu yaşam koşulları içinde işinize ve evinize konsantre olamamak, sağlıklı kararlar verememek, unutkanlık, dikkat dağınıklığı gibi durumlardan şikayetçi iseniz beyin yorgunluğunuz var demektir. Çocuklarınız ile ilgili gelecek kaygıları, kullandığımız dijital cihazların vermiş olduğu radyasyonik etki, piyasa koşullarının ortaya çıkardığı rekabet ortamı ve stres beyin yorgunluğunun gerçek nedenleridir. Beyin yorgunluğu, iş veriminizin düşmesine, pratik düşünme ve yaratıcılığınızı önemli ölçüde ortadan kaldırır. 

    Beyin yorgunluğunun belirtileri,

    Karşınızdakine çabuk ve olumsuz tepki verme, aşırı sinirlilik, küçük şeylere bile tahammül edememe beyin yorgunluğunun belirtisidir. Ayrıca fizyolojik yapısı gereği kadınlar erkeklere göre iki kat daha fazla beyin yorgunluğu çekerler.

    Beyin yorgunluğu neden oluşur

    Stres, Disiplin kurallarının sert bir şekilde uygulandığı iş yerlerinde ve performansa dayalı ücretin hesaplandığı iş yerlerinde yoğun stres yaşanmaktadır. Bu durum çalışan personel üzerinde başarılı olmak için baskının artmasına neden olur. Çalışanlara yeterli dinlenme fırsatı verilmemesi, akşam işinden ayrıldıktan sonra evde işin devam etmesi, kısa vade de başarı ortaya çıkarsa da uzun vadede beyin yorgunluğu ve yıpranmayı beraberinde getirir.

    Uykusuzluk, Uyku beynin ilacıdır. Uyku da iken beyin hiçbir şeyle ilgilenmez, kendi iç Dünya'sında kontrolsüz olarak çalışır. İnsan yeterince uyku uyumadığı zaman beyin gereğinden fazla enerji sarf eder. Bu durumda başta B12 eksikliği olmak üzere beyin yorgunluğu ortaya çıkar.

    Sağlık şartları, Sanayi üretiminin artması ile birlikte kansarojen etki yapan hammaddeler kullanımı, tozlu ve pis iş yerleri, iş yerlerinde havalandırmanın yetersizliği, bodrum kat tarzı iş yerleri, güneş görmeyen iş yerleri, aşırı soğuk yada sıcak iş yerleri beyinde endorfin salgılanmasını baskılayarak yorgunluğu neden olmaktadır. 

    Manyetik dalgalar, İnsan beyni sinir hücreleri, snaplar ve benzer organellerden oluşur. Beyin komutlarını ürettiği elektrik ile sinirlere ulaştırır. Elektrik ise manyetik dalgadan etkilenir. Manyetik dalgalar beyne ulaştığında, karar aşamasında olan beyin sinir hücrelerinin karar vermekte zorlandığı görülmüş, bu durumda beyin yorgunluğu ortaya çıkmıştır.

    Uyuşturucular ve alkol, Çağımızın önemli sorunlarından biri olan alkol ve uyuşturucu, kullanıldığında merkezi sinir sistemini etkileyerek acıyı hissetmeme, sorumluluk hissetmeme, öğrenme de zorlanma, hafıza ve algılama problemlerine yol açar. Beyin durumu kontrol altında tutmak için çok fazla performans harcar ve beyin yorgunluğu ortaya çıkar.

    Beyin yorgunluğu nasıl giderilir

    İnsan günün üçte birini uyku uyuyarak geçirmelidir. Diğer üçte birlik kısım sosyal aktiviteler ve kalan sekiz saati de iş yerinde geçirmelidir. Yıl içinde bir kaç ayda bir bir hafta tatile çıkmak beyin yorgunluğunu giderecektir. Stresin neden kaynaklandığı belirlenmeli, bu nedenleri ortadan kaldırıcı tedbirler alınmalıdır. 

    Sağlıksız ortamlar ve gece hayatından uzak durmak, iş molalarında farklı bir uğraş edinmek, işinizde karmaşıklığa son verip sistemli çalışmak beyin yorgunluğunu azaltacaktır.

    Manyetik üreteçlerden uzak durulmamalı, cep telefonları üst ceplerde ve uyurken başucunda olmamalı, evde kablosuz internet yerine kablolu tercih edilmelidir. 

    Kuruyemiş tüketmek, mor meyveler tüketmek, zeytinyağlı yiyecekler, balık gibi besinler beyin yorgunluğuna iyi gelmektedir. Bunun yanında ara sıra kahve ve çay beyin yorgunluğunu gidermektedir.

    Spor yaparak hücrelere oksijen depolamak beyin yorgunluğunu gidermektedir. Ayrıca spor ile birlikte vücudun diğer bölümlerinde de rahatlama görüleceğinden komp]]> Beyin Sarsıntısı https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-sarsintisi.html Mon, 05 Nov 2018 14:06:34 +0000 Beyin sarsıntısı, beynin olağan işleyişini değiştiren travmatik beyin yaralanması olarak tanımlanabilir. Bu etkiler genellikle geçici olur. Konsantrasyon sorunları, baş ağrısı, denge ve koordinasyon sorunları, yargı ve hafız Beyin sarsıntısı, beynin olağan işleyişini değiştiren travmatik beyin yaralanması olarak tanımlanabilir. Bu etkiler genellikle geçici olur. Konsantrasyon sorunları, baş ağrısı, denge ve koordinasyon sorunları, yargı ve hafızayla ilgili sorunlar beyin sarsıntısı sonrası görülebilir.

    Beyin sarsıntısı en fazla başa alınan darbelerden sonra ortaya çıksa da, başla birlikte üst vücut kısmının şiddetli sarsılması sonrasında da olabilir. Bu tür sarsılmalar sonrasında kişide bilinç kaybı meydana gelebilir. Ancak genellikle beyin sarsıntısı olmaz. İnsanlar bu nedenle beyin sarsıntısı geçirdiklerinde bunun farkına varamazlar. Özellikle futbol gibi diğer kişilerle temas halinde olunan aktiviteler yapıldığında beyin sarsıntısı yaygın olarak görülebilir. Her beyin sarsıntısında beyin belirli ölçüde hasar alır. Bunun tam olarak iyileşmesi için hem dinlenme, hem de zaman gerekir. Toplumda rastlanan beyin sarsıntılarının pek çoğu hafif derecededir. Bu nedenle kişilerin iyileşmesi tam olarak gerçekleşebilir.

    Beyin sarsıntısı sebepleri

    Beyin jelatin yoğunluğunda olur. Gündelik yaşamda olan çarpmalarda, sarsıntılarda kafatası içindeki beyin omurilik sıvısı adeta yastık işlevi görür. Üst vücuda başa ve boyna gelen sert bir darbe, kafatası iç duvarında güçlü bir şekilde ileri geri kayma yapar. Araba kazası gibi şiddetli olaylarda başın hızlanması ve yavaşlaması sonucunda beyin yaralanması da olabilir.

    Bu tür yaralanmalar genellikle bir süre beyin işlevini etkiler. Bu beyin sarsıntısı belirtilerin ortaya çıkmasıyla sonuçlanır. Beyin hasarı ayrıca beyinde ve çevresinde kanamaya yol açabilir. Olayın ardından ya da bir süre sonra uzun süreli sersemlik hali, kafa karışıklığı gibi semptomlarda ortaya çıkabilir. Beyinde ölümcül kanamalar olabilir. Bu nedenle beyin hasar geçiren kişilerin zaman kaybetmeden görüntülenmesi, belirtilerin durumuna göre acil yardım alması önemlidir.

    Beyin sarsıntısı belirtileri

    Beyin sarsıntısı belirtileri hafif derecede olabilir ve bu yüzden hemen etkisini göstermeyebilir. Bu belirtiler bazen günlerce ve haftalarca sürebilir. Bazı hallerde daha uzun sürdüğü de görülebilir. Travmatik beyin yaralanması, sarsıntı sonrasında en sık görülen belirtiler arasında amnezi, baş ağrısı ve kafa karışıklığı olması yer alır. Daha önce bilinç kaybının olduğu ya da olmadığı amnezi çoğu zaman beyin sarsıntısına yol açan darbeden dolayı hafıza kaybıyla birlikte olur. Beyin sarsıntısı sonrası görülen en yaygın belirtiler ise;
    • Başta baskı hissi ya da baş ağrısı
    • Kafa karışıklığı olması ya da sisteymiş gibi hissedilmesi
    • Geçici bilinç kaybı
    • Travmatik olayı perdeleyen amnezi
    • Yıldız görme, baş dödnmesi
    • Bulantı ve kusma
    • Kulak çınlaması
    • Yorgunluk
    • Geveleyerek konuşma
    Beyin hasarlarında bazı belirtiler hemen görülürken, bazıları ertelenerek saatler günler sonrasında da ortaya çıkabilir. Bunlar arasında;
    • Işığa ve sese duyarlılık
    • Hafıza ve konsantrasyon kaybı
    • Kişilik değişimleri ve sinirlilik hali
    • Uyku sorunları
    • Tat ve koku alma bozuklukları
    • Depresyon ve psikolojik uyum sorunları yaşanması
    Küçük çocuklarda baş travmaları daha yaygın görülmektedir. Fakat beyin sarsıntısının yeni yürüyen çocuklarda ve yeni doğan bebeklerde fark edilmesi biraz güç olabilir. Bunun nedeni hissettiklerini tam olarak ifade edememelerinden kaynaklanır. Bu yüzden beyin sarsıntısının çocuklardaki sözsüz belirtilerine dikkat edilmelidir.
    • Huysuzluk ve sinirlilik
    • Kolay yorulma, uyuşukluk hali
    • Sevdikleri oyuncaklara ilgisiz olmaları
    • Uyku ve yemek düzenlerinde değişme
    • Sallantılı yürüme, denge kaybı olması
    Baş yaralanması geçiren çocuklarda ve yetişkinlerde gecikmeden doktorla görüşülmelidir. Acil yardım gerekli olmasa bile başa darbe için tavsiye almak için doktorunuzu aramalısı]]> Beyin Sapının Görevleri https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-sapinin-gorevleri.html Mon, 05 Nov 2018 16:02:47 +0000 Beyin Sapının Görevleri, Beynin alt kısmında bulunan, kafa sinirleri yolu ile boyun ve yüzün motor ve duyusal hareketlerini sağlayan yeridir. Beyin sapını incelediğimiz de omuriliğin beynin içine doğru yerleşmiş Beyin Sapının Görevleri, Beynin alt kısmında bulunan, kafa sinirleri yolu ile boyun ve yüzün motor ve duyusal hareketlerini sağlayan yeridir. Beyin sapını incelediğimiz de omuriliğin beynin içine doğru yerleşmiş bir uzantısı gibidir. Beynin ilk oluşan bölgesi beyin sapıdır. Küçük bir yapıya sahip olmasına rağmen beyin ile vücut arasındaki bütün sinir bağlantıları beyin sapından geçtiğinden dolayı hayati bir önem taşımaktadır. Beyin sapı 3 bölümden meydana gelir. Bunlar, orta beyin, omurilik soğanı ve köprüdür.

    Omurilik soğanı, kan basıncını düzenleme, nefes alış verişi, kalp ritmini düzenleme ve yutma gibi işlevlere sahiptir. Omurilik sinirine gelen ve oradan giden lifler, köprü ve beyin sapından geçer. Bu bölgelerde meydana gelebilecek en uf ak bir hasar çok tehlikeli olup beyin ölümüne neden olur. Bu yüzden boyuna alınan sert darbeler ölümcül olabilmektedir. Beyin sapının işlevini yapamadığı durumlarda kişinin normal yaşamını sürdürmesi mümkün değildir.

    Pons yani, kafa ve boyun bölgesini ilgilendiren işlevleri yürüten ve kafa sinirlerinin bulunduğu yere "köprü" adı verilmektedir. Ponsun görevleri kan basıncını, solunumu ve kalp atışını düzenlemektir. Aynı zaman da beyin, beyincik ve omuriliği birbirine bağlar. Yani köprü vazifesi görür.   

    Beyin sapının görevleri nelerdir

    • Beyin sapının ilk görevi sinyalleri iletmektir. Vücuttan beyine, beyinden vücuda giden her sinyal beyin sapından iletilmek zorundadır. Bu yolda giden her sinyale kimi zaman yeni bilgiler eklenmekte bazen de bilgiler çıkarılmaktadır.
    • Beyin sapı ile alakalı bir diğer görev ise, beyinden çıkmakta olan 12 sinirden 9 ana siniri vücuda dağıtmaktır.
    • Beyine gelen tüm bilgileri düzenler ve yönetir. 
    • Merkezi sinir sistemini düzenler.
    • Uykuyu düzenler. Yani beyni aktif tutarak uyumamayı, ya da uykuya ihtiyaç duyulduğunda uyumayı sağlar.
    • Beyin ve vücut arasındaki sinyallari düzenler.
    • Beyinden çıkan 9 ana siniri vücuda dağıtır.
    • Kan basıncı, vücut ısısı terleme, sindirim gibi oluşumların kontrolünü sağlar.
    • Kalp atışı, nefes alma gibi yaşamı sürdürmeyi gerekli kılan faaliyetleri düzenler.
    • Dengede kalmamızı sağlar.
    • Beş duyumuzdan görme ve işitme reflekslerini beyin sapı düzenler.
    • Yutma ve solunum beyin sapının foksiyonlarındandır.
    • Beyindeki tüm bilgileri dağıtır ve yönetir.        
    ]]>
    Beyin Damar Hastalıkları https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-damar-hastaliklari.html Tue, 06 Nov 2018 06:02:50 +0000 Beyin Damar Hastalıkları: Beyindeki damarların çeşitli patolojik durumlar sebebi ile tıkanması, daralması veya yırtılarak kanın damar dışına akması sonucu oluşan hastalıklardır. Beyin damarlarının tıkanması ve daralmas Beyin Damar Hastalıkları: Beyindeki damarların çeşitli patolojik durumlar sebebi ile tıkanması, daralması veya yırtılarak kanın damar dışına akması sonucu oluşan hastalıklardır. Beyin damarlarının tıkanması ve daralması ile oluşan duruma iskemik beyin damar hastalığı denir. Damarın yırtılarak kanın beyin içine akmasına beyin kanaması denir. Beynimiz günlük yaşantımızda çok önemli görevler üstlenmiş olduğundan, Beyin Damar Hastalıkları sonucu, kişilerde bilinç bozukluğu, konuşma bozuklukları, felç veya kısmi felç, denge bozukluğu, görme bozukluğu gibi  çeşitli durumlar meydana gelebilir. Bu gibi olağan dışı durumun gelip geçici veya hafif şiddette olması bu olayların önemini azaltmamalı, tam tersine hasta,hasta yakını ve doktor tarafından ciddi bir şekilde incelenerek ileride meydana gelebilecek durumların önlenmesi bakımından önem taşımalıdır. Bu yaklaşım tarzı ile hafif olan hastalıkların daha fazla ağırlaşması da önlenmiş olur. 
     
    Beyin damar hastalıkları önemi: Dünyada ölüm sebepleri sıralamasında, kalp hastalıkları ve kanserden sonra üçüncü,  hasar bırakma bakımından ilk sıradadır. Nörolojik hastalıklar içinde en çok görülen hastalık grubudur. Son dönemlerde düzeltilebilir risk faktörleri ile mücadele, görüntüleme yöntemleri ile erken tanı avantajı ve yeni tedavi yöntemlerinin sunulması ile bu hastalık grubunda ölüm oranlarında azalmalar görülmektedir. Beyin damar hastalıklarının % 72 gibi büyük bir kısmı 65 yaşın üzerinde, %3 gibi kısmı 15-45 yaş aralığında görülürken, çocukluk çağında çok nadir olarak görülür. Her yıl ortalama olarak 600.000 yeni beyin damar hastalığı belirtisi görülüp, bunların yaklaşık olarak %30’unun öldüğü, % 40 gibi bir kısmının ağır hasarlı olarak hastaneden çıktığı ve sadece % 10’unun tam olarak sağlığına kavuştuğu bilinmektedir. Tıkanma veya daralmaya bağlı betin damar hastalıkları oranı %85 iken, kanamaya bağlı beyin damar hastalıkları oranı ise % 15 olarak görülmektedir. Beyin damar hastalıkları, yüksek ölüm ve sakat kalma tehlikesinden dolayı, önemli bir sağlık sorunu olmasının yanı sıra,  sosyal ve ekonomik sorun olma özelliği de bulunmaktadır. Bu açıdan hastalık sebeplerinin belirlenmesi, korunma ve tedavi bakımından birçok çalışma yapılmış ve bu çalışmalar halen yapılmaya devam edilmektedir. Risk faktörlerinin giderilmesi bu hastalıklardan korunma bakımından büyük önem taşımaktadır.

    Düzeltilebilir risk faktörleri: Hipertansiyon, kandaki yağ yüksekliği, Diyabet, obezite, sigara, alkolizm,  ürik asit yüksekliği. 
    Düzeltilemeyen risk faktörleri: Genetik yatkınlık, enfeksiyon,kalp hastalıkları,  doğuştan damar hastalıkları. Toplumumuzda özellikle en çok hipertansiyon sonucu beyin damar hastalıkları görülmekte olup, düzeltilebilir risk faktörlerinin azaltılması ile bu hastalık grubuna yakalanma oranı düşürülebilir.  
    ]]>
    Beyin Küçülmesi https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-kuculmesi.html Tue, 06 Nov 2018 10:30:41 +0000 Beyin küçülmesi, sadece ülkemizde değil dünyada sık karşılaşılan bir durumdur. Özellikler yaşı ilerlemiş olan ve yaşlı grubuna giren insanlarda bu hastalık ortaya çıkmaktadır. Beyim küçülmesi, aslında birçok zaman has Beyin küçülmesi, sadece ülkemizde değil dünyada sık karşılaşılan bir durumdur. Özellikler yaşı ilerlemiş olan ve yaşlı grubuna giren insanlarda bu hastalık ortaya çıkmaktadır. Beyim küçülmesi, aslında birçok zaman hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır. Kimi zaman bunaklık, kimi zaman daha ciddisi olan alzheimer hastalığı olarak karşımıza çıkan beyin küçülmesi önemli belirtiler vermektedir. Halk dilinde bunama olarak bilinen bu rahatsızlık tıbbi olarak ise demans olarak bilinmektedir. Demans aynı zamanda alzheimer hastalığının diğer adıdır. Bu nedenle beyin küçülmesinin kötü huylusuna alzheimer denilebilir. Beyin küçülmesi, yaşı küçük olanlarda yok denecek kadar az görülen bir rahatsızlıktır. Buna rağmen beyin küçülmesi sorunu yaşayan yaşı küçük insanlar, bu rahatsızlığı gerekli tedavileri yaptırarak atlatmaktadır. 
    • Risk faktörleri: Beyin küçülmesi sorununun bazı risk faktörleri bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi ileri yaştaki insanlardır. Yaşı ilerlemiş olan insanlarda beyin küçülmesi, oldukça sık karşılaşılmaktadır. 
    • Bunun yanında bir diğer risk faktörü ise travmatik kazalardır. Başa ve omuriliğe yakın bölgelere alınan sert darbeler, beyinde hasara neden olarak beyin küçülmesi rahatsızlığının başlamasına neden olmaktadır. 
    • Son olarak insanlarda doğumsal durumlara bağlı olarak ya da genetik durumlara bağlı olarak beyin küçülmesi rahatsızlığı ortaya çıkabilir. Bu durum bazen ileri ki yaşlarda bazen de küçük yaşlarda görülebilir. 
    Beyin küçülmesi nedir

    Beyin küçülmesi, beyinde bulunan milyonlarda hücrenin ölmeye başlayarak yavaş yavaş beyinde meydana gelen büzülmelerdir. Beyin bu şekilde hücresel olarak küçülür ve ileri ki zamanlarda cihazlarda görülebilecek derecede küçülmeler meydana gelir. Beyin küçülmesi, önlem alınmadığı zaman sonu ölümle bitebilecek bir rahatsızlıktır. Hatta bu rahatsızlık yaşlı olan insanlarda bazı önlemler alınsa bile fayda etmemektedir. Bu nedenle beyin küçülmesinin son derece tehlikeli bir rahatsızlık olduğunu söylemek mümkündür. Beyin küçülmesi sorunu olan insanlarda ileri yaşta ciddi durumlar meydana gelir. İnsanlarda ortaya çıkan bu durumlar kişideki gelişimi yavaş bir şekilde etkiler. Beynin bilgi alış verişini ve kişinin gündelik yaşamını sürdürmesini olumsuz bir şekilde etkileyen beyin küçülmesi insanlarda önemli sorunlara neden olur.

    Beyin küçülmesi ne gibi belirtilere neden olur
    • Beyin küçülmesinin en büyük göstergesi, unutkanlıklardır. Özellikle birkaç ay içerisinde kişide bulunan unutkanlık durumları hızlı bir şekilde artış gösterecektir. Bu unutkanlık durumları, gittikçe artacağı için özellikle yaşlılarda ciddi bir sorun haline gelecektir. Kişi bazen evinin yolunu bile unutacağı için unutkanlık sorunu da ayrı bir tehlike olacaktır. 
    • Konuşmada ve diğer becerilerde güçlük: Kişi beyin hücrelerinde meydana gelen kayıplar nedeniyle normalde düşünmeden yapılan ve ve istemsiz olarak yapılan hareketlerde zorluklar yaşayacaktır. Kişi konuşma işlemini bile yapamayacak hale gelecektir. 
    • İçe kapanma: Yine beyin hücrelerindeki hasarlara bağlı olarak kişide içe kapanıklık durumu ortaya çıkar. Bu belirti beyin küçülmesi olan herkeste ortaya çıkabilecek bir durumdur. 
    • Hayal görme: Hastalığın daha ileri ki dönemlerinde kişide hayal görme durumları meydana gelecektir. Bu durum kişinin, çevresindeki insanlara kötü davranmasına bazen de çok iyi davranmasına neden olacaktır. Kişinin davranışları, gördüğü hayallere bağlı olarak değişebilir. 
    • Anlama bozukluklar: Kişide yavaş yavaş ortaya çıkan anlama bozuklukları, kişinin söylenenleri anlamamasına neden olacak ve bu durum belli bir süre sonra çok daha fazla sorun haline gelecektir. Bu durumlara bağlı olarak insanlarda birçok ciddi sorun ortaya çıkacağı için erkenden tedavi şarttır. 
    ]]>
    Beyin Ölümü https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-olumu.html Tue, 06 Nov 2018 15:29:34 +0000 Beyin ölümü, beynin tamamı, beyincik ve diğer hayati merkezlerin bulunduğu beyin sapı bölgesinin fonksiyonlarının geri dönüşü olmayacak şekilde kaybolması ve mutlak ölümle sonuçlanan süreçtir. Beyin ölümü gerçekleşti Beyin ölümü, beynin tamamı, beyincik ve diğer hayati merkezlerin bulunduğu beyin sapı bölgesinin fonksiyonlarının geri dönüşü olmayacak şekilde kaybolması ve mutlak ölümle sonuçlanan süreçtir. Beyin ölümü gerçekleştiğinde hastanın sadece kalbi atar. Yani kalp atışları ve nabız dışında yaşamsal bir bulgu vermez. Vücuttaki yaşamsal fonksiyonlar solunum cihazı ve diğer tıbbi cihazlarla sağlanır. Hasta kendi solunumu olmadığından yaşam destek ünitesinden ayrıldığı anda kaybedilir.

    Beyin ölümü hastanın sona yakın olduğu bir süreçtir. Bu nedenle beyin ölümünün gerçekleştiğini doğru olarak ve zamanında yapmak önemlidir. Bir doktorun görevi ve mesleğini icra ederken ki hedefi hastanın ruhsal ve fiziksel sorunlarını gidererek, yaşam kalitesini arttırmaktır. Bu nedenle bir hastanın yaşamının sonlandığını, beyin ölümünün gerçekleştiğinin kesin olarak belirlenmesi gerekir.

    Beyin ölümü gerçekleşince uyanan olur mu

    Beyin ölümü hastanın akciğer, kalp ve vücudundaki diğer organlara verilen desteğe rağmen beyin fonksiyonlarının geri dönüşü olmayacak şekilde tamamen yitirilmesidir. Bu nedenle hasta yakınlarının, ailesinin bunu doğru anlaması, başka hastalara yaşam kaynağı olabilecek organ bağışı hakkında da sağlıklı kararlar vermesi önemlidir.

    Bir hastanın beyin ölümü ilan edilirse, bu aşamadan sonra uyanan bir kişinin olmadığı bilinmektedir. Beyin ölümüyle birlikte beyin, beyincik, beyin sapı fonksiyonları geri dönüşümü olmayacak şekilde yok olur. Bu durumu koma ve bitkisel hayata girme durumlarıyla karıştırmamak gerekir. Beyin ölümü demek tıbbi ölümü ifade eder. Bu durumda solunum ve diğer organlara yaşam desteği sağlanırsa kısıtlı şekilde bir süre daha çalışma devam eder. Destek kesildiği anda organ fonksiyonları durur. Beyin ölümü hem tanınması, hem de tanımlanması kritik bir olgudur. Bunun zamanında, eksiksiz ve doğru şekilde tanımlanması önemlidir.

    Bitkisel hayat ve koma halinde hastada beyin sapı fonksiyonlarının olduğuna dair bulgular olur. Hastanın bazı organlarının fonksiyonları ve solunumu beynin kontrolünde olur. Fakat beyin ölümü halinde beynin bir fonksiyonu kalmaz. Bu özellikler nedeniyle halk arasında bir yanılgı meydana gelmiştir. Hastanın beyin ölümünün gerçekleşmesine rağmen kalbinin atması gibi durumlar yakınları tarafından ölmediği düşüncesine neden olur. Ancak beyindeki fonksiyonlar geri dönüşümsüz kaybedildiğinden, bir süre sonra diğer organlarda da fonksiyon bozukluğu meydana gelecektir. Bu nedenle organ bağışı yoluyla diğer hastalara umut ışığı olacak bu süreci kaçırmamak gerekir.

    Beyin ölümü hangi durumlarda olur

    Bazı kazalarda, hastalıklarda uygulanan tedaviler yetersiz kalabildiği için yaşam sonlanabilir. Beyin ölümü ise bu durumlarda yaşamın sonlama sürecinde olan son dönemdir. Dünyadaki beyin ölümü nedenleri değerlendirildiğinde, trafik kazaları, ateşli silah ve darp yaralanmaları, yüksekten düşme gibi travmatik beyin hasarının olduğu durumlar, beyin dokusu ve beyin zarlarına olan kanama ilk sıradaki nedenler arasındadır. Hızlı seyri olan beyin iltihabı, ani kalp durması, bakteriyel menenjit, beynin oksijensiz kalması gibi nedenler daha sonra gelir. Çocuklarda solunum yolu tıkanıklığı, motorlu araç kazası, şiddet beyin ölümü nedenleri arasında ilk sıralarda yer alır.

    Beyin ölümü kesin tanısı nasıl yapılır

    Beyin ölümü sürecinde tanı kesin olmalıdır. Bunun için 3 temel bulgu dikkate alınır. Kesin tanıda beyin hasarına neden olan hastalığın ya da süreçlerin herhangi bir tedavisi olmamalı ya da tedavi girişimlerine rağmen yanıt alınmamalıdır. Hasta bu süreçte anestezik ilaçların ve bilinç seviyesine etki edebilecek ajanların, metabolik bozuklukların ve elektrolit dengesizliklerin etkisi altında olmamalıdır. Her türlü tıbbi gereklilik sağlandıktan sonra beyin ölümü için aranan temel bulgular değerlendirilmelidir. Bu bulgular derin koma hali, beyin sapı reflekslerinde kaybolma ve]]> Beyin Sapı İltihabı https://www.beyinhastaliklari.com/beyin-sapi-iltihabi.html Wed, 07 Nov 2018 06:41:21 +0000 Beyin sapı iltihabı, insanlarda sık görülen bir durumdur. Sadece ülkemizde değil tüm dünya ülkelerinde görülebilen bu durum tıbbi olarak "nöropati" olarak bilinmektedir. Tarihi oldukça eskilere dayanan bu durum, günümüzde old Beyin sapı iltihabı, insanlarda sık görülen bir durumdur. Sadece ülkemizde değil tüm dünya ülkelerinde görülebilen bu durum tıbbi olarak "nöropati" olarak bilinmektedir. Tarihi oldukça eskilere dayanan bu durum, günümüzde oldukça artmıştır. Bunun nedeni ise hastalığın ortaya çıkmasında rol oynayan etkenlerin günümüzde daha çok artmasıdır. Beyin sapı iltihabı, ilk başlarda basit bir hastalık olarak görülebilmektedir. Fakat bu durum ileri ki zamanlarda belirtilerini tam olarak ortaya çıkardığında ne kadar ciddi bir rahatsızlık olduğu anlaşılabilir. Beyin sapı iltihabı olan insanlarda sinir hücreleri ciddi bir şekilde hasar görür. Bu nedenle insan vücudunda birçok farklı belirti ortaya çıkar. Beyin hücrelerinin hasar görmesi demek, insanlarda birçok işlevin yapılamaz hale gelmesine ve beynin gelişememesine bir göstergedir. Bu durum insanlarda bazen fiziksel belirtilere neden olurken bazen de ruhsal belirtilere neden olarak kendisini ortaya çıkarmaktadır. Beyin sapı iltihabı, aslında sadece beyni etkileyen bir hastalık değildir. Bu hastalık ilk başlarda sadece beyinde etkilere neden olsa bile yeterli sinyalin diğer organlara ulaştırılamamasına bağlı olarak ve yeterli salgının salgılanamamasına bağlı olarak vücutta bulunan diğer organların da olumsuz bir şekilde etkilenmesine neden olacaktır. Özellikle şeker hastalığı gibi hastalıklar vücutta damar sertliğine neden olan böbrek yetmezliği ve yüksek tansiyon gibi hastalıklar beyin sapı iltihabı rahatsızlığının önemli nedenlerinden biridir. 

    Beyin sapı iltihabı nedenleri nelerdir

    Sistematik bozukluklar: Kimi zaman bir kazaya bağlı olarak kimi zaman ise doğum sırasındaki durumlara bağlı olarak insanlarda sistematik bozukluklar meydan gelebilmektedir. Bu durum beyin sapı iltihabı olan insanlarda karşılaşılan nedenlerden biridir. 
    Alkol bağımlılığı: Özellikle ülkemizde batı bölgelerde çok fazla kullanılan alkollü içecekler, insanlarda belli bir süre sonra beyin sapı iltihaplarının oluşmasına neden olmaktadır. Bu durum eski zamanlara göre günümüzde beyin sapı iltihabının artmasının en önemli nedenidir. 
    AİDS: İnsanlara kan yoluyla geçen Aids hastalığının en büyük belirtisi beyin sapı iltihabıdır. Aids olan insanlarda belli bir süre sonda bu rahatsızlık görülebilir. Bu nedenle beyin sapı iltihabına bir neden olarak aids hastalığı örnek verilebilir. 
    Romatid artrit: İnsanlarda meydana gelen romatizma hastalıklarından biri olan gezici romatizma ve iltihaplı romatizma sorunlarında sadece eklem bölgeleri değil aynı zamanda beyin sapı da olumsuz bir şekilde etkilenmektedir. Beyin sapı iltihaplanması, romatizma hastalığı olan insanlarda da meydana gelebilmektedir. 
    Kimyasal soluma: Özellikle yapıştırıcı kimyasalları soluma durumlarında beyin sağı iltihabı ortaya çıkar. Bağımlı bir şekilde bally çeken insanlarda kısa bir süre sonra beyin sapı iltihaplanması ortaya çıkar. 
    Tıbbi ve bitkisel ilaçlar: Her ne şekilde olursa olsun aşırı bir şekilde ilaç kullanma, insanlarda beyin sapı iltihaplanmasına neden olmaktadır. Bu nedenle elden geldikçe az ilaç kullanmaya çalışın.

    Yukarıda yer alan durumların haricinde daha birçok etken insanlarda beyin sapı iltihaplanmasına neden olmaktadır. Bunlar; Difteri, tiroit tembelliği, böbrek ve karaciğer yetmezliği, HIV enfeksiyonu, silifiz, Kurşun zehirlenmesi ve toksin maddelere maruz kalma gibi durumlardır.

    Beyin sapı iltihaplanması ne gibi belirtilere neden olur

    Beyin sapı iltihaplanması olan insanlarda meydana gelecek olan belirtiler hastalığın ileri ki dönemlerinde ortaya çıkar. Özellikle kaslarda kramp, bacaklarda güçsüzlük, vücudun çeşitli noktalarında uyuşukluk, yürümede zorluk, vücutta ağrılar, baş dönmesi ve baş ağrısı, duyularda sorunlar gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu belirtilerin birçoğunun hastada görülmesi son derece rahatsızlığa neden olacağı için kişi doktora gidecek ve teşhisi]]> Kötü Huylu Beyin Tümörü https://www.beyinhastaliklari.com/kotu-huylu-beyin-tumoru.html Wed, 07 Nov 2018 14:31:05 +0000 Kötü huylu beyin tümörü, eski zamanlarda olduğu gibi günümüzde de görülen rahatsızlıklardan biridir. Genellikle sonu ölümle biten bu rahatsızlık, beyinde bulunan tümörün kötü huylu olmasına bağlı olarak tedavi edilemem Kötü huylu beyin tümörü, eski zamanlarda olduğu gibi günümüzde de görülen rahatsızlıklardan biridir. Genellikle sonu ölümle biten bu rahatsızlık, beyinde bulunan tümörün kötü huylu olmasına bağlı olarak tedavi edilememektedir. Fakat çok erken teşhis yapıldığında bu rahatsızlık durdurulabilmektedir. Fakat böyle bir şans olsa bile genellikle insanlar hastalığı ileri ki safhalarında fark ettikleri için artık yapacak çok ciddi tedaviler kalmamaktadır. Kötü huylu olarak ortaya çıkan beyin tümörlerinin görülme sıklığı araştırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre her 100.000 kişiden 5'inde bu tümöre rastlamıştır. Bu hastalık kanser ölümlerinin ise yüzde üçünü oluşturmaktadır. Kötü huylu beyin tümörü, kadınlara göre erkeklerde daha fazla görülmektedir. Bu nedenle hastalığın erkeklerde görülme riskinin daha fazla olduğunu söyleyebiliriz. Kötü huylu olan beyin tümörleri çocukluk yaşlarında başladığı gibi ileri yaştaki insanlarda da meydana gelebilmektedir. Fakat çocukluk yaşlarında meydana gelen beyin tümörleri, toplam olarak insanlarda karşılaşılan kötü huylu beyin tümörlerinin yüzde otuzunu oluşturmaktadır. Kötü huylu beyin tümörlerine neden olarak kafa bölgesine alınan travmalar, bazı virüsler, doğumsal etkenler, embriyonel durumlar gösterilse bile aslında bu tümörlerin tam olarak neden oluştuğu bilinmemektedir. Bu tümörlerin neden oluştuğu bilinmediği için ise yapılan tedavilerden tam sonuç alınamamaktadır.

    Kötü huylu beyin tümörü ne gibi belirtilere neden olur
    • Baş ağrısı kötü huylu beyin tümörünün en ilk belirtilerindendir. Öyle ki bu tümörler, oluşmaya başladıktan hemen sonra beyinde yaptığı etkilerden dolayı baş ağrılarının ortaya çıkmasına neden olur. Meydana gelen baş ağrıları ilk başlarda hafifken daha sonraki zamanlarda daha da şiddetli olabilir. 
    • Bir diğer belirti ise kafa iç basıncının artmasıdır. Bu durum kişide daha farklı belirtilerin ortaya çıkmasına neden olarak hastalığın etkilerini ortaya çıkarmasıyla göz önüne gelmektedir. 
    • Kusma durumu, direk olarak kafa iç basıncının artmasına bağlı olarak ortaya çıkan bir durumdur. Kafa iç basıncı ise direk olarak kötü huylu beyin tümörü nedeniyle ortaya çıktığı için kusma da bir belirti olarak ele alınabilir. 
    • Kötü huylu beyin tümörü olan insanlarda zihinsel olarak uyuşukluk problemleri ortaya çıkar. Ortaya çıkan zihinsel uyuşukluk, kişide dışarıdan hissedilmese bile kişi bir sorun olduğunun farkında olacaktır. 
    • Son olarak kişide meydana gelen bir diğer belirti ise uykuya eğilimdir. Bu tümörün bulunduğu insanlarda sık sık uyku isteği ve uyuma gerçekleşecektir. Bu nedenle uyku halini de bir belirti olarak görmek mümkündür. 
    Tanı nasıldır
    Günümüzde teknolojinin gelişmesine bağlı olarak bu ve buna benzer birçok iç hastalığının tanısı çok kolay bir şekilde konulabilmektedir. Beyinde oluşan kötü huylu tümörlerde yapılacak olan tanıda en önemli şey aktif izlemdir. Tümörün gelişimine bakılarak kötü huylu olup olmadığı rahat bir şekilde anlaşılabilir. Bunun için yapılan ilk tanı yöntemi kafa filmidir. Kafa filminin çekilmesi ve bu şekilde tümörün şekline, dağılımına bakılması sonrasında tanı konulabilir. Eğer tanı konulamazsa bu durumda "Ekoensefalografi" yöntemi uygulanarak tanı konulmaya çalışılmaktadır. Fakat yine tanı konulamamışsa bu durumlarda bilgisayarlı beyin tomografisi ve beyin anjiografisi yöntemleri kullanılmaktadır. 

    Tedavi:
    Kötü huylu beyin tümörü, birçok farklı şekilde tedavi edilmektedir. Bu tedaviler genellikle başarısız olsa bile yakın geçmişte bu tedaviler sayesinde kötü huylu beyin tümöründen kurtulmuş olan insanlar bulunmaktadır. Tedavilerden ilki;
    İlaç tedavisi: İyi yanıt vermeyen tümörlerde olduğu gibi bazı tümör tiplerinde önemli bir yer tutar. Hastada ilaç tedavisi sürdürülürken diğer tedaviler de yapılır. 
    Işık tedavisi: Beyin tümöründe en önemli tedavi yöntemidir. Sağlıklı beyin dokusuna zarar verilmeden yüksek dozda ışın verilerek kötü huylu beyin]]> Beyinde Lezyon https://www.beyinhastaliklari.com/beyinde-lezyon.html Thu, 08 Nov 2018 07:37:25 +0000 Beyinde lezyon, hayati önem taşıyan organlardan biri beyindir. Beyin lezyonu, beynin herhangi bir bölümünde yıkım ya da hasar nedeniyle oluşan anormal dokulara verilen addır. Travma, beyin dokusunda iltihap gibi pek çok neden b Beyinde lezyon, hayati önem taşıyan organlardan biri beyindir. Beyin lezyonu, beynin herhangi bir bölümünde yıkım ya da hasar nedeniyle oluşan anormal dokulara verilen addır. Travma, beyin dokusunda iltihap gibi pek çok neden beyinde lezyona sebep olabilir. Beynin tek bir bölümünde görülebileceği gibi beynin tümünde de görülebilir. Hasra başlangıç aşamasında ufak olsa da zamanla lezyon ilerleyerek fiziksel ve ruhsal olarak bazı farklılıklara neden olabilir.

    Beyinde lezyon nedenleri

    Travmalar: Kafatasında meydana gelen şişme veya kanama beyin hücrelerini direkt olarak etkileyebilir. Ayrıca beyne basınç uygulayarak beyinde fonksiyonel bozukluğa sebep olabilir. Travma beyne zarar verebilen bir durumdur.

    Beyin dokusu iltihabı: Beyin dokusunda meydana gelen iltihap beynin fonksiyonlarını etkileyen önemli faktörlerden biridir. Menenjit, ensefaliteye yol açan enfeksiyonlardan dolayı oluşabilir.

    Otoimmum hastalıklar: Enflamatuar bağırsak hastalığı, romatoid artrit gibi hastalıklar yine beyin işlevlerini olumsuz olarak etkileyebilir. Beyin lezyonları bazen bu tarz hastalıkların yol açmasından dolayı ortaya çıkabilir.

    Beyin hastalıkları: Beyinle alakalı bazı hastalıklar yalnızca beyinde belli hücreleri etkileyebilir. Çoklu skleroz örneğin beyinde glial hücrelere zarar verebilir. Bu durumda bazı şikayetler ortaya çıkmaya başlayabilir. Beyinde leke de beyinde lezyona sebep olabilecek bir durumdur.

    İnme-felç: Beyne ulaşan kan desteğinin durması nedeniyle inme ya da felç görülebilir. Kanlamayı durduran birçok etken vardır. Beynin arter parçasında belli aralıklarla daralma, tıkanma gibi nedenler buna sebep olabilir.

    Kanama anevrizma: Kontrol edilemeyen hipertansiyon ya da arteriovenöz serebral malformasyon nedeniyle meydana gelebilir.

    Beyin tümörü: Beyin hücrelerinde gelişen ya ad diğer organlarda metastaz olarak görülen tümörler beyni etkileyebilir. Oluşan tümör beyin hücrelerinin yok olmasına neden olarak beyin fonksiyonlarını bitirebilir. Ya da beyinde belli bir alanı kaplayarak basınçla şişerek beyin fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir.

    Serebral palsi: Henüz gelişen bebeklerde beyne yeterince oksijen gitmemesi ya da beynin fonksiyonlarını tam olarak yerine getirememesidir. Bu durum anne karnında gelişmekte olan bebeklerde görülebileceği gibi bebek doğduktan birkaç yıl içinde de herhangi bir yaralanma ya da hastalık nedeniyle de ortaya çıkabilir.

    Beyinde lezyon türleri

    Beyin lezyonları açık ve kapalı olmak üzere iki grupta incelenir. Lezyonun yaratmış olduğu anormallikler, şikayetlere bağlı olarak tedavisinde değişiklikler olabilir. Dolayısıyla lezyonun türünün bilinmesi önemlidir.

    Açık beyin lezyonları: Açık beyin lezyonları hastanın kontrolü dışında gelişerek ilerleme gösterir. Kafa derisi ya da saç diplerinden beyne temas edebilen lezyonlar açık beyin lezyonlarıdır. Bu lezyonlar zaman içinde ilerleme göstererek beyinde mekanik olarak zarara sebep olurlar.

    Kapalı beyin lezyonları: Dış etmenlere bağlı olarak gelişen lezyonlardır. Çarpma, ani hareketler, düşme, darbe nedeniyle oluşarak, dışarıdan bakıldığında fark edilmezler. Hasta düştüğünde ya da kafasını çarptığında açılma, yaralanma ya da kanama görülmeyebilir. Ancak beyin hasar görmüş olabilir. Bu gibi durumlarda mutlaka bir doktora danışılmalıdır. Eğer beyinde lezyon meydana gelmişse hastanın hareketlerinde değişim başlar. Hasta el ve kol kontrolünü kaybedebilir, konuşma güçlüğü yaşayabilir veya aniden bayılabilir. Bazı durumlarda ise lezyonlar çok belirsiz olarak seyredebilir. Beyinde lezyon çok nadir olarak hayati tehlikeye yol açabilir. Ancak yine de çok dikkatli bir şekilde takip edilmesi gerekir.

    Beyinde lezyon]]>